• 11 Temmuz 2018, Çarşamba 9:17
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Mesleğimiz üstüne

Bugün anlamı açısından sadece biz gazetecilerin değil, her gün yazılarımız, yayımlarımız ve haberlerimizle muhatap kitlemiz olan halkımızın da önemli bir günüdür… Hem gazetemiz  “KIBRIS”ın doğum günü ve hem de “Basın Günü” aynı zaman diliminde birlikte kutlanmaktadır…
29 yıl önce gazetemiz “KIBRIS”ın ilk sayısının halkımızla buluşturulması için 11 Temmuz tarihi özellikle seçilmişti… Çünkü o günün var olan bilgilerine göre halkımızın ilk gazetesi “Sadet” de, 11 Temmuz 1889’da Ahmet Emin Efendi tarafından yayımlanmıştı…
Oysa daha sonra araştırmacılarımızın ortaya çıkardığı belgelerle Kıbrıs’taki ilk Türkçe gazetenin 12 Aralık 1879’da yayımlanan “Ümid” olduğu belirlenir… Bu gazete,  Osmanlı aydını Aleksan Sarrafyan Efendi tarafından “Sadet”ten 10 yıl önce yayımlanmıştı…
Aleksan Sarrafyan Efendi Osmanlı Devleti’nde yayımlanan ilk gazetelerden ilerici “İbret”i de 1870 yılında İstanbul’da yayın yaşamına koyan kişidir. Özgürlük ve çağdaşlık tutkunu Sarrafyan,  Namık Kemal, Menapirzade Nuri, Direktör Ali Bey, Ahmet Mithat Efendi ve Ebüzziya Tevfik gibi Osmanlı aydınlarıyla iç içe çalıştı. Ermeni kimliğinden dolayı başlatılan baskılar sonucu yayını kesintiye uğrayan “İbret” gazetesinin imtiyaz hakkını Namık Kemal’e devreder. Ama yayıncılığına hiç ara vermez… Namık Kemal’in Kıbrıs’a sürülmesine neden olan “Vatan Yahut Silistre” piyesini basar ve dağıtır… Dostu Namık Kemal Kıbrıs’a sürgün edilince de gelir buraya yerleşir ve işte o “Ümid” gazetesinin yayımcısı olur…
Geleneksel “Basın Günü”müzün yıllar önce ilanında Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin etkin yöneticilerinden Mehmet Ali Akpınar ağabeyimizin rolü büyüktü… “KIBRIS”ın doğum gününün 11 Temmuz’a denk getirilmesinde de çabasını esirgememişti. 
29 yıl önce Akpınar’ın genel yönetmenliğinde bireyleri özenle seçilen bir ekiple günlük yayımlarına başlayan “KIBRIS” gazetesi ve bu gazetenin çevresinde zaman içinde oluşan güçlü ve etkin medya grubu değerli iş adamımız Asil Nadir’in ülkesine ve halkına sunduğu en önemli eserlerdendir… Böylesi bir günde ona çağdaş, ilerici ve idealist medya yatırımından dolayı bu meslekten ekmek yiyenler ve bu mesleğe saygı duyanlar olarak şükranlarımızı sunmak vefa borcumuzdur. “KIBRIS”ın yarattığı çağdaş sinerjiyle Kıbrıs Türk basını da kabuğunu yırttı, kaçınılmaz değişimlerini yaşadı ve “basın” olgusundan “medya”ya dönüştü…
Bugün elimizde tuttuğumuz ve sayfalarını coşkuyla çevirip her satırını ilgiyle okuduğumuz “KIBRIS” tam 10 bin 518’nci sayısına ulaştı… Bu uzun süre içinde bir tek gün bile teklemeden okurlarıyla buluşan “KIBRIS”ın bu köşesinde böylece bendeniz de 10 bin 518’nci yazımı sizlerle buluşturmaktayım… Tabii ki gazetemin diğer sayfalarında çeşitli konularda yıllar boyu yayımlanan yazılarım bu rakama dahil değildir…
Belirtmeliyim ki, ilk “Basın Kartı” mı“Bozkurt” gazetesinde çalışırken 1963 sonlarında henüz 19 yaşımda iken Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyeti’nin Enformasyon Dairesi’nden şimdi adını unuttuğum Rum müdürün imzasıyla almıştım. O müdürün muavini de Necati Sağer idi… Ekinde, imzamızla yazılan yazı ve haberlerin kupürleri bulunan ve gazetemizin sahipleri tarafından yazılan dilekçeye istinaden verilen o tarihi basın kartından bugün bir tek kadim dostum Akay Cemal’de olması gerekir…
Şimdi bundan sonra yazacaklarımı lütfen bu kıdemimin bana yüklediği yetki ve cesarete veriniz…
Çok derin ve yüklü olan basın tarihimizin ulaştığı aşamada 20 tane günlük gazete, bir o kadar bilişim yasasından yoksun internet gazetesi, TV kanalları ve radyo halkımızın medya kurumlaşmasını oluşturmaktadır… Lütfen rekora bakınız!.. Nüfusumuz eğer gerçekten söylendiği gibi 300 bin ise düşününüz kaç kişimize kaç yayın organı düşmektedir bu furya ortamında!..Mevsimlik yayın organlarını devreye koymanın rantları da söz konusudur bu durumda… Hele seçim zamanları yayın organlarımızın sayısı bir başka patlama yapar…
İşte bize özgü durumlardan, daha doğrusu acayipliklerden biri de bu… Peki bu gazeteci ve yazar kalabalığı içinde mesleğin kriterlerine, kurallarına ve etiğine uygun etkinlik gösterebilen kaç gerçek gazeteci vardır acaba?..
Eğildiği toplumsal sorunları didik didik eden analizci bir yazım tarzına sahip Genel Yönetmenimiz Ali Baturay’ın yazılarını her gün ilgiyle okurum. Baturay’ın 15 Haziran 2018 tarihli “Zavallı Mesleğim” başlıklı yazısı bizim gibi meslekten olmayanların üzerinde de derin etkiler ve çağrışımlar yarattı…
Baturay gazetecilik mesleğinin bugün ülkemizde sürüklendiği durumları büyük bir acıyla irdelerken şöyle diyordu:
“….İnsan meslektaşlarının sebep olduğu bazı şeylerden nefret eder mi? Eder… Ben zaman zaman kendi mesleğimi bazı uygulayıcılarından dolayı ‘iğrenç’ bulurum. Bu iğrençliği yaratanlar da yine meslektaşlarımız, ya da bir şekilde başka mesleklerden gelip de sözde gazeteci olanlar…”
Yanlış, güdümlü, sponsorlu, çarpıtılmış haberlerin ve köşe yazılarının, birilerine yaranmak, birilerine hizmet etmek, para ya da benzeri imkânlar için yazıldığını gözlemlerine ve kanıtlarına dayanarak o uzun yazısında seslendirmekteydi sevgili Baturay…
Asıl acı olan mesleğimize yeni giren gençlerin de bu durumlarla yüzleştiklerinde yaşadıkları şaşkınlık ve düş kırıklıklarıdır… İçine girdikleri ve umut bağladıkları mesleğin kimileri tarafından ne denli yozlaştırıldığının farkında olmasalar gencecik bir “KIBRIS” muhabiri yaptığı yayın hatasından dolayı Genel yayın Yönetmenine,  yani Baturay’a hiç şu sitemini seslendirir miydi?
“...Abi benim yaptığım hata bilerek, isteyerek yanlış yazıp halkı yanıltanların,  başkalarının kişilik haklarına saldıranların, onun - bunun adamı olup onların istediği gibi yazanların, mesleğini de, kalemini de satanların yaptığından daha mı kötüdür?!.”
Geleneksel Basın Günü’nde asıl bu konularımızın masaya yatırılıp incelenmesi ve sorunlara çözüm bulunması gerekir…
Yayın organlarımız gibi örgütlerimiz de boldur maşallah… En başta kurucuları arasında olmaktan onur duyduğum “Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği”, “Kıbrıs Türk Gazeteciler Cemiyeti”, “Basın – Sen”, “Kıbrıs Türk Basın Konseyi.” Ve tabii ki mesleki iş dallarına göre oluşturulan diğer örgütlerimiz…
Gazeteci ve yazarlarımızın dünya görüşleri ne olursa olsun tek bir çatının gücü altında toplanabilmesi adına uzun süre uğraş vermiş arkadaşlarım arasındaydım… Bunu başaramadığımız için benim gibi birkaç kıdemli gazeteci – yazar hiçbir örgütün üyesi olmamayı yeğledi. Tüm meslektaşlar tek bir çatının gücü altında toplanabilsek gazeteci örgütlerinin belirli siyasal ve ideolojik grupların yönetimine girmesini de önleyebilecek, yönetim kadrolarında her dünya görüşünden meslektaşların uyumlu ve demokratik şekilde yer almasını sağlayabilmiş olacaktık. Başaramadık…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 1 1 0 0 5 3
2 TÜRK OCAĞI LİMASOL 1 1 0 0 2 3
3 GÖNYELİ SK 1 1 0 0 1 3
4 ÇETİNKAYA TSK 1 1 0 0 1 3
5 CİHANGİR GSK 1 0 1 0 0 1
6 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 1 0 1 0 0 1
7 ESENTEPE KKSK 1 0 1 0 0 1
8 GENÇLİK GÜCÜ TSK 1 0 1 0 0 1
9 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 1 0 1 0 0 1
10 LEFKE TSK 1 0 1 0 0 1
11 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
12 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
13 GİRNE HALK EVİ 1 0 0 1 -1 0
14 BAF ÜLKÜ YURDU 1 0 0 1 -1 0
15 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 1 0 0 1 -2 0
16 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 1 0 0 1 -5 0
yukarı çık