• 04 Ocak 2018, Perşembe 9:11
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Siyaset ve Kıbrıslı Türk… (1)

Genelidir, yerelidir, ihtiyar heyetidir, ara seçimidir, erken seçimidir, referandumudur, cumhurbaşkanlığıdır, birinci turdur, ikinci turudur derken, bu ülkede seçim üstüne seçim yapmaktayız.  Şu anda da, bu kış kıyamet ortamında bir erken seçimin peşindeyiz yine… Yazda ise yerel seçimlerimizi yapacağız…

Sadece seçim konusundaki bu hareketliliğe bakmak bile, Kıbrıs Türk halkının siyaseti ne kadar sevdiğini, siyasetle ne denli iç içe olduğunu gösterir. Siyaset Kıbrıslı Türkün en önemli ve en büyük fenomenidir. Politize olmamış insanımız yok gibidir… Politize halk göstergeleri özellikle seçim dönemlerinde tavan yapar… Tıpkı şimdilerde olduğu gibi… Seçim günü yaklaştıkça halkın seçime ilgisi de artıyor… Bakalım seçime katılım yüzde kaç oranına vurur..

Son yıllarda politikaya ve politikacıya karşı güvensizliğin had safhaya ulaştığı bir gerçek… Yapılan anketlerde politikacı “güvenilmezlik” şampiyonluğunu hiç kimseye kaptırmıyor!..

Bu durumun tek bir psikolojik açıklaması vardır. O açıklama da şu: En büyük toplumsal fenomenin politikacılar tarafından istismar edilmesine halkın duyduğu öfke ve gösterdiği tepkinin yaşama yansımasıdır bu

olay…

Kıbrıslı Türklerin siyasete olan bağımlılığını değerlendirmek için sadece günümüzün manzaralarına bakılmamalı. Olayın üzerine, tarihsel açıdan da geniş bir perspektiften eğilmek gerekir.

Düşünebiliyor musunuz, siyasetin hiçbir maddi kazanç getirmediği, tam tersine meraklılarının servetini ve gelirini de yuttuğu dönemlerde bile Kıbrıs Türk halkı hep siyasetle iç içe yaşamıştır.  Bu dönemlerde toplumsal liderliğe dönük siyasal hareketler hep gündemde olmuş ve o hareketler hep kahramanlarını yaratmıştır…

Cumhurbaşkanı, milletvekili, bakan, belediye başkanı seçmenin söz konusu bile olmadığı, sadece kavanin meclisine, belediye meclisi üyeliklerine ve toplumsal liderleri belirleyen iç siyasi kitlesel oluşumların başına maaşsız yöneticilerin seçildiği günlerdir o dönemler… Ne kadar da heveslisi vardı bu bedava ama külfetli ve yıpratıcı makamların!..                  

O dönemlerin siyasal hareketleri içinde rol oynamak isteyenlerin bedel ödemeleri hep kaçınılmaz olmuştur. Hiç kuşkusuz bu bedellerin en acısını ödeyen de Dr. Hüseyin Behiç’tir… 1887 – 1924 yılları arasında yaşayan Dr. Behiç, o dönemlerde hekimlikten servet yapacak yerde, İttihat ve Terakki’den gelen milliyetçi bir ruhla İngiliz Sömürge Yönetimi’nde siyasete soyunmuş, Türkiye’de kurtuluş savaşı verilirken o da Kıbrıs’taki Türk halkının liderliğine heveslenmişti.

Taraftarları kadar düşman da kazanan Dr. Hüseyin Behiç’in önce Lefkoşa Sarayönü’ndeki eczanesi yakıldı… Arkasından da acımasız ve rezil bir kumpasa getirildi. Dedikodular yüzünden eşini vurup öldürecek boyutlarda bunalıma itildi. İşlediği cinayetten dolayı 40 günlük bir yargılama sürecinden sonra, 37 yaşında idam edildi. Hem kendi hayatı, hem de başlattığı siyasi hareket söndürüldü. O günlerin basını Dr. Hüseyin Behiç’in idam sehpasına giderken felçli olduğunu yazmaktadır… Siyasette iz bırakan parlak bir kimliğin mahviyete dönüşmesidir bu trajik manzara…

1878 – 1967 yılları arasında yaşayan bir diğer efsane doktor daha vardır Kıbrıs Türk toplumunda: Hafız Cemal Lokman Hekim… “Lokman Hekim” olarak da anılan Dr. Hafız Cemal, İstanbul’dan halkı arasına dönerek, Rum ekonomik üstünlüğü ve İngiliz sömürge yönetimi baskıları altında darmadağın edilip inim inim inletilen Kıbrıs Türk toplumunda birliği, esenliği ve kalkınmayı sağlayabilme adına özverili çalışmalarda bulundu ve pahalı yatırımlar yaptı. Hekimlik etkinliklerinden çok, sosyal projeleriyle dikkati çekti…

Ne var ki, bu özverilerinin bedelini o da adadan uzaklaştırılarak ödedi. Sömürge Yönetimi, elinin altındaki satılmış işbirlikçileri kullanarak bu efsanevi Kıbrıslı Türk doktor için öylesine bir hırpalama kampanyası başlatmıştı ki, işte o aydın ve idealist doktor, 1909’da büyük maddi ve manevi yıkımlara uğrayarak İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı.

Dr. Hafız Cemal Lokman Hekim öylesine hırpalanmış ve kırılmıştı ki, bir daha yurdu Kıbrıs’a dönmeyi düşünmedi. Ama İstanbul’a giden yardıma muhtaç Kıbrıslı Türklere de elinden gelen yardımı o sımsıcak yüreğiyle yapmayı hep sürdürdü.

(yarın sürecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık