• 19 Şubat 2018, Pazartesi 9:28
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Pazartesi notları…

RUH SAĞLIĞIMIZ: Belirlenen 2017 sağlık istatistiklerine göre geçen yıl Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne 21 bin 188 başvuru yapıldı.
Nüfusumuzu 300 bin olarak kabul etsek, her 15 kişiden birinin ruhsal ve sinirsel sorunu var demek ki…
Olayın asıl düşündüren yanı, başvuranların 6 binin henüz çocuk yaşta olması.
Ya özel kliniklere başvuranların sayısı?..
Ya psikolojik sorunlarını önemsemeyip hekimlere başvurmayanlarımız?.. Ki onların sayısının ne denli çok olduğunu dramlar ve facialarla sonuçlanmakta olan öfke patlamalarında net biçimde görmekteyiz…
Korkunç rakamlar bize toplumsal ruh sağlığımız konusunda ciddi önlemler almayı telkin ediyor. 
Orada, çok yetersiz koşullarıyla devleşen toplumsal bunalımlarla uğraşan bir psikiyatri hastanemiz var. Yeni Sağlık Bakanımız Dr. Filiz Besim, bu hastaneye yaptığı ilk ziyarette ağlamaklı olduğunu belirtti… Yani durum ve manzaralar o kadar can yakıcı…
Ruh ve sinir sağlığının hafife alındığı bir sistemde bizi korkunç patlamalar bekler. Aman dikkat!..
   *          *             *
GARANTİLER VE GÜVENLİK: “Çözüm olsun da, nasıl olursa osun havalarında Garanti ve Güvenlik Anlaşması’nı önemsizleştirmeye çalışanların ilgilerini biraz da şu konulara yönlendirmelerinde yarar görmekteyim: Mesela komşumuzun silahlanmaya günde 2 milyon dolar harcamasına… Yunanistan'ın garantörlüğüyle yetinmeyip bir de onunla daha kapsamlı bir milli savunma ittifakı yapmasına… Üstelik de bu stratejik işbirliği anlaşmalarını İsrail, Ermenistan, Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi diğer ülkelere ve yaymasına… Üyelerine gerilla eğitimi yaptırmakta olan ELAM'ın yandaş sayısını gittikçe artırmasına… Yeni tur görüşmeler konusunda ısınma hareketleri, kar zevki için Trodos'a giden Türklerin arabalarının saldırıya uğramasına… Türklere saldıran hiçbir Rum'un şimdiye dek mahkûmiyet kararı almamış olmasına!... Daha sayayım mı?..
Garanti ve Güvenlik Anlaşması milli güvenliğimizle ilgidir ve ENOSİS projelerinin karşıtıdır... İç güvenliğimizin gözeticisi polis gücümüzdür, asker değildir... İç güvenliğimizle ilgili asayiş sorunları çıktığında neden Garanti ve Güvenlik Anlaşması’na kinayeli göndermelerde bulunulur ki?
Garanti ve Güvenlik Anlaşması gereği adada meşru şekilde bulunan asker iç güvenliğe müdahale ederse bu müdahale askeri operasyon ve de devlet otoritemizin yıkılması anlamına gelir. Esasen Rum stratejisinin önemli bir hedefi de Türk askerini bu iç müdahale oyununa getirip "işte istila" diye dünyaya bangır bangır teşhir etmektir.Bu tür projelerin hayalini kuranlar, avuçlarını yalarlar!..
   *          *             *            
BELEDİYECİLİĞİMİZ ÇÖKERKEN: Çıkmaz sokaktaki belediyelerimizde ilk iflas bayrağını çeken Yeni Erenköy Belediyesi oldu… Belediyelerimizin durumunun hiç de iyiye gitmediği kaç yıldır bilinmekte, ama gerekli yasal düzenlemeler yapılmamakta, etkin önlemler alınmamaktadır. Bunun yerine politik edebiyatlar yapılmaktadır... Bir zamanlar sanılmıştı ki, ülkedeki belediye sayısını artırıp 23’e çıkarmakla belediyecilikte çağ atlayacağız. İşte sonuç!..
Bozuk belediyecilik düzenimiz adam edilirken belediyelerin sayısının azaltılması gerektiğini de söyleyen çok, ama bozuk düzene karşı hiçbir ıslahat yok.
Yeni hükümet işe başlarken ilk işlerinden biri bu konunun gündeminde olduğunu duyumsatmak oldu. Hadi bakalım; bugünün belediye enflasyonunu yaratan CTP iktidarıydı, çareyi belki yine o iktidar bulur.
Eğer bir umut verilmezse, önümüzdeki yerel seçimlerde bazı belediyelerin başkanlığına ve meclisine aday bile bulunamayacak!..
   *          *             *
DELİ KAYMAKAM: Eski CTP Milletvekili, eski başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer, dörtlü koalisyonun Türk tiyatrosunda, edebiyatında ve sinemasında unutulmaz yer edinmiş olan ünlü karakterlerden o aceleci, telaşla iş yapan ve suçlu gördüklerine yargısız ceza kesen “Deli Kaymakam”a benzememesi ve hizmet verirken “deli kaymakam sendromu”ndan korunması gerektiğini söyledi…
O kurgu kaymakamın öyküsü bir tek tiyatro oyununda anlatılmaktadır. Oyunun adı "Buzlar Çözülmeden…" Yazarının adı ise Türk tiyatro oyun yazarlığının büyük isimlerinden olan Cevat Fehmi Başkut'tur.
Soyer'in konuşmasının tam metnini dinlemedim, ama umarım “deli kaymakam sendromu”nun kaynağı olan o çok ünlü oyunun ve üstat yazarının adını da anmıştır...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık