• 12 Eylül 2018, Çarşamba 8:40
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Çözüm istencinin adresi karşı taraftır

Evet, federal çözüm... Gerçek anlamdaki federal çözümü içimizde istemeyen mi var?...
   Peki de Rum'u nasıl razı edeceğiz gerçek anlamdaki o federal çözüme?!.. Onlar başka bir gözlükle, Türkler başka bir gözlükle bakıyorlar “federal sistem” meselesine… Siyasal literatüre göre doğruyu gösteren, Türklerin gözlüğüdür…
   “Federal sistem” güç paylaşımında her anlamda eşitlik demektir… Rumlar ise eşitliğin hiçbir tarzına yanaşmıyorlar… Türklere açıkça “siz bizim eşitimiz olamazsınız” diyorlar… Olaya kendi nüfusları ve hakimiyetci inatçılıkları üzerinden bakıyorlar…
   Türklere yönetimde eşitlik tanımamalarının yanı sıra, Türkiye’nin güvencesinden yoksun yüzde 20’lik bir toprak parçasına da egemenliklerini uzatmak hırsındalar... O toprak parçasında hem kendileri ve hem de AB üyesi diğer ülkelerin vatandaşları serbest dolaşım ve yerleşim hakkına sahip olacaklar… Türkiye’den gelen nüfusu zinhar istemezlerken, Kıbrıslı Türkler hakkında “onları nasıl olsa zaman içinde hallederiz” düşüncesi taşıyorlar…
   Sözün özü, eşitliği ve güvenliği içermeyen bir versiyon, Rum otoritesine yamalanmaktan başka bir şey değildir…
                                                                              ***
   Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın, geçen Perşembe akşamı Lefkoşa’da “toplumsal varoluş” adına düzenlenen o etkinlikten bir gün önce Sendikal Platform’un sendikacı yöneticilerine ezcümle dediğidir:
   "Kıbrıs konusunda sonuca ulaşmak için kararlılıkla çalıştım, gerekli adımları attım,  gerekirse gene de inisiyatif alarak adımlarımı atarım. Ama bu işler tek taraflı yürümüyor."
   Kıbrıs Türk tarafı ve hatta Türkiye Kıbrıs’ta adil ve yaşayabilir, gerçekçi bir çözüm istencinde içtenliklidir... Halkımızın büyük yaşamsal ödünleri de göze alarak yüzde 65 oranında Annan Planı’na verdiği onay ve Crans Montana zirvesinin yıkılmasına değin sergilenen son derece barışçı ve uzlaşıcı siyaset bu istencin ilk akla gelen tarihi kanıtlarıdır.
   Ama Türk tarafının hararetli çözüm istencine karşın “nor” deyip asla “peynir” demeyen taraf hep Elen cephesi olmuştur… Taaa 1968’den bu yana süren müzakerelerin her aşamasında tanık olduğumuz acı gerçek aynen budur…
   Müzakereler tarihinin yakın geçmişinde 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da "Ellerinden gelse nefes almamızı da engelleyecekler. Ne yapayım yani?.. Kendimi Saray Önü'nde asayım mı?.." demek zorunda bırakılmıştı en sonunda… Hem de “yoldaşım” dediği Hristofiyas tarafından zorlanmıştı bu itirafa…
   Şurası net bir gerçektir ki, Türk tarafının hararetli çözüm istencine karşın “nor” deyip asla “peynir” demeyen taraf şu “maksimalist” Elen cephesidir… (“Maksimalist” sözcüğünü yüksek izniyle Sayın Cumhurbaşkanımızdan ödünç aldım)
                                                               ***
   Gelelim şimdi asıl vurgulamak istediğime: Tüm bu irdelediğim net gerçeklerden dolayı Kıbrıs sorununa siyasal çözüm isteyenlerimiz artık baskılarını ve gösterilerini uzlaşmaz Rum Rejiminin baronlarına yapmalılar, bizim tarafımızda, bizim yöneticilerimize karşı değil…
   KKTC sınırları içinde siyasal çözüm istenci adına yapılan hiçbir etkinlik artık anlam taşımıyor…
   Sormak vacip olmuştur şimdi: “İlle de çözüm” diyenlerimiz var mıdırlar şunu yapmaya: Kitlesel olarak sınırın öte tarafına geçilsin ve etkinlikler Rum rejiminin uzlaşmaz başkanı Nikos Anastasiadis’in sarayı ile Rum Temsilciler Meclisi’nin önünde  yapılsın!.. Makarios Caddesi’nde çözüm yürüyüşleri düzenlensin!..
   İşte görün bakalım o zaman Kıbrıs Türk halkının siyasal çözüm istenci hem Güney Kıbrıs’ta, hem de dünya genelinde ne yankılar yaratır…
   Bizim tarafta yapılan gösteriler çözümsüzlüğün gerçek sorumlusu olan Elen tarafını masum gösterirken, Türk tarafını da sanki çözümsüzlüğün sorumlusuymuş gibi itham etmektedir…
   Evet efendim, örneğin şu bizim Sendikal Platform var mıdır böylesi sınır ötesi çözüm yanlısı etkinliklere, gösterilere, yürüyüşlere?.. Kedinin boynuna çanı asmak cesaretini gösterebilecek gerçek çözüm yanlılarını aramalıyız artık… Hele kedinin boynuna takılsın o çan da görelim bakalım o kedi azgınlıkta ve uzlaşmazlıkta bu kadar ileri gidebilecek mi!...
   Kedinin yuvasına girerek onun boynuna çanı asması gerekenler, “ille de çözüm” adına mücadele verenlerimizdir…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 TÜRK OCAĞI LİMASOL 1 1 0 0 2 3
2 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
3 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
4 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
5 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
16 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 1 0 0 1 -2 0
yukarı çık