• 19 Ekim 2017, Perşembe 8:41
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

İnsanlık ve medeniyet adına…

Tıp camiasına mensup bir dostum aylar önce “Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi”nde görevlendirildiğinde bana şunları söylemişti: “Manzara tam anlamıyla yürek sızlatıcı. İşleri kısa sürede yoluna koyup seni gazeteci olarak buraya gözlem edinmeye davet edeceğim…”

Aradan aylar geçti, ama o daveti bir türlü alamadım. Demek ki oralarda işler yoluna koyulacak gibi değil. O dostum da hâlâ orada, o görevde mi, doğrusu bilmiyorum.

Söz bu hastaneden açıldığında merhum gazeteci arkadaşımız Halil Kaymaklı’yı da anımsarım büyük bir hüzünle… Halil alkolikti ve bu zaafını aşabilmek, tedavi edebilmek adına kimi zaman kendi iradesiyle gider ve bu hastaneye yatardı. Yıllar önce alkolizm tedavisi aldığı o hastanenin koşullarına dair bir röportajı da çalıştığı gazetede, bizzat kendisinin çektiği etkileyici fotoğraflar eşliğinde yayımlamıştı. Sanırım ödül de almıştı o röportajından dolayı… Biz meslektaşlarına dedikleri de hâlâ kulaklarımdadır: “Sizin de gidip bu hastaneyi yerinde incelemeniz ve gözlemlerinizi yazmanız gerekir. Durum içler acısıdır.”

Halil’in telkinine uyarak bir gün o hastanenin kapısından içeriye daldım, koridorlarında dolaşmaya kalkıştım. İşte tam o sırada karşılaştığım bir doktorun haklı tepkisine maruz kalınca da tersyüz ettim. Bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde gelişigüzel dolanamayacağıma, bunun sakıncaları ve tehlikeleri olduğuna dair beni sert şekilde uyarmıştı o kadın doktorumuz.

*             *             *

İnsanların ruh ve sinir sağlığının tarihin her döneminden çok daha fazla tehdit altında bulunduğu günümüz dünyasında sadece 2 uzman hekimle idame ettirilmeye çalışılan bir başka devlet hastanesi var mı?..

Ruh ve sinir hastalıklarına karşı bir yılda 18 bini aşkın hastaya şifa sunmaya çalışan “sadece iki kişilik” uzman kadrosu başka hangi ruh ve sinir hastanesinde vardır şu yeryüzünde? Bakınız “yılda 18 bini aşkın hasta” diyorum. Yani bu iki uzman doktor her gün 50’nin üstünde hastayla ilgilenmek durumunda… Resmi tatil günleri dahil…

Gittikçe yükselen istatistik rakam da, zaten ülkemizdeki ruh ve sinir hastalıklarının ne kadar yaygınlaştığının altını çizmektedir. Ve “dikkat” derim: “Yılda 18 bini aşkın” rakamı sadece devletin Ruh ve Sinir Hastalıkları birimine başvuranlarımızın sayısı. Ya özel kliniklerde psikolojik sorunlarına çözüm arayanlarımız? Dramatik ve trajik rakamı gerçekçi olarak belirleyebilme adına onları da hesaba katmak zorundayız.

*             *             *

TIP İŞ ve Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Lefkoşa’daki “Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi” önünde eylem yapınca, ülkesel ve toplumsal utancımız yüzümüzde bir kez daha şamar gibi şakladı…

Her dönem büyük ihmale uğrayan ve toplumda hiç farkındalık yaratamayan bu hastanemizin sorunları tabii ki yukarıda vurguladığım trajik hasta ve doktor sayısıyla sınırlı değildir. Uygarlık adına inanılmaz bunalımların sarmalında olan bir tedavi dalıyla yüz yüzeyiz… Oradaki görevliler de, hastalar da, hasta yakınları da çok mutsuz ve çok talihsiz. Ama çığlıklarını içlerine gömüyorlar… Onlar, devletin ve toplumun kabul edilemez kayıtsızlığıyla karşı karşıyadırlar. Olayın bir acı yanı da, bu drama kayıtsızlık gösterenlerin de bir gün ruhsal tedaviye ihtiyaç duyabilecekleridir.

Şu anda 100’e yakın yatılı hastası bulunan bu sağlık kurumundaki yaşam ve tedavi koşulları Ortaçağ’daki durumları çağrıştıracak nitelikte… Utanç dosyasını sayfa sayfa çevirdiğimizde, adeta toplum dışına itilmiş bir tedavi kurumunun trajedisi karşısında sarsılırız. Ama sarsılmak neye yarar? O ürpertici sorunlara çözüm bulamadıktan, o sorunlara platonik kaldıktan sonra!..

Doktor yoksunluğuna karşı hasta yoğunluğunun gözlemlendiği bu hastanede zavallı hastalara hem yeterli tedavi verilemiyor ve hem de onlara insancıl yaşam koşulları sunulamıyor. Oradan firar eden kimi hastanın bir köşede ölü olarak bulunduğu, zaman zaman duyduğumuz sıradan vakalardandır. Havalandırma yetersizliğinden psikolojik sorunları olan hastaların yazda yanıp kavruldukları, kışta ise soğuktan zangır zangır titredikleri bir mekân ruh sağlığına uygun bir yer olabilir mi?

Ve daha neler de neler. Lütfen hastane önündeki eylem vesilesiyle hekimlerimizin yaptıkları ürpertici açıklamalara can kulağıyla eğilelim, vicdanımızı harekette geçirelim ve toplum dışına itilmiş izlenimini veren bu sağlık kurumumuzla ilgilenelim. İnsanlık ve medeniyet adına…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık