• 26 Ocak 2018, Cuma 8:49
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Dayan Kıbrıs Türkü, dayan!...

Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis, birkaç gün önce münhasır bölge genişletmelerine karşı koyduğumuz haklı tepkileri haksızca yanıtlarken Rum propagandasının o beylik sloganını bir kez daha seslendirdi: “Türkler devlet ilan etmeselerdi Kıbrıs’ın nimetlerinden yararlanabilirlerdi…”
Malûmdur ki, bu yeni nesil Rum propagandasının bir diğer sloganı da şudur: “Türkiye’yi boşlayıp bize geliniz de sorunlarınız çözülsün.”
Hatta bu ikinci sloganı o kadar ileri götürmektedirler ki, mazlum ve mağdur Kıbrıs Türk halkını Türkiye’ye karşı savunmakta oldukları algısını yaratabilme adına dünya nezdinde fantastik ve tümden yalana dayalı çığırtkanlıklar da yapmaktadırlar: “Zavallı Türkler Türkiye’nin baskıcı işgali altındadırlar. Bizimle birleşip bütünleşememeleri o yüzden…”
Zekâsı en düşük düzeyde olanlar bile bu propagandanın saçmalığına kalıplarını basarlar. Çünkü o zekâsı en düşük olanlar bile Kıbrıs sorununun nedenleriyle ilgilendiklerinde şu sorulara yanıt arayabilecek ehliyettedirler:
Kıbrıslı Türkler devletlerini ilan etmeden önce Rumlar tarafından ülke nimetlerinden ve kaynaklarından yararlandırıyorlar mıydı?..
Türkiye’nin adaya ayağını fiilen bastığı 1974 Temmuz’undan önce adadaki Türklerle Rumlar hakça bir düzende barış, esenlik ve paylaşım içinde örnek bir mutluluğu mu paylaşmaktaydılar?..
Araştırma yeteneği en basit düzeyde olanlar bile Türkiye’nin adaya fiilen ayağını basmasının da, ortağı oldukları düzenden kovulup devletsiz bırakılan Türklerin kendi devletlerini ilan etmelerinin de çeşitli dönemlerde kanlı saldırılara dönüşen hakimiyetçi ve ırkçı Rum siyasetleri yüzünden olduğunu keşfetmekte gecikmezler…
Ama başta Anastasiadis ve onun Dışişleri Bakanı Kasulidis dahil, Rum siyasetçilerinin tümü bu gerçekleri laf kalabalıkları arasında gizleyerek dünyaya martaval okumayı sürdürürler… Kıbrıslı Türkler isyan ettikleri devletten kedilerini ayrıştırmışlarmış da!.. Türkiye durduk yerde adayı işgal etmişmiş de!.. Hiç gereği yokken Türkler adada kendi devletlerini ilan etmişlermiş de!.. Falan da filan!..
Türk tarafının propaganda olanakları hem yetersiz ve hem de beceriksiz olduğu için de çoğu zaman dünya bu Rum martavallarına inanır ve itibar eder… Yahut da dünyasal çıkarlar adına itibar ederler…
Evet, Kıbrıs’ın acı gerçeklerini dünyaya anlatmakta hep yetersiz ve hem de beceriksiziz… Dünyaya etkin ses verebilme adına elimize geçen altın fırsatları bile değerlendirebilmekten aciziz…
2004’te, Rum halkının Annan Planı’nı yüzde 75 “hayır”la reddetmesinden sonra dünya genelinde lehimize bir hava esmeye başlamıştı. Hele bir anımsayalım: AB ülkeleri; başta İngiltere, KKTC’ye izolasyonun kalkmasının, hatta direkt uçuşların başlamasının gerektiğini açıklamışlardı… Bu açıklamalardan alınacak ilhamla yepyeni siyasetler geliştirebilirdik… Annan Planı kampanyaları sırasında meydanlara çıkan on binlerce insanımız evlerine dönmeyerek, meydanlarda dimdik durarak sonuç alınıncaya dek dünyaya haykırabilerlerdi: “Bize verdiğiniz sözleri tutunuz!”
Oysa ne yapıldı o çok duyarlı günlerde? İkinci Cumhurbaşkanı’mız Mehmet Ali Talat “Hadi herkes evine dönsün… Bu işi bize bırakınız. Çözüm irademiz devam ediyor” dedi ve yine başladı 1968’den beri süregelen o bitip tükenmez görüşmeler…
Müzakerelerdeki maceramız Crans- Montana zirvesine dek uzandı ve orada çöktü. Anastasiadis’in seçim propagandalarına baktığımızda Rumların o maceranın- Crans- Montana’ya kadar uzanmasına neden omuz verdiklerini anlarız. Anastasiadis “muhatabımız olarak Türkiye’yi masada karşımıza oturtmayı başardık” diyerek Rum halkından oy istiyor… Ve dilediği kadar oyu alacağı da kesindir…
Tüm gerçekler belgeleriyle ortada durduğu halde Crans- Montana çökmesinin sorumlusu olarak Türkiye’yi ve Türkiye ile birlikte hareket eden Kıbrıs Türk tarafını gösteriyorlar…
Ama biz Türk tarafı olarak Crans- Montana’dan sonra da  tıpkı Annan Planı referandumu sonrasındaki hataları işlemeye ve uyumaya devam ettik… Zirvenin çökmesinin bize verdiği kozları kullanamadık ve haklı tezlerimizi dünyaya anlatamadık…
Crans- Montana’nın çökmesinin sabahında bizim tüm girişimleri yapmış ve yeni açılımlar içine girmiş olmamız gerekmez miydi?.
Lütfen bakınız şu andaki halimize: Rum Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlanmasını ve “çözüm irademiz sürüyor” acizliğiyle yeniden müzakere masasına oturtulmamızı bekliyoruz!.. Bir oturduk mu o masaya bakalım daha kaç yıl akıntıya kürek çekeceğiz…
Kendi Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonuçlanınca Rumların masayı hemen yeniden kurgulatacaklarına emin olabiliriz. Çünkü onlar, tanınma girişimlerimizi ve üzerimizdeki ambargoların hafifletilmesini engelleyecek ve de bizi zaman içinde çökertecek tek çare olarak masayı görmektedirler…
Bu yıpratıcı oyunlara dayan Kıbrıs Türkü, dayan!...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık
Pop Up ek