• 04 Temmuz 2017, Salı 16:04
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Genetik Çalışmalar: Dr. Cemal Gürkan’dan önemli açıklamalar… (2)

Dr. Cemal Gürkan’ın ayrıntılı mektubunun bugünkü ikinci ve son bölümünde Kıbrıs’taki genetik benzerlikler konusundaki güncel soruların bilimsel yanıtları verilmektedir. Mektubun bu bölümünde Dr. Gürkan bilim adına çalışırken, Rum meslektaşlarının siyaset, manipülasyon ve propaganda adına çalıştıkları net biçimde ortaya çıkıyor. Birlikte okuyalım:

“Peki, bu kadar bilimsel ve tarihsel bir girişten sonra haklı olarak sizin cevap aradığınız soruya dönelim: ‘Nedir bu Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların genetiğinin benzerliği konusu?’ Takdir edersiniz ki bilim insanları olarak bizim için yapılan her bir genetik çalışmanın kalitesi ve bu kalitenin bir şekilde temini çok büyük önem arz etmektedir. Özellikle de konu adli genetikte olduğu gibi sonuçların bir bireyin kimliklendirilmesi, hapse girip/girmemesi, bir çocuğun muhtemel babası olup/olmaması, vb. gibi karmaşık ama en azından hukuken ‘kesin’ cevapların arandığı dosyaların irdelenmesi durumunu rutin bir şekilde içeriyorsa. Adli genetikte kalite temini için analizlerin yapıldığı laboratuvarın yapılan analizlerde uluslararası kalite temini sertifikasyonlarına sahip olup/olmadığı, ilgili popülasyon genetiğinde ise bir yere kadar bir topluma ait verilerin bu topluma coğrafik olarak en yakın diğer toplumlara - tabii ki istisnai durumlar hariç (sonradan göç, vs) - genetik yakınlık gösterip/göstermemesiyle ölçülmektedir. Bu bağlamda, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların da küçük bir adada 450 yıl boyunca iç içe veya en azından yan yana yaşamış olmalarının doğal bir sonucu olarak da popülasyon genetiği açısından birbirlerine yakınlık göstermeleri karşımıza aslında sürpriz bir durum olarak ortaya çıkmamaktadır. Zaten, gerek 1950’lerde Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin kan grubu dağılımları üzerine yapılan çalışmalar, gerekse 1990’larda yine iki toplumda gözlemlenen thalassemia mutasyonların dağılımları üzerine yapılan çalışmalar halihazırda iki toplumun genetik yapılarının birbirlerine benzerliklerine işaret etmişti. Tabii ki burada altının çizilmesi gereken ilk önemli nokta iki toplumun popülasyon genetiğinin birbirine yakın olması (hatta diğer toplumlara göre en yakın olması bile!) ayrı bir şeydir, bu iki toplumun popülasyon genetiğinin tamamen aynı olması başka bir şeydir. Şu anda her iki toplumun da aklının karışmasına neden olan ilk yanlış anlaşılmanın aslı da buradan kaynaklanmaktadır. Kanımca, bu konunun medyaya nasıl yansıtıldığı, hatta medya tarafından nasıl algılanıp sunulduğu ile alâkalıdır. İkinci karmaşa ise eğer iki toplumun genetik yapısı birbirine bu kadar yakınsa/benziyorsa, o zaman hangi toplum hangisinden ve nasıl türemiştir, hatta daha da ilginci, her iki toplumda eğer ortak bir ataya sahipseler, bugünkü diğer modern toplumlardan hangisine daha yakındırlar, vs gibi can alıcı sorulara cevap alınması söz konusu olabilmektedir.

Bu aşamada ben sadece uluslararası hakemli bilimsel dergilerde, ekibimle yapmış olduğum akademik çalışmalardan çıkan sonuçların özetlerini sizinle tekrar paylaşmak istiyorum (ki tüm bu yayınlara çevrimiçi ücretsiz ulaşmak mümkündür):

(a) Kıbrıslı Türklerle Kıbrıs Rumlar gerçekten de diğer komşu toplumlara nazaran birbirlerine en yakın popülasyon genetiğine sahiptirler, en azından bizim şu ana kadar analiz ettiğimiz adli genetik metotlarıyla elde edilen veriler uyarınca…

(b) Bununla beraber, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıs Rumlar istatistiki öneme sahip popülasyon genetiği farklılıklarına da sahiptirler (Örneğin anasal ve babasal geçişli otozomalmarkırlarda, vs)…

(c) En azından Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs dışında günümüz Yakın Doğu toplumlarına, ve özelliklede Güney ve Güney Doğu Anadolu nüfuslarına genetik yakınlıklar da sergilemektedirler [burada önemle altını çizmek istediğim bir nokta, bu tür karşılaştırmalarda en büyük sıkıntının Türkiye’den bu tür verilerin, özellikle de bölgesel verilerin hâlâ daha eksik olmalarıdır. Ama buna rağmen Kıbrıs ve Anadolu nüfusları arasındaki yakınlık barizdir, kan grubu dağılımlarında bile bu durum 1950’lerde teyit edilmişti!].

Kıbrıslı Rum meslektaşlarımızın son bu yayını da aslında bizim de bu halihazırda yayınlamış olduğumuz çeşitli bilimsel bulgularımıza toplu bir cevap niteliğindedir. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki, bu Kıbrıslı Rum meslektaşlarımızın vardıkları bazı saptamalar aslında eldeki verilerle desteklenememektedir. Ve yer yer neredeyse aşağılayıcı ibareler içermektedir (Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların arasında genetik yakınlığı sadece Türkleşen Kıbrıslı Rumlara indirgemek (linobambakiler, vb), işlerine gelmeyen bariz farklılıkların da en azından bir kısmını da sadece nasılsa sadece Kıbrıslı Türklerde görülen Orta Asya kaynaklı genetik etkileşime bağlamak… Bu durum tarihsel kayıtlar bir yana, en basit popülasyon genetiği kavramlarıyla bile de ters düşmektedir). Diğer bir deyişle, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların çoğunlukla ortak bir genetik geçmişe sahip oldukları artık tartışma kaldırmaz bir gerçek olmakla beraber, adada en fazla 10,000 senelik bir geçmişe sahip insanlığın en doğal kaynağını inkâr etmek de neredeyse imkânsızdır.

Ben yine anlamayana daha açık söyleyeyim: Yakın Doğu ve özelliklede Anadolu. Halihazırda bilimsel literatüre kazandırılan popülasyon verileri ışığında ise bugünkü Anadolu insanlarının (ki en büyük etnik grup olarak buna Türkler de dahildir) çoğunlukla bu orijinal Anadolu genetik mirasının bir devamı olduğu artık tartışma kaldırmaz bir gerçektir (Ama efendim, bir bireyin milliyeti ve kendini nasıl tanımlandığı bir şeydir, bu bireyin genetik kökeni tamamen başka bir şeydir, nokta). Evet, en azından Anadolu ve Kıbrıs Türk toplumlarında baskın bir şekilde Orta Asya kültürü (dil, vs) ve belli bir yere kadar da Orta Asya ile genetik etkileşim de vardır. Ki ikincisinin bizim ve Kıbrıslı Rumların son yayını da teyit etmektedir. Kıbrıslı Rum meslektaşlarımızın bu son çalışmasında, maalesef bir bilim insanı olarak bunu esefle söylemek durumundayım, noksan olan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında var olan bu genetik benzerliği, bilimselliğin dışında başka noktalara taşıma arzusudur… Ki bir yere kadar bu durum, bizim ve diğer bilim insanlarının halihazırda yapmış olduğu ve zaten bilimsel literatürde artık kabul gören saptamalarımızla da tezat teşkil etmektedir.

Ben sözü daha fazla uzatmadan, durumu tek cümleyle özetlemek istiyorum: Her alanda olduğu gibi, kendi bilimsel verilerini de üret(e)meyen toplumlar, başkalarının bu tür verileri kendi çıkarları doğrultusunda üreterek kendi insaflarına göre yorumlamalarına ve doğal olarak da kendi tezlerini kolayca kabul ettirmelerine mahkûmdurlar... Kıbrıslı Türkler olarak bizim sadece kendimiz çalarak ve söyleyerek çoğu alanda bugün vardığımız noktalar bellidir. Ambargolar aslında bizim kendi kafamızda. En azından çeşitli bilimsel alanlarda, ben birçok Kıbrıslı Türk meslektaşımın uluslararası kabul gören çalışmalarını artan sayılarda görmekten büyük bir keyif alıyorum… Çorbada bizim de biraz tuzumuz olduysa eğer, ne mutlu bize...

Sevgi ve saygılarımla

Cemal Gürkan”

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık
Pop Up ek