• 03 Haziran 2018, Pazar 9:13
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Garantiler…

TC Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un garantiler ve Kıbrıslı Türkler hakkındaki son yorumları ülkemizde gündem oluşturdu. Başbuğ, o televizyon kanalındaki konuşmasının bir bölümünde Türkiye’nin garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkı tarafından istenmediği şeklinde algı yaratacak bir genellemeden keşke kaçınsaydı.

1960 Cumhuriyeti anayasasında ek bir bölümü oluşturan Kıbrıs’la ilgili garantiler elbette ki 3 garantör ülkeyi bağlar ve bu garantilerin kaderini son aşamada belirleyecek olan 3 garantör ülkenin yasama organlarıdır. Nitekim CransMontana zirvesi çökme noktasına gelirken garantilerin geleceğini görüşmek üzere 3 garantör ülke Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin başbakanlarının orada nasıl heyecanlı bir havada beklendiklerini hepimiz çok iyi anımsamaktayız. Bu görüşme zirvenin son raundu olarak gerçekleşecekti.

Ne var ki, 3 Başbakan oraya gitmedi ve beklenen o toplantı yapılmadı… Kıbrıs Türk tarafını zirvede temsil eden KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı o atmosfer içinde CransMontana’ya veda ederken şu açıklamayı yapma ihtiyacını hissetmişti:

“Zirvenin çökmesinin tek nedeni garantiler değildir…”

Ve garantiler dışındaki nedenleri de Rum tarafına “maksimalist” betimlemesini layık görerek ayrıntılı şekilde açıklamıştı…

*          *             *

Başbuğ’un o yorumu vesilesiyle anımsatmak vacip olmuştur ki, Kıbrıs Türk halkının yüzde 90’a yakın ezici bir çoğunluğu etkin ve filli Türk garantisinin devamından yanadır. Muhtelif kamuoyu yoklamalarında ortaya çıkan bu gerçeğe bir olgu daha eklenmektedir: Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs Türk halkının en güvendiği ve saygı duyduğu kurumdur…

KKTC’de garantilere ve Türk askerine karşıtlığını çekinmeden seslendiren bir topluluk da vardır hiç kuşkusuz… Ama kamuoyu yoklamalarıyla oranı belirlenmiş olan o topluluğun sesine bakarak bunu tüm Kıbrıs Türk halkı için genelleştirmek mümkün değildir. 

Olayın bu boyutuna gelecek olursak KKTC gittikçe daralan bir ateş çemberinin ortasındayken, kimliğinde "Kıbrıslı Türk" yazan kimi kişilere Türkiye'nin garantisinin ve Türk askerinin neden bu kadar rahatsızlık verdiğini anlamakta gittikçe zorlananlar arasındayım…

Her emperyalin Kuzey Kıbrıs'ta bir üs kapmak peşinde olduğu, Rum rejiminin bilmem kaç ülkeyle askeri anlaşmalar imzaladığı bu sıcak ortamda bunun nedenlerini araştırdığımızda maalesef iç açıcı sonuçlara varamayız...

ABD’deki Yunan ve İsrail lobileri boş durmuyorlar… Türkiye'deki ABD üslerine alternatif olarak Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi gösterildi son olarak... Kıbrıs Rum Kesimi'nin askeri yığınak için uygun pozisyonda olduğu açıklandı. O açıklamada Atlantik güçlerinin adaya yapacağı yığınağın önündeki en büyük engelin de Türkiye olduğu vurgulanıyor...Türkiye artık Soğuk Savaş dönemindeki o güvenilir müttefik değilmiş!...

Atlantik güçlerinin adaya demir atmasının önündeki en büyük engel ise 1974 yılından bu yana Kıbrıs’ın bölünmüş olması ve adanın kuzeyinde 30 bin civarında Türk gücünün bulunmasıdır…
   Yapılan anlaşmaya karşın Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarını vermemek için örgütlenen ABD'li siyasetçiler Güney Kıbrıs'a silah ambargosunun kaldırılması adına da atağa kalktılar…

*          *             *

Kıbrıs’ta egemenlik tarihi boyunca hiçbir zaman yerli halka kalmamış, bu adanın yönetiminde hep dönemin ve bölgenin güçlüleri etkin rol oynamıştır…

Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin marazi bir hırsla giriştiği macera 58 yıldan sonra Kıbrıs’ın egemenliğini emperyallere devredecek bir çılgınlığın izdüşümlerini taşır… Hele de Kıbrıs’ın koynunda enerji yataklarını barındırdığının belirlenmesinden sonra…

Mehmet Mustafaoğlu 30 yıldır ABD’de yaşayan uluslararası enerji yatırım uzmanı son derece donanımlı bir Kıbrıslı Türk... Onun şu dedikleri kulaklara küpe olmalı:

“Benim bunca yıllık izlenimim doğrultusunda nerde petrol veya doğal gaz bulunduysa orada savaş ve kavga çıkmıştır. Buna istisna olarak Kuzey denizini gösterebiliriz. Çünkü orada petrol bulunduğunda İngiltere, Norveç ve diğer İskandinav ülkeleri bir araya gelerek ekonomik sularının hudutlarını belirlediler. Böylece sorunu kavgasız çözdüler. Ama bunun dışında çoğu yerde petrol veya doğal gaz bulunduğu zaman bir savaş veya kavga mutlaka çıkmıştır. Kısacası nerde büyük bir hazine bulunsa kavga çıkar. Kıbrıs’a baktığımızda ise doğal gazın Kıbrıs sorununun çözümüne büyük bir katkısı olabilir. Fakat şu ana kadar bu hazinenin menfi bir katkısı olmuş ve Kıbrıs’taki kavgayı daha da büyütmüştür.”

Önümüzdeki dönemlerin Kıbrıs’ta nelere gebe olduğu hiç belli değildir, ama Kıbrıs Türk halkının etkin güvenceye ihtiyacı olduğu besbellidir.
 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık