Yargıya güveni sarsma girişimleri başarılı olamaz

Ülkemizde yapılan anketlerdeki güven sıralamasında yargı sürekli olarak üst sıralarda yer alıyor.

Halkımız yargıya güveniyor, onu sığınacağı son kale olarak görüyor.

Yasama ve yürütmeye, yani meclise ve hükümet edenlere güven azalırken, yargıya güvenin yükselmesi rastlantı değildir, halk doğruyu görüyor.

Tabii ki hukuktan yana olanlar, adalete güvenenler yargıya toz kondurmaz ama suç işleyip de adaletten kaçmak isteyenler yargıya eleştiri getirebiliyor.

Suçu işlerken düşünmeyenler, iş yargılanmaya gelince, yargıyı düşman olarak görebiliyorlar.

Sırf kendilerini haklı çıkarmak için yargıyı hedef yapıp, asılsız suçlamalarda bulunabiliyorlar.

Kendi suçunu görmezden gelip de “acaba etki altına alıp, kendimi, kurtarabilir miyim?” diyenler, yargının etki altında olduğunu ya da siyasallaştığını iddia edebiliyorlar.

Bunlar tehlikeli oyunlardır...

Zaten ülkemizde suçlar artmıştır, zaten sokakta bazı kriminal kişiler, kendince adalet sağladığını sanıyor, tabii ki ta ki polisle ve mahkemeyle tanışana kadar.

Şiddetin arttığı bir dönemde yargıya olan güveni sarsarsak, artık herkes kendi adaletini kendisi sağlamaya çalışır ve çok daha kötü günler görebiliriz.

Yargıya güven sarsılırsa, ülke Teksas’a döner, işin içinden hiç çıkamayız.

Suçlular da hak arayanlar da yargıya güvenmelidir, çok parası olanlar da orta halliler, fakirler de…

Unutulmamalıdır ki yargı önünde herkes eşittir…

Kimse yargıyı etki altına almaya çalışmamalıdır.

Yargıçlar, önüne gelen deliller, ifadeler ve dinledikleri çerçevesinde, yasaların kendilerine verdiği yetkilerle karar verir, başka hiçbir şey bunu etkileyemez.

Mahkemeye suç odakları da düşer, istemeden suç işleyenler de…

Mahkeme, her ikisinin de cezasını keser, her işlenen suçun cezası vardır.

Kanunların herkese eşit olarak uygulandığını ve kanunda yazılan cezaya kimsenin itiraz edemeyeceğini, boyun eğip, kabullenmesi gerektiğini anlatmak için “Adaletin kestiği parmak acımaz”  atasözü hatırlatılır.

Evet kanunlar herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Böyle olursa, kanunda yazılan cezaya kimse itiraz edemez, boyun eğer, kabullenir.

Emin olun ki mahkemelerimizde uygulama böyledir.

Bunu terse çevirmeye de kimsenin gücü yetmez, ne parayla, ne düzmece haberlerle, ne itibar kaybettirme, ne de güven kaybettirme taktikleriyle…

Yargı hiçbir zaman siyasallaşmadı, hiçbir zaman medyanın ya da başka bir kesimin etkisi altında kalmadı, yargının itibarı zaten yasalarla da korunuyor.

Evet, yargı eleştirilmez değildir ama bunun dozajını ayarlamak gerekir, eleştiri başka bir şeydir, hakaret, etki altına almaya çalışma girişimleri başka bir şey…

Yargı zaten “kötü niyetliyle”, “iyi niyetli” olanı ayırabiliyor.

Görülmekte olan bir davayla ilgili mahkeme etki altına alınmak istenirse, bunun için yasal mevzuat vardır ve bu eylem suç olarak nitelendirilir.

Nitekim Başsavcılık, iş insanı Bulut Akacan’ın gazetesinin iki haberini “yargıyı etki altına alma girişimi” olarak değerlendirip, soruşturma başlattı, bu konuda bir ekip oluşturuldu.

Demek ki yargı, kötü niyetli girişimleri hoş görme niyetinde değil, mevzuatın gerektirdiğini yapacak, adaletin saygınlığını koruyacaktır.

Gazetemize konuşan hukuk çevreleri de “yargıyı etki altına alma” ve “yargıya güveni sarsma” girişimlerini tehlikeli bulduğunu söyledi, aksi takdirde ülkenin kaosa girebileceğini kaydetti.

Umarız artık herkes sorumlu davranacak, yolu mahkemelere düşen yargıya güvenecek, başka hiçbir alengirli oyuna kalkışmayacak.

 

YORUM EKLE