• 10 Ağustos 2018, Cuma 8:32
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Atıl durumdaki enerji kaynağımız: Güneş…

Evlerimizin ve işyerlerimizin çatılarına güneş paneli monte ettirerek modüler bazda elektrik üretimi sağlanması gerçi giderek artmaktadır… Ama bu bireysel adımların ülkemizde bir enerji politikasına dönüştürüldüğünü bir türlü göremiyoruz… Oysa ülke ekonomisi bunun bir an önce yapılmasını ve solar sistemin devlet eliyle kurumsallaştırılarak, teşvik edilerek yaygınlaştırılmasını öngörmektedir… Enerji maliyetlerini düşürecek ve çevreci enerji sağlayacak adımların yolu ille de solardan geçer…

Acı gerçeğimiz şu ki, bir elektrik çıkmazının derinliklerine doğru hızla ilerlemekteyiz… Mevcut elektrik santrallerimiz miadını doldurmuştur. Her an çökebilirler… Enerji açığımız Güney Kıbrıs’tan alınan yüksek fiyatlı akımla takviye edilmeye çalışılıyor çoğu zaman… Bu bağlamda şu andaki durum nedir, bilinmiyor…

Riski gittikçe artmakta olan bu çarpık enerji sistemimizin içinde dünyanın en yüksek elektrik ücretlerini ödemekteyiz… Hele son günlerde yapılan ve yüzde 32’ye varan şu elektrik zammı bardağı iyice taşırmış durumda… Gerek evlerimizde, gerekse iş yerlerimizde elektrik ücretlerini ödeyemeyecek duruma gelenler de var… Ki onların elektriği anında kesiliyor… Üzücü değil mi?

Türkiye’den kabloyla sağlanacak elektrik yaşamsal bir seçenek olarak görülüyor… Böylesi bir projeyi uygulamak, uluslararası elektrik entegrasyonlarının gündemde olduğu dünyamızda elbette ki mümkündür… Baksanıza Güney Kıbrıs bunu yaptı ve ta uzaklardaki Yunanistan’la elektrik entegrasyonunu sağladı… Bizde ise Türkiye ile enterkonnekte anlamda henüz elle tutulur bir çalışma yoktur… Sadece konu üzerinde bolca konuşulur…

Enterkonnekte kolay ve kısa sürede başarılacak bir proje değildir aslında… Kimileri şöyle düşünür: “İşte Türkiye’den borularla su geldi. Elektrik kablosu su borularının üstüne monte edilerek Kuzey Kıbrıs’a elektrik enerjisi de akıtılsın.”

Oysa uzmanlarla konuşulduğunda bu olayın hiç de sanıldığı gibi olmadığı anlaşılır... Elektrikte, su projesinden farklı, özel bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Türkiye ile Kıbrıs arasına döşenecek kabloların deniz tabanının en az birkaç metre altında olması gerekir… Olayın teknolojisi bunu öngörür. O teknoloji gereği deniz altında yapılacak yoğun uğraşlar söz konusudur. Sözün özü, şu asrın su projesini uygulamaktan daha sofistike bir olaydır bu…

Bizim için bugünkü aşamada ivedi olarak deneyebileceğimiz en çıkar yol enerji çeşitlendirmesine gitmek ve solar sistemini ülkemizde mutlaka yaygınlaştırmaktır. Bu sistemi yaygınlaştırdığımız oranda hem tükenmek üzere olan elektrik santrallerimiz üzerindeki yükü azaltacağız, hem de daha güvenilir, daha ucuz ve daha çevreci enerji kaynaklarımızı yaratmış olacağız…

Güneş enerjisinden nasıl yararlanabileceğimiz konusunda aylar önce değerli bir uzmanımızla yaptığım söyleşiyi anımsıyorum işte şimdi bu günlerde… ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu Elektrik & Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Fahrioğlu’dur bu uzmanımız…

Fahrioğlu, ülkemizdeki enerji düzeninin fuel-oil’e bağımlı olduğuna dikkati çekerek yeni talep artışını bu düzenin asla kaldıramayacağına parmak basmıştı o günlerdeki söyleşimizde… Böylesi bir yüklemenin köhne sistemi çökerteceğinin kesin olduğunu belirtiyordu… Tek seçenek olarak da artık güneş enerjisine yönelmek olduğunun altını çiziyordu… Kolaycılığa kaçarak ülkemizde yeni dizel santraller kurmamın hiç de mantıklı olmadığını, dünyada artık böylesi enerji politikalarının kalmadığını ısrarla belirten bir uzmandır o… Çevrecilik bağlamındaki yorumunu da yaparak “fuel-oil, kömürden sonra çevreye en çok zarar veren fosil yakıtlardan biridir” diyordu...

Fahrioğlu, söyleşimiz sırasında KKTC’nin termik santrallerinin ekonomik ömrünü doldurduğunun açıklamasını şöyle yapmıştı:

“Bunlar çok pahalıya çalışırlar. Tıpkı eskidikçe maliyeti artan arabalara dönüştüler… Jeneratörlerin bakımlarının yapılması ekonomik ömürlerini tamamlamalarına engel olmuyor. İki termik santralimiz 60 MW’lıktır ve bunların ancak 55 MW’lık kapasitesi kullanılabiliyor. Bunlardan biri bakımda olduğunda mecburen ek takviyeye ihtiyaç duyuluyor. Ortaya çıkan açığı Güney’den enterkonnekte sistemi bağlantısıyla ve çok pahalıya karşılıyoruz. Bunun kaçınılmaz sonucu da bölgesel elektrik kesintileridir. Tüm sistemin çökmesi gibi bir riskle karşı karşıyayız.” En akılcı seçeneğin zengin bir enerji kaynağı olan güneşe yönelmek olduğu Fahrioğlu’nun ısrarlı vurgusudur. “Avrupa’nın en iyi güneş enerjisi, İspanya’nın güneyinden sonra Kıbrıs’tadır. Bu şans göz ardı edilmemeli” diyor. Güney Kıbrıs’ı örnek göstererek rüzgâr enerjisinden de yararlanabileceğimizi söylediğimde ise, Doç. Dr. Fahrioğlu o konuda şu açıklamayı yapmıştı:

“Güneş gerçekten verimli… Ama rüzgâr için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Örneğin Rum komşularımız Larnaka ve Baf’ta rüzgâr tribünleri kurdu. Güneş sistemleri zaten vardı, rüzgâra da yöneldiler. Çok verimli olmamasına rağmen güzel olan şu ki, enerjide çeşitliliğe gitmiş oldular. Bizde ise enerji çeşitliliğinden söz etmek olanaksız. Bizim de gerekli adımları en kısa sürede atmamız ve elektrik enerjisini çeşitlendirmeye gitmemiz şarttır.”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık