Yarın, son söz günü

   Yarın, insanımız bir kez daha sandık başına gidecek. Kullanılan oyların sayımının ardından KKTC Cumhurbaşkanı belirlenecek.

   Oy pusulasında iki isim, yeniden aday olan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Cumhurbaşkanlığına aday olan Başbakan Ersin Tatar.

   Kıbrıs Türk Halkı’nın tanıdığı, bildiği iki isim.

   Siyasi yaklaşım farklılıkları var mı?

   Mutlaka var. Farklılıkları da gayet açık, anlaşılırdır.

   Kıbrıs Türk Halkının seçme hakkını en güzel şekilde kullanacağından kimse kuşku duymasın.

   Dünyanın her yerinde, demokrasi tarihi incelendiği zaman, seçme ve seçilme hakkının varlığı ve kullanılması önemli kilometre taşı olarak gösterilir.

   Kadınların, seçme ve seçilme hakkı daha da özel değer taşımaktadır.

   Kıbrıs Türk Halkı’nın genetiğinde, hoşgörü ve demokrasinin alt yapısı vardır. Atalarımızın, bu topraklarda varlığının başlangıç yılı 1571 olarak kabul edilir. Şartlar öyle gelişti, 1878’de ada İngiliz yönetimine geçti.

   Varlık olarak Osmanlı dönemi sonlandı, ancak atalarımız bu topraklarda kaldı.

   Çok kolay oldu mu bu topraklara tutunmaları? Olmadı.

   Ortodoks Rum Kilisesi, Rum toplumuna liderlik yaptı.

   Hakların korunmasından öte siyasi hedeflerinin önderliğini de kilise yürüttü.

   Kıbrıs Türk Halkı, Rum toplumun sahip olduğu liderlik yapısıyla mukayese edildiği zaman, kurumsal liderliğe çok geç, yakın geçmiş sayılacak yıllarda sahip oldu.

   Kıbrıs Türk Toplumunda oluşan liderlik, kilisenin kurumsal liderliğiyle kıyaslanmayacak kadar gerideydi.

   İngiliz yönetimi döneminde seçme seçilme hakkının cılız örnekleri hayat bulurken Kıbrıs Türk Toplumunun sıkıntıları hep olmuştur.

   Ulusal, toplumsal çizgide liderlik kurumlaşana kadar Kıbrıs Türk Toplumunun öne çıkan bazı isimleri şahsi çıkarlarına göre hareket edebilmiştir. 

   Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu sonrası hem ortak Temsilciler Meclisi hem de Türk Cemaat Meclisi için isimler belirlendi.

   O belirlemelerde Türk Toplumunda TMT etkili oldu.

   Ciddi seçim denemelerini toplum olarak 1974’ten sonra yaşamaya başladık.

   O denemelerde sıkıntılar yaşadık mı?

   Yaşadık.

   Çünkü özellikle 1963-1974 arası Kıbrıs Türk Toplumunda sivil bir yönetim yoktu. Devam eden mücadele koşullarına uygun, o yapının verdiği fırsatlar kadar sivil ve demokratik bir yapımız vardı.

   Doğruya doğru, daha ilerisi için ciddi bir talep de yoktu.

   1974 sonrası, küçük adımlarla bugünlere kadar geldik.

   Yarın bir kez daha sandık başına gidilecek.

   Adaylarla ilgili yeterince kanaat oluşmuştur.

   Oluşan kanaatin yol göstericiliğinde herkes oyunu kullanacak. Daha doğrusu kullanmalı.

   Herkes seçimin kaderini oy kullanarak belirlesin.

   Kullanılmayan oylar da seçimin kaderini belirler mi?

   Dolaylı olarak belirlemesine belirler ama sağlıklı değil.

   Gelin yüksek bir katılımla cumhurbaşkanımızı seçelim.

YORUM EKLE

banner75