• 20 Ağustos 2017, Pazar 13:28
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Eroğlu’nun anılarından 43 yıl önce

43 yıl önce bugünlerde, Türk Barış Harekâtı’nın ikinci bölümü de tamamlanmış ve Kıbrıs savaşı yeni bitmişti… Barut kokuları yavaş yavaş dağılırken Kıbrıs Türk halkı artık özgürlüğünü ve egemenliğini güvenlik içinde yaşatabileceği kendi coğrafi bölgesinde, kendine yeni bir yaşam kurma çabasındaydı. Nüfus mübadelesinin imzalanmasına daha aylar vardı. Ama her türlü tehlikeyi göze alarak Güney’den özgür ve güvenli Türk bölgesine akın eden Türkler, korkulu günlerini geride bırakmanın sevinciyle Kuzey’deki vatana tutunma çabalarına katılıyorlardı.

Barış Harekâtı’nın birinci bölümünün ateş- kesle durdurulmasından sonra Cenevre’de taraflar arasında bir müzakere süreci başlamıştı. Türk tarafının amacı savaşın artık durdurulması ve Kıbrıs sorununa siyasal bir çözümün bulunmasıydı. Ama Rum – Yunan tarafının o günlerdeki tavrı da bugünkünden farksızdı. Siyasal çözüme değil, zamana oynuyorlardı. Türk diplomatik heyetini masada oyalarken, Girne – Lefkoşa üçgeninde sıkışmış durumda olan Türk askerinin çevresine askeri yığınak yapmaktaydılar. Amaçları adanın Türk halkıyla birlikte Türk askerini de denize dökmekti.

İşte bu amaca odaklandıklarındandır ki, Türkiye’nin önerdiği “kantonal federasyon” çözüm modelini bile geri çevirdiler. Çözüm iki bölgeli ve iki halklı olmayacaktı. Geniş Rum bölgesinin ortasındaki birkaç yerde Türklerin yaşadığı alanlar özerk bölgeler olarak korunacaktı. Harekâtın ikinci bölümü işte bu öneri bile reddedilince başladı.

*             *             *

Neticede çok haklı “gazi”lik unvanıyla buluşan en çetin savaş Mağusa’da olmuştu. Üçüncü Cumhurbaşkanımız Dr. Derviş Eroğlu sayfalar dolusu zengin anılarının kitaplaştırılmasını benden rica etti. Şimdilerde, bana emanet edilen sayfalar dolusu bu anılarla yoğun şekilde meşgulüm. Eroğlu anılarının başlarında 43 yıl önce bugünlerde Mağusa’da yaşananları aynen şöyle anlatıyor:

“….İkinci harekâtın üçüncü günü Bayrak Radyosu Türk askerinin Mağusa’ya girdiğini bildiriyordu. Oysa görünürde daha asker yoktu… Rumların havan atışları daha da yoğunlaşmış, uçaklarımızın duruma müdahalesi de durmuştu. Meğer askerimiz Mağusa sanayi bölgesine ulaşınca, Karpaz’dan gelen Rumların Güney’e geçebilmelerine fırsat tanımak için durmuş ve ateşi de kesmişti. Bizim o durumdan bilgimiz yok. Gerek birinci, gerekse ikinci harekâtlar esnasında beklediğimiz hep uçakların gelmesiydi. Uçaklar bombalamaya başladığında Rum atışları duruyor, biz de rahat nefes alabiliyorduk… Uçaklar ayrılır ayrılmaz da, Rum havan atışları başlıyordu.

İkinci barış harekâtının üçüncü günü hava kararmaya başlamadan önce Türk askeri Yeni Kapı’dan kariyerlerle girmeye başlamıştı. Cambulat Stadyumu yanındaki sığınaktan çıkan halk coşkuyla askerlerin etrafında toplandı. O sevinç, o sarılmalar, o ağlamalar görülmeye değerdi. Benim ailem de ikinci harekâtta bu sığınakta olduğu için, oraya koşmuş ve manzaraya tanık olmuştum. Son anlarda Rumlar kaçarken limanda yangın çıkmıştı. Biz seferi hastaneden oralara baktığımızda, sığınağın da havan isabeti aldığını sanmış ve paniğe kapılmıştık. Yanan limanın arka tarafında bulunan o sığınak, aynı zamanda silah tamirhanesi ve askeri mühimmat deposuydu.

Askerimiz Yeni Kapı’dan girerken bir şehit daha verdik. Komutanları Kayserili şehidin cenazesinin memleketine gönderileceğini belirterek gerekenin tarafımızdan yapılmasını istemişlerdi. Şehidin elbiselerini çıkardık. Ceplerini boşaltırken bulduğumuz mektupta şunlar yazıyordu: ‘Duyduk ki Kıbrıs’a gitmek için Mersin’e intikal ettirilmişsiniz. Annen ve ben şehit olman için gece gündüz dua ediyoruz. İmza: Baban.’

Komutanlara verdiğimiz o mektup herhalde bir askeri müzede muhafaza edilmektedir. Doğrusu mektubu saklamadığıma sonraları çok üzüldüm. Ne var ki, şehidi Kayseri’ye göndermedik. Şu anda Mağusa’da Cambulat Kapısı’ndaki şehitlikte yatıyor. Ölüm nedeni, dumdum kurşunuyla ensesinden vurulmaktı.

Mağusa’ya kariyerle ilk giren subay Erdoğan Acar’ın adı Yeni Kapı’dan çıkan caddeye verildi. Bu subayla dostluğumuz uzun yıllar sürdü. Ankara’ya gittiğimizde ailece bir gece de evinde misafir edilmiştik. Bizi misafir ettiği o gece evinde yatmamıştı. Bunun nedenini sordum eşine... Savaşta yaşadığı olayların rüyasına girdiğini ve bağırarak uyandığını, bizi rahatsız etmemek için de evden ayrıldığını açıklamıştı eşi… Mağusa yolunda Rumların ateşiyle bir arkadaşı yanında şehit olmuştu. Bu olaydan sarsılmış, ‘bulacağımız her Rum’un hayatı iki dudağımın arasından çıkacak söze bağlıdır’ demişti. Genç yaşta kalp krizinden yaşama veda ettiğini işittiğimde çok üzülmüştüm.”

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık