Yaşadıklarımı, o da okulda uyguluyordu

Yaşanılan şiddet (fiziksel, ekonomik, psikolojik, cinsel, mobbing) konularında kişileri medya yoluyla bilgilendirmeyi hedeflediğim bu sayfada paylaştığım tüm konular gerçek yani yaşanmıştır. Kişiler yaşadıkları şiddeti, hangi aşamalardan geçtiklerini ve sonucunda ne olduğunu bizlerle paylaşıyor. Yaşanmış örneklerden yola çıkarak; bu durumda olan veya olunması halinde kişilere izleyebilecekleri yolların neler olduğu uzman gözüyle gösterilecek. Yaşadıklarını bizlerle paylaşarak başkalarına yol göstermek, ışık tutmak isteyen kişiler, email veya facebook aracılığıyla benimle iletişime geçebilirler.
 

Çocukluktan yaşanmaya başlayan şiddet... Kurtuluş umuduyla yapılan bir evlilik... Ölümün kıyısından dönen bir hayat...
   Bu yaşanmış hikayemizde hem aile evinde, hemde evliliğinde yaşadığı fiziksel ve psikolojik şiddeti bizlerle paylaşan direnişçi bir kadın var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikayesini bizlerle paylaşan kişiden “Özlem” olarak bahsedeceğiz…
   Çocukluğundan itibaren babası tarafından fiziksel şiddete maruz kalmış, okutulmamış olan Özlem, şiddetten kurtulmak için erken yaşta evlilik yaptı. Yağmurdan kaçarken doluya tutulan Özlem, eşinden ve eşinin ailesinden sürekli şiddet görmeye başladı. Yaşadıklarına şahit olan çocuklarının da psikolojilerinin bozulduğunu anlatan Özlem’in, öldürülmenin kıyısından nasıl döndüğünü gelin kendi ağzından dinleyelim.
Çocukluktan şiddet
   Kalabalık bir aile ortamında büyüdüm. Babam çok baskıcıydı, evin içinde sürekli baskı ve şiddet vardı. İnatçı ve haksızlığa gelemeyen bir yapım olduğundan, karşı durmaya çalışır, bu yüzden de çok şiddete uğrardım. Hatta bir keresinde gözümün altını patlatarak beni hastanelik etmişliği var.
   İlkokuldan sonra okula gitmeme izin vermedi babam. Ablamla beraber Lefkoşa’da fabrikada çalışmaya başladık. On beş yaşıma kadar hayatım evden fabrikaya, fabrikadan eve gidip gelerek geçti. Ev içinde de şiddet görmeye devam ediyordum. Bir çıkmazın içindeydim.

Şiddetten kaçmak için

   On beş yaşıma geldiğimde, beni uzaktan görüp beğenen bir kişi görücü gönderdi. Askerden yeni çıkmıştı ve ailesi de oğulları için evlenebileceği birini arıyorlardı. Annem bana konuyu açtığında, sırf evin içindeki şiddetten kaçmak için evet dedim. Kısa zamanda yüzükler takıldı. Hayatımda yeni bir umut ışığı doğmuştu, ya da ben çocuk aklımla öyle zannediyordum.
   O dönem fabrika yerine mağazada çalışıyorum. Nişanlım beni almaya geldi fakat başka birine sinirliydi. Arabanın içinde sudan bir sebeple bana tokat attı, sinirini benden çıkarmaya çalışıyordu. Şok olmuştum, zaten şiddetten kaçmak için bu yola girmiştim ve şimdi de nişanlım beni tokatlıyordu. İsyandaydım ve yüzükleri attım.

Çözümsüz bir durumdaydım

   Bu durum üzerine annem yanlış yaptığım konusunda ikna edici konuşma yaptı ve çocuk aklımla ona inandım. Bir sene sonra evlendik ve üç yıl eşimin ailesinde kaldık. Çok zor bir dönemdi. Eşim ailesinden etkileniyor, sorgusuz sualsiz onları dinliyor ve kışırtmalarıyla bana şiddet uyguluyordu. Ben karşı durdukça baskı ve şiddet daha da artıyordu. Çözümsüz bir durumdaydım.
   Derdimi annemle paylaşmaya çalışıyordum ama beni anlayamıyordu. Kendisi daha kötüsünü yaşadığını söyleyerek destek olmuyordu. Sanki aynı kaderi paylaşma zorunluluğumuz vardı. Ben bu şiddet dolu kaderi kabul etmek istemiyordum ama elimden tutan, bana yol gösteren biri olmadığı için bir çözüm yolu üretemiyordum. Bir süre sonra ilk çocuğuma da hamile kaldım. Hamileyken bile fiziksel şiddet gördüm.

Kafasında kuruyordu

   Çocuğumu doğurduktan sonra çalışmaya başladım. Çalışmak beni ruhen rahatlatıyordu. Biraz da olsa nefes almamı sağlıyordu. Zaman içinde ikinci çocuğum da oldu. Evin içinde hem psikolojik hem de fiziksel şiddet görmeye devam ediyordum ve çocuklarım da buna şahit oluyordu. Eşim çok kıskançtı ve devamlı kafasında olmadık şeyler kuruyordu.
   İkinci çocuğuma hamile olduğum dönem eşim yine kıskançlık krizi geçirdi, bu sefer de çocuğun babasının başkası olduğunu iddia ediyordu. Böyle düşünmesini gerektirecek hiçbir neden yoktu ama o kafasında kurmuştu bir kere. Benim telefonum her zaman ortadaydı ve şifresini biliyordu. Buna rağmen kendi hayal dünyasına dayanarak hamile halimle şiddet uyguladı. Bu olayda hem kendi ailesi hem benim ailem onu kınasa da, o bildiğinden vazgeçmedi.

Çok korkuyordum

   İkinci çocuğu doğurduktan iki sene sonra yaşadığım şiddet olaylarına dayanamayarak boşanma davası açmaya karar verdim. Fakat eşim boşanmak istemiyordu ve dava açtığımı söylediğimde beni dövdü ve öldürmekle tehdit etti. Kendim ve çocuklarım için çok korkuyordum. Bana zorla avukatımı arattı ve davayı geri çektirtti.
   Eşim beni sürekli dövüyor sonra da beni çok sevdiğini ve benden vazgeçemeyeceğini söylüyordu. Hatasını ve bana bu şekilde çok zarar verdiğini bir türlü kabul etmiyordu. Artık şiddet olayları dayanılamayacak noktaya geldi ve annemin evine gittim. Yine boşanma davası açtım. Fakat her gün eşim geliyor, af diliyor ve annem de bundan etkilenerek evime geri dönmem için ikna etmeye çalışıyordu.
   Annemle birlikte babam da boşanmamı istemiyordu. Boşanma davasında ısrarcı olduğum için, babam da elinde bıçakla beni öldürmekle tehdit etti. Bunun sonucunda çaresizlikten davayı tekrar geri çektim ve eşime dönmek zorunda kaldım. Mutlu olmadıktan sonra evliliği devam ettirmenin bir anlamı yoktu ama ailem bunu anlamıyordu. Dolayısıylada beni sahiplenmiyorlardı.

Dozajı giderek artıyordu
   Uyurken bile eşimin beni öldüreceği korkusu yaşıyordum ki boşanmamızın üzerinden seneler geçmiş olmasına rağmen halen daha korkuyla yataktan zıpladığım olur. Sürekli kavga ediyorduk ve şiddettin dozajı giderek artıyordu. Bu olaylardan çocuklarım da çok kötü etkileniyordu. Küçük çocuğum babasının bana yaptıklarına şahit oluyor, dönüyor gördüklerini okulda uyguluyordu. Benim evde yaşadığımı, o da okulda uyguluyordu.
   Günün sonunda şiddet o kadar bir çoğalmıştı ki, ya o beni, ya da kurtulmak için ben onu öldürecektim. Bir gün eşim, çocuklarımın önünde beni öldürmeye kalktı. Çocuklar ağlıyor, çığlık atıyor, babalarını durdurmaya çalışıyordu. Mahalleli polisi aramış neyseki daha kötü bir durum yaşanmadan yetiştiler.

Sonunda kesin ölüm vardı
   Erkek kardeşim beni ve çocukları aldı, anneme gittik. Artık boşanmaktan başka çarem yoktu, işin sonucunda kesin ölüm vardı. Ailem her ne kadar boşanmaya sıcak bakmasalar da son yaşanan olaydan sonra, boşanma konusunda önceki gibi tepki vermediler. Günün sonunda boşandım ve şimdi çocuklarımla beraber yeni ve huzurlu bir hayatım var. Zamanla hepimiz toparlanmaya başladık.
   Yaşadığım deneyimler sonucunda;
   Bir şeylerden kaçmak için evlilik yapılmaması gerek, bu kararla birlikte kişi daha da beter bir hayatın içine düşebilir. Aileler karı kocanın arasına girmemeli bence, iki kişi kendi aralarında çözüm üretebilirler. Ve eğer şiddet varsa bir evin içinde, maalesef çözümü olmuyor, şiddet giderek artıyor. Ve bu duruma şahit olan çocuklar varsa, onlar da büyük zarar görüyor. İki çocuğum da psikolojik olarak çok yıprandı. Ve uzun süre bu konuda destek aldılar. Toparlanmaları seneler aldı.

*

ÖNERİ KÖŞESİ

Şiddete uğrayan, öldürülme korkusu yaşayan kadınlar;

Sosyal Hizmetler 183 İhbar Hattı’nı arayabilir,

LTB Kadın Sığınma Evi’yle iletişime geçebilir
   Bu hafta öneri köşemizde şiddete uğrayan kadınların mücadelesine destek olan, kadınların destek alabileceği Baraka Kültür Merkezi ve Kadın Eğitim Kollektifi yer alıyor.
   Baraka Kültür Merkezi, üzerinde temellendiği “dayanışma” değeri gereği toplumsal cinsiyet rollerinden dolayı ezilen kişilere veya şiddete uğramış kadınlara destek olmaktadır. Bu destek, dernek üyelerinin mesleki uzmanlıkları ile ilişkili olarak verilebildiği gibi (avukat, psikolog vb.) derneğin faaliyetlerine katmak şeklinde de olabilmektedir. Çünkü şiddete uğrayan kadının yeniden sosyalleşmek, toplumsal bir grubun parçası olmak, kendisi ve çocukları için güvenli ve üretken ortamlar yaratmak ihtiyacı da çok önemlidir. Kültür sanat aktiviteleri yapan derneğimiz, yaz aylarında ilkokul çocuklarına, sonbahar-kış döneminde ise gençlere ve yetişkinlere yönelik ücretsiz kurslar ve sanatsal etkinlikler düzenlemektedir. Şiddet direnişçisi kadınlara ve çocuklarına her zaman kapılarımız açıktır. Baraka Lokali’nin adresi: Ayvalı Sokak, no: 3, Kızılbaş, Lefkoşa. Facebook ve baraka@baraka.cc’den veya  0542 888 6909, 0548 881 0052 numaralı telefonlardan ulaşılabilir.
   Kadın Eğitim Kolektifi, ülkemizin çeşitli bölgelerinde belediyeler, muhtarlıklar ve dernekler ile işbirliği içerisinde gerçekleştirmekte olduğu eğitimler, kadın hakları ile toplumsal cinsiyet eşitliği hususunda farkındalık yaratmayı amaçlayan seminerlerden ve aktif katılımcılığı sağlamayı hedefleyen drama atölyelerinden oluşmaktadır.
   “Feminizm ve Toplumsal Cinsiyet”, “Kıbrıs’ta Kadın Hareketi”, “Kadına Yönelik Şiddet”, “Ev İçi Emek ve Ötesi”, “Medya ve Kadın”, “Beden Politikaları” başlıklarından oluşan eğitim programı bu alanda çalışan kimselerce oluşturulmuştur ve kolektif eğitmenleri tarafından tamamen gönüllü emekle ve ücretsiz bir şekilde gerçekleştirilmektedir.
   Kolektif ayrıca, eğitimler dışında her yıl Şubat-Mart aylarında Feministival isimli kadın temalı film ve söyleşilerden oluşan bir festival de gerçekleştirmektedir.
   Kadın Eğitimi Kolektifi hem eğitim faaliyetleriyle, hem de eylemleriyle kadın özgürleşmesi mücadelesini Lefkoşa merkezle sınırlı kalmaması için köy köy, bölge bölge adayı gezip ücretsiz eğitim ve film gösterimlerini gerçekleştirmektedir.
   Maraş’tan Akçay’a, Akdoğan’dan Alayköy’e, Geçitkale’ye kadar pek çok yerde faaliyet yürüten kolektif, bölge kadın örgütleri, dernekler yahut belediyeler aracılığıyla davet üzerine bölgelerde eğitim faaliyetlerini organize edebilmektedir. Eğitimlerimiz ve şiddet yaşanması durumunda ne yapılabileceği ile ilgili bilgi almak isteyen kişiler facebook sayfamızdan veya 0542 888 65 76 numaralı telefondan bizlere ulaşabilirler.”

YORUM EKLE

banner107

banner96

banner108