Yasa yapmak değil, uygulamak önemlidir

   Koronavirüs, çıplak gözle görünmeyen bir tehlikedir.

   Ete, kemiğe bürünmüş bir hali yoktur. Verdiği zararla varlığını gösteriyor.

   Koronavirüs için insan sağlığı, insan yaşamı için son yüzyılın en büyük tehditlerin biri demek yanlış olmaz.

   Bu satırları yazarken dünyada kayıtlara geçen pozitif vaka sayısı 28 milyon 637 bin 952’ydi.

   Koronavirüs’ten yaşamını yitirenler ise 917 bin 417.

   Bunlar kayıtlara geçenler.

   Kayıtlara geçmeyen vakalar ve ölümler var mı?

   Olmaması olası değil.

***

   Dünya ile birlikte bizler de çok iyi biliyoruz ki, bu virüse karşı insanlığın zafer kazanması, ya da Koronavirüs’ün aşısı ve tedavisinde kullanılacak ilaçların bulunması zaman alacak.

   Güzel haberler geliyor.

   Gelmesine geliyor da, bir yerlerden gelen müjdeli habere, bir başka yerden ‘Acaba mı?’ sorusu geliyor.

***

   Kaderimize razı olup, oturup bekleyemeyeceğimiz ortaya çıktı.

   Kısa süreli, ‘tedbirsizliğin’ kötü sonuçlarıyla yüzleşiyoruz.

   Vaka sayısı, uzaklara gitmeyelim Güney Kıbrıs’tan kat kat fazla.

   Vaka sayımızın fazlalığı, bir yerlerde yanlış yapıldığını somut olarak gösteriyor.

   Bu tür yorumlara, değerlendirmelere ayıracak zamanımız sınırlı olmalı.

   Gün laf yetiştirme değil, iş yapma zamanıdır.

***

   Katılımcı ve ortak akılla karar üretmeyi becersek, pek çok sorunun çözümünde toplumsal uzlaşı da sağlayacağız.

   Siyasiler, ortak akılla hareket edemediği için, cepheleşme gibi bir sonuçla yüzleşiyoruz.

   Toplum sağlığını, çok etkileyen bir konuda bile, karşılıklı yapılan konuşmaların derinliği yoktur.

   Yapılan açıklamalar, MÜNAZARA sınıfına bile girmez.

   Münazara, herhangi bir konu üzerinde zıt düşüncelerin karşılıklı olarak savunulmasıdır.

   Yıllar önce ortaokul ve liselerde münazaralar yapılırdı.

   Münazara da önemli olan savunmaydı.

   Bizde yapılan, karşılıklı laf yetiştirmedir.

   Sosyal medyada da, buna katılanlar var.

   Sonuçta, konuşulanların toplumsal yarar amaçlı sonucuyla değil, kendi taraftarlarından aldığı ‘alkışla’ tatmin olunuyor.

***

   “Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün saat 10.00’da olağanüstü toplanıyor.

   Genel kurul, pandemi nedeniyle hazırlanan “Bulaşıcı Hastalıklar Yasa Önerisi”ni ele alacak.

   Sağlık Bakanlığı'nın bulaşıcı hastalıkların kontrolü için tedbir alma ve tüzük yapma yetkisini düzenleyen yasa önerisi ayrıca hazırlanacak tüzük kurallarına aykırı hareket edilmesi halinde uygulanacak yaptırımları da içeriyor.”

   Bu yasanın yapılmasında geç bile kalındı.

   Yapılacak yasa, Koronavirüs’le mücadelede sağlık alt yapısı kadar önemli ve gereklidir.

   Devlet üzerine düşenleri yapsa, vatandaşlarının ezici çoğunluğu da konulan kurallara uysa, tamam mı?

   Değil.

   Kurallara bireysel ve kurumsal olarak uymayanlar, tehdidin, Kuzey Kıbrıs’ta varlığının devamına neden olabiliyor.

   Bir biçimde maske takmamadan başlayarak kurallara uymayanlara caydırıcı ceza verilmeli.

   Yaşananlara bakıldığı zaman, hükümeti eleştirmek çok kolay. Bugün de öyle olma olasılığı yüksek.

   Mesele, genelden yola çıkıp, eleştiri adıyla ahkam kesmek değildir.

   Mesele, işe yarayacak bir yasayı el birliğiyle var etmektir.

   Bir de şu önemli. Yasayı yapmak değil, uygulamak önemlidir.

   Unutmayalım, Kuzey Kıbrıs, yetkililerin kuralları göz göre göre çiğneyip, sonra da sildirerek yok hükmüne taşıdığı bir toprak parçasıdır.

   Yasama organı olan Meclis, yaptığı yasanın pratikte uygulanmasının takibini de yapmalıdır.

   Yasa uygulanmazsa, boşuna yapılmış olur.

YORUM EKLE

banner75