• 11 Ekim 2017, Çarşamba 9:13
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Gündemimiz cehennem derecesinde sıcak…

Doların ve onun yanı sıra diğer yabancı para birimlerinin patlaması bir yana, asıl önemli olan Türkiye - ABD ilişkilerinin patlaması. Bu ilişki patlamasının yankıları ve yaraları tarihte iz bırakacak niteliktedir…

ABD'nin Türkiye'ye koyduğu vize engeli ve Türkiye’nin de mütekabiliyet kuralı çerçevesinde buna verdiği karşılık gerginliğin son halkasıdır. Ve şimdiye dek Türkiye ile ABD arasında yaşanan en büyük diplomatik bunalımdır. Kaldı ki, Türkiye şimdiye dek böylesi bir bunalımı diğer dünya devletlerinden hiçbiriyle yaşamadı…

NATO ittifakında Türkiye’nin müttefiki olan ABD, zamanın TC Başbakanı İsmet İnönü’ye “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye bu dünyadaki yerini alır” dedirten 1960’lardaki Kıbrıs krizine ilişkin Johnson Mektubu’ndan bu yana Türkiye’ye silah ambargosu dahil çeşitli baskılar uyguladı. Ama vizeleri durdurma ağırlığındaki bir baskıyı ilk kez uygulamaktadır. Bu baskının insancıl boyutları vardır.  Seyahat özgürlüğünden kültüre, sağlıktan eğitime pek çok insancıl etkinliği kapsayan bir baskı… 

Olaylar çok hızlı gelişmektedir. Benim bu yazıyı tuşladığım zamanla okurlarımın yazıyı okuyacakları zamana dek geçen her dakikada yeni gelişmeler olabilir. Televizyonların güncel ve hatta anlık analizler yapan programlarının önünden kalkamıyoruz…

*             *             *            

Türkiye ile ABD arasındaki gerilim süreci 15 Temmuz 2016 FETÖ darbesinden hemen sonra başladı ve tırmanış bugünkü boyutlarına geldi. TC Hükümeti’nin elinde ABD’nin bu darbede etkin rol oynadığına ilişkin kanıtların bulunmasının yanı sıra, darbenin lideri olarak algılanan ABD’deki Fetullah Gülen’in tüm ısrarlara karşın Türkiye’ye iade edilmemesi durumu var ki, bu olgu gerginliğin boyut kazanmasında önemli rol oynadı.

ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğunda çalışan ama diplomatik dokunulmazlığı olmayan TC vatandaşı iki görevlinin FETÖ darbe girişimiyle ilgili olarak arka arkaya tutuklanması, gerginlik sürecine eklenen en önemli halkalar oldu.

Benzeri iddiayla tutuklanan ve ABD diplomasisiyle ilişkisi olan 11 kişi daha bulunmasına karşın Washington esas tepkisini o son tutuklamalarda gösterdi. Ama yine de kullanılan diplomatik dilde vize işlemlerinin dondurulmasının gerekçesi olarak bu olaylara değil, güvenlik duyarlılığına işaret edildi…

Kimlik değiştiren teröristlerin Türkiye üzerinden ABD’ye sızma olasılığından söz edilirken, Ortadoğu’da darmadağın edilen terör gruplarından bazı üyelerin Türkiye’ye sızdığına değiniliyor...

*             *             *

Peki, diplomatik krizin patlamasının Türk Silahlı Kuvvetlerinin İdlip operasyonunun başlamasıyla eş zamanda olması bir rastlantı mıdır? Hiç de değildir. 

ABD’nin Ortadoğu şubesi olan İsrail ile ABD’nin hiç sevmediği İran arasında Suriye topraklarında yaşanan açık çatışma gittikçe artan bir noktaya ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump, yarın (12 Ekim) yeni İran politikasını açıklamaya hazırlanıyor... Ve tam da bu sırada sınır ötesi operasyon konusunda hiç de blöf yapmadığını kanıtlarcasına Türkiye askeri gücünü ABD’nin uyguladığı senaryonun içine hançer gibi daldırıyor…

Türkiye’nin başlattığı askeri operasyonun Suriye ihtilâfında önemli gelişmeleri tetikleyeceği kesindir. Türkiye’nin Rusya ile yaptığı anlaşmanın uygulama aşamasına geçildiği görülüyor.

Türkiye’nin bilinen amacı sınırlarını teröre karşı güvence altına almak, tampon bir bölgede söz sahibi olmak, kontrolüne aldığı topraklarda Sünni Arapların yerleşmesini sağlamak ve Akdeniz’e açılacak bir terör koridorunu engellemektir. ABD’nin Türkiye’ye karşı takındığı tavır, Washington siyasetlerinin Türkiye’nin duyarlılıklarıyla asla örtüşmediğinin göstergesidir.

*             *             *

Bu cesaretli hamlenin Türkiye açısından taşıdığı riskler de göz ardı edilemez. Türk askeri dünyanın en kaotik, en stratejik ve en duyarlı bölgesinde tarihi rolünü oynamaya soyunmuş durumdadır. Astana Anlaşması’nın o coğrafyada, yani İdlip çatışmasızlık bölgesinde Türkiye'ye öngördüğü rol aynen şudur: Rusya’nın desteklediği Suriye yönetimiyle işbirliği yolu çizerek çatışmaların bitmesine çaba göstermek, İdlib'teki yönetimi silahlı terör gruplarından alarak sivil yönetime devretmek, radikal unsurları elimine etmek, kentteki çatışmasızlığı denetlemek, güvenliği Fırat Kalkanı bölgesinde olduğu gibi yerel polis güçlerine bırakmak.

Asıl ilginç olan şu ki, Türkiye bu misyonu yerine getirirken yüzünü Esad Rejimine dönüyor ve kaç zamandır destek verdiği Esat karşıtı cihatçıları karşısına alıyor. Gerçek durum eğer bu görünense Suriye satrancının en şaşırtıcı ve en riskli bölümüne girilmiş durumdadır. Cihatçılar Türkiye’nin verdiği silahları Türkiye’ye yöneltirler mi? Yoksa ortada henüz dünya kamuoyunun bilmediği pazarlıklar mı vardır?..

Her şafakta çok şeylere gebe bir bölgede uyanmaktayız. Bu bölgenin yaşayanları olarak elbette ki çok tedirginiz…  Gündemimiz cehennem derecesinde sıcak!...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık