• 25 Ocak 2018, Perşembe 8:51
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Başımızdan aşan sorunlar…

Hükümet arayışları takvimimizde öne çıkarken öyle bir gündem oluşturuldu ki, sanki bu ülkenin yolsuzluk iddialarından ve şaibelerinden başka bir sorunu yoktur.

Oysa ülke tepeden tırnağa hem içte ve hem de dışta kronik sorunlara gömülmüş durumdadır. Bu sorunların çözümüne odaklanılmaması halinde felaketin gümbür gümbür üzerimize doğru gelmekte olduğunu aklı başında olan herkes görebilmekte ve seslendirebilmektedir.

Oy kullananlar seçim sandığına işte o sorunların çözümü için gitmiş, gitmeyenler ise o sorunlara çözüm bulunacağına dair umutlarını tümden yitirdikleri için gitmemişlerdir…

Erken seçime gitmeden önce bütçenin geçirilmemesi büyük bir hataydı. Bunun sorumlusu UBP’dir… Bütçe sadece sektörleri besleyen kaynakları değil, bir ülkenin tüm siyasal politikalarını ve çözümleri de belirler.

Acil şekilde kurulacak bir hükümeti bekleyen acil sorunlar oluruna bırakılamaz.  O erken seçim kriz üretmek ve var olan krizleri daha da büyültmek adına yapılmadı herhalde…     

Krizlerin sarmalındaki hangi sorunu sayayım şimdi ben burada? Sorunlarımız öylesine yığınsal ki…

Trafik terörü taammüden cinayetler işleyen seri katilimize dönüştü.

Çarşının hali perişan… Küçük esnaf kan ağlıyor… Siftah yapmadan dükkân kapatanların sitemleri can yakmakta…

Seçim kampanyası sırasında, o soğuk havada gezilen yoksul evlerin durumunu her aday görmüştür. Dar gelirli, hatta sıfır gelirli vatandaşların tencerelerinde bir şey kaynar mıydı, kaynamaz mıydı?

Bazı adaylarla konuştuğumda seçim gezilerinin inanılmaz manzaralarla yüzleşmelerine neden olduğunu söylediler bana…

Lüks yaşamın çağıldadığı bölgelere dalındığında ise derenin suyunun çağıl çağıl nereden ve nasıl geldiği düşünülür… Ülkedeki gelir adaletsizliğinin acımasızlığı ortadadır…

İşsizlik almış başını gitmekte… Bu işsizler topluğunun içinde gerçi iş beğenmeyenler, ille de devlet kapısında iş talep edenler olsa da, işsizlikten bunaldığı için göç etmekten başka bir seçenek göremeyenlerin varlığı da hayli kabarıktır…

Devletteki istihdam yığınaklarının acı tablosu da ortada. Hantal sistem iş üretemez duruma getirildi. Vatandaş, işi devlet dairelerine düştüğünde soğuk terler dökmektedir… Çoktan çökmüş bir bürokrasi… 

Devletin hazinesine para toplamakla mükellef daireler işkence yuvasına döndü. Devlete para ödemek için sıraya girmiş vatandaşların katlandıkları sıkıntılar ve yitirdikleri zaman medyaya sıkça yansıtıldığı halde çözümleyici hiçbir önlem alınmıyor…

Yoksul insanların ekmek arayışında olduğu iş alanlarının çoğunda iş güvenliği yok. İş kazalarına en fazla kurban veren ülkelerden birine dönüştük…

İş güvencesiz nice emekçinin boğaz tokluğuna hangi koşullarda yaşadığı hiçbirimizin bilinmezi değildir…

Gecikmeli bir adalet sistemine sahip olmakla herhalde övünemeyiz. Adalet mekanizmasının nasıl hızlandırabileceğinin çareleri adli yılın her açılışında seslendirilse de, pratikte çare üretmek adına bir şey yapıldığı pek de yoktur…

Sosyal devlet anlayışını hangi düzeylere indirgediğimizin acı örnekleri saymakla bitmez… Yaşlıların ve kimsesiz çocukların barındırıldığı kurumlarda çağdaşlıktan eser yok…

Bu bağlamda Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi en ihmal edilen kurumlarımızdan biri… İçler acısı…

Çevreye de şöyle bir göz atmalı…Taş ocaklarının tozu dumanı içinde neler oluyor, neler…Yok olan dağlarımızın feryadına neden kulak verilmez?Ya ormanlarımızın hali?… Haritadan silinen yüzlerce ağacın yasına baksanıza… Kirletilen denizlerimizin kıyısında gittikçe kaybolan iyot kokusunu geriye kim ve nasıl getirecek?

Yeşil alanların sayısı hem azalmakta ve hem de kalite kaybetmekte…  Parklar salaş… Bilhassa geceleri kim göze alabilir o parklara girmeyi? Keşlerin, alkoliklerin, bankları mekân tutanların halleri ülke için yüz kızartıcı…

Sayısı yüz bini aşan üniversite öğrencilerinin dünyasını anlayabilmek ve sorunlarını dinleyebilmek adına hâlâ hiçbir ciddi girişim yok… Odağında üniversite öğrencilerinin olduğu yığınla üzücü olay yaşanmaktadır…

Sağlık, eğitim ve bilumum üretim de karmaşa içinde… Bir ada ülkesiyiz ve ulaşım yaşamsal önemdedir. Dış ulaşımları hem pahalı ve hem de külfetli hale getirdik… Larnaka Havaalanı’dan uçmayı yeğleyenlerimizin sayısı gittikçe artıyor.

Bunun nedenlerinin belirlenip var olan sorunların çözümlenmesi gerekmez mi? KKTC’lilerin uçuşlarını neden oradan yaptıkları ciddiyetle araştırılmalıdır…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık