Yarın yine sandık başı

   Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu yarın gerçekleşecek. Kıbrıs Türk halkının geçen defaya kıyasla bu kez sandığı önemseyeceği düşüncesindeyiz. Geçen pazar günü yapılan ilk tur cumhurbaşkanlığı seçimine katılma oranı, şimdiye kadarki en düşük katılım olarak seçim tarihine geçmişti. Katılmayanların oranı yüzde 40’ı aşmıştı ki, bu da küçümsenecek bir rakam değildir. Bu arada 5 bin kadar oyun geçersiz kılınması da zihinlerde çeşitli soru işaretleri oluşturmaktadır. Kasıtlı mı, bilgisizlikten dolayı mı veya başka nedenlerden ötürü müdür?

   Anlıyoruz; kırgınlıklar, dargınlıklar, küsmeler, gücenmeler olabilir. Ancak yine de bunları bir kenara bırakarak, demokrasiye katkı ve vatandaş olarak, seçmen olarak en doğal hakkı kullanmak gerek. Kıbrıs Türkü buna muktedirdir ve yarınki seçimde fire vermeyeceğine inanıyoruz. İleride eleştirme, hesap sorma adına oy kullanmak esastır. Halihazırda siyasi partilerin yanı sıra, bazı sivil toplum örgütleri de saflarını belirledi, ikinci tura yönelik görüşlerini ortaya koydu, hatta bazıları hangi adayı destekleyeceklerine dair ışık da tuttu.  

   Bu saatten sonra konuşulanların, verilen demeçleri bir yana koyup da, seçmenin ne diyeceğine bakmak lazım… Çünkü söz sırası yarın seçmendedir. İki adaydan birini seçecek ve yeni cumhurbaşkanı da belli olacak. Ama ikide birde Kıbrıs sorununu işe karıştırmak, gündeme taşımanın da hiçbir yararı olmadığını burada ifade etmek gerek. Bize ekmek verecek olan Kıbrıs sorunu değildir. 52 yılda verdikleri ne oldu ki, bundan sonra da verilmesini bekliyoruz? Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan sonra, Mehmet Ali Talat geldi, sonra Derviş Eroğlu, daha sonra da Mustafa Akıncı. Değişen bir şey oldu mu?

   Hele Talat-Hristofyas’ın aynı ideolojide buluştukları noktasından hareketle umutlar belirmiş, ancak sonunda yine hayal kırıklı yaratılmıştı. O kadar ki, Talat, “Ne yapayım, kendimi Atatürk Meydanı’nda asayım mı?” demek zorunda kalmıştı. Mustafa Akıncı da Crans Montana’da iplerin kopmasıyla “Bizim neslin siyasal bir çözüme ulaşamayacağı anlaşıldı” diye itirafta bulunmuştu… Onun için diyoruz ki, Kıbrıs meselesine artık bulaşmayın. O konuda ip koptuğuna göre, nasıl ki karşı taraf işine gücüne bakıyor, biz de bu saatten sonra işimize gücümüze bakmalıyız, bakmak zorundayız. Nasıl ki, karşı taraf, Yunanistan’ın yanı sıra, Mısır, İsrail ve Fransa başta olmak üzere; bazı ülkelerle anlaşmalar yapıyor, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin başına çorap örmeye çalışıyor, KKTC olarak, bizim de Türkiye ile birlikte dik duruş sergileyerek, saflarımızı sıklaştırmamız ve mukavemet gücümüzü artırmamız gerek.

   Çünkü Rum Yönetimi, çözüm defterini kapatmış bulunuyor. Ortaklığa da ihtiyacı yoktur. Edindiği dostlarla Doğu Akdeniz’deki doğalgazı sahiplenme peşindedir. Esasen ip zaten 2004 yılında kopmuştu. Koparan da AB idi. Kıbrıs sorunu çözüme kavuşmadan Güney Kıbrıs’ı üyeliğe almakla işin içine etmiş, ipi de koparmıştı…

   Kıbrıs sorununa daha fazla girmek istemiyoruz. Bizi ilgilendiren önümüzdeki gündem ve yapılması gerekenlerdir. Kendi kendini yöneten bir halk, bir devlet vardır Ada’nın kuzeyinde. Kabul etseler de etmeseler de, bu varlığı inkâr edemezler. İşte bu varlık yarın yine demokratik hakkını kullanarak, sandığa gidecek ve oyunu verecektir. Sandıktan çıkacak sonuca herkes gibi onlar da saygı duymak zorunda kalacaklardır. 

                                                                                ***

Hasan Okay ve Kemal Can, dün

gözyaşlarıyla toprağa verildiler

   Hasan Okay ve Kemal Can, Lefkoşa’nın olduğu kadar, Kıbrıs Türk toplumumuzun da tanınmış simalarıydı. Okay Şoför Okulu’nun sahibi, saygıdeğer, iyi insan Hasan Okay, dün gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı. Sevgili eşi Sevil hanım ile evlatları Seda ve Küfi Okay, “Bizleri derin acılar içerisinde bırakarak aramızdan ayrılan Hasan Okay’ın vefatını tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyururuz. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

   Kardeşleri Münüre-Hüseyin Karaca, Hüseyin-Olcay Fırıncıoğluları, Hakan-Füsun Fırıncıoğluları, Rana-Mustafa Ar, çocukları Seda-Küfi Okay, yeğenleri Fuat, Ali, Müjgan-Asım, İpek, Cemile-Erkal ve Petek de, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını temenni ettiler. Okay Şoför Okulu sahibi Hasan Okay, aynı zamanda değerli meslektaşımız Birinci Medya Kurumu Başkanı Ertan Birinci’nin de yeğeniydi.

   Bu arada Sivil Savunma Teşkilatı ilk müdürü, Can Sigorta Girne müdürlerinden, gerçek vatansever, insani değerleri yüksek, çağdaş ve iyi insan Kemal Can da dün Lefkoşa’da sonsuzluğa uğurlandı. Sevgili eşi Gülten hanım, oğlu Cem Can ve eşi Emine Can, kızı Lalehan Demircan, torunları Alp Can ve Eylül Demircan, “Çok üzgünüz. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” ifadesini kullandılar.

   Kardeşleri Mehmet-Sevgi Can, Yeşim-Cengiz Erçağ, Hilmi-Fetanet Can, Kerem-Ayşem Can, yeğenleri Can-Rasiha, Doğukan-Ceren, Alara, Akan, Mehmet, Zeynep, Cengiz ve Can Sigorta Ltd. Personeli,  merhuma Allah’tan rahmet ve başta eşi olmak üzere, tüm ailesine, sevenlerine, çalışma arkadaşlarına sabır ve başsağlığı dilediler, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını temenni ettiler. 

   Öte yandan değerli öğretmen, Erenköy Mücahidi Artan Ali Beşir de dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Ablası Süreyya Adahan, eniştesi Feridun Adahan, Duygu Adahan Kuran, Teoman Kuran, Feridun ve Gizem Öztürk, Özlem A. Asvaroğlu, Mustafa Asvaroğlu, Süreyya-Simge Asvaroğlu, “Işıklar içinde meleklerle uyu. Seni hiç unutmayacağız” dediler.

YORUM EKLE

banner75