• 24 Ocak 2018, Çarşamba 8:44
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Herkes aklını başına toplamalı…

Bu ülkede artık “sağ” ya da “sol” diye bir ideolojik gruplaşmanın kalmadığını, birbirine karışan ideolojilerin bize özgü bir dünya görüşü oluşturduğunu hep yazar ve söylerim.

Minik ülkemizde sol da, sağ da ideoloji olarak bilimsel kanallarından taşıp bambaşka mecralara girmiştir.

Ama buna rağmen inandırıcılıktan uzak bu sağcı – solcu fantezileri uğruna göğsünde sol rozeti taşıdığını sananların da, sağ rozeti taşıdığını sananların da duygusallığın aşırı uçlarına kaçmamalarını dilerim.

Duygusallığın o aşırı uçlarında malzemesi nefret, kin ve ötekileştirme olan şeyler pişirip gündeme getirmemelerini ve kendilerine akılcılıkla bir çekidüzen vermelerini beklerim. 22 Ocak’ta yaşanan olaylar Kıbrıs Türk halkının bölünmesini, parçalanmasını ve parçalarının da birbirine düşmesini bekleyenlerden başkasını sevindirmez.

Varlığını, ailesini, tüm sevdiklerini ve umutlarını bu adaya adamış olan güzel yürekli her yurtsever bu gibi olaylar karşısında dehşete kapılır ve üzüntüyle derinden sarsılır.

Böylesi durumlar karşısında ellerini ovuşturup yeni patlamaların beklentisine giren manyak provokatörler, bu aziz halkın mensubu olamazlar.

Her olayı tetikleyen bir neden vardır. Devlet yetkililerinin görevi yasal çerçevede o kışkırtıcı nedenleri ortadan kaldırmak ve olayların önünü çok önceden almaktır.

Bunu başarabilmenin önüne geçen yasal boşluklar var mı? Evet vardır… İşte o boşluları doldurmak da halkın özgür iradesiyle seçilip göreve getirilen yasa yapıcılara düşer…

Devletin saygınlığına ve güvenliğine ilişkin yaptırımcı yasaları geçirip hâlâ uygulamaya koymayanların devlet adamlığıyla ilgileri yoktur…

Bu ilgisizlik yüzündendir ki, uzadıkça uzayan bir şiddet zincirinin sarmalının içinde kalmaktayız…

Bizi derinliklerine çeken anarşi batağını sadece 22 Ocak’ta Lefkoşa’nın göbeğinde yaşananlara bakarak değerlendirirsek “bellek” denen yol gösterici birikime hem sırt çevirmiş ve hem de şimdiye dek yaşananlardan hiç ders almamış olduğumuzu gösteririz.

Arşivlerin tozunu silkeleyerek geçmişten bugüne uzanan şiddet halkalarına baktığımızda, 2000’li yılların başındaki Meclis baskınını görürüz… Bankaların batmasından sonra hâlâ kimlikleri gözlerimizin önünde olan provokatörlerin yönlendirmesinde polis engellerini yıkan öfkeli insan yığınları Cumhuriyet Meclisi’nin içine dalarak görülmemiş bir hınçla her tarafı darmadağın etmişlerdi…

2004’ün Annan Planı meydan gösterilerinde bir gece provokatörlerin kışkırtmasıyla insan seli birden bire İnönü Meydanı’ndan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na akıtılmıştı. Çevik kuvvetin zor durdurabildiği o insan seline provokatörlerin gösterdiği hedef, Amerika’dan,  ağır bir kalp ameliyatından dönmüş ve canıyla uğraşmakta olan zamanın cumhurbaşkanı Rauf Denktaş idi…

Daha yakına gelecek olursak Değirmenlik dağ yolundaki üzücü trafik faciasını bahane eden provokatörlerin aralarına öğrencileri de karıştırdıkları toplulukları Başbakanlık binasına nasıl saldırttıklarını, içeriye girilmek üzere demir parmaklıkların nasıl sökülüp atıldığını görürüz… 

Ve en sonunda 22 Ocak’ın yine tarihimize geçecek şu çok üzücü taptaze olayları…

Artık yeter… Duyarlılıklar konusunda kışkırtmalar olmasın ve o kışkırtmalar yasa dışı, hiç istenmeyen anarşik patlamalara yol açmasın. “Devlet adamıyım” diyenler o huzurlu ortamı yaratmak için göreve…

Yeni seçilen Meclisin ilk oturumunda üzücü olayların yaşanacağı önceden hissedilebiliyordu. Bu konuda hem yazılı medyada, hem de sosyal medyada uyarıcı yayınlar yapılmıştı.

Siyasilerin de bunun farkında olduğunun kanıtı, Ferdi Sabit Soyer’in yazılı medyadaki bir makalesinde uyarıcı telkinlerde bulunmasıydı.

Peki, bas bas bağırarak “geliyorum” diyen anarşi karşısında neden gerekli önlemler alınmadı da Yüce Meclis’te o utanç verici manzaralar yaşandı? 

Meclis İç Tüzüğü gereği geçici başkan en yaşlı üye Hüseyin Angolemli idi. İşte onun da o duyarlılık içinde olması ve ilk oturumu yönetmek için kürsüye çıkmasından çok önce gerekli istişareleri yapıp yeterli etkin güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlaması gerekirdi.

Her şey olacağına vardıktan, bir utanç sayfası daha siyaset tarihimize eklendikten sonra sorumlu bulmak adına kesilen ahkâmların hiçbir kıymet-i harbiyesi olamaz.
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık