• 22 Eylül 2016, Perşembe 8:38
AkayCEMAL

Akay CEMAL

50 yıllık tecridin kaldırılması tavizler pahasına olmamalı!

BM’nin merkezi New York’a giden ve temaslarına başlayan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, New York’tan mucize beklenmemesi gerektiğini söyledi.

Doğrusu da bu… İyi ilerleme sağlandığı açıklanacak, Genel Sekreter Ban Ki-Moon’dan da, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin rolünü yoğunlaştırması talep edilecek. Halbuki Ban’ın günleri sayılı. Görevini kısa bir süre sonra yeni genel sekretere bırakacak.

Bizce Akıncı’nın en önemli vurgusu, Kıbrıs Türk halkının yarım yüzyıllık tecridi ile ilgili sözleri…

Kıbrıs Türk halkının yarım yüzyıldır kendi küçük alanına hapsedildiğini, dünyadan koparıldığını ve uluslar arası toplumdan soyutlanmış bir durumda bırakıldığını belirten Akıncı, bu konuda şunları kaydetti:

“Bu, toplumumuza yapılmış büyük bir haksızlıktır. Artık bu konumdan çıkmamızın ve hak ettiğimiz yerimizi almamızın zamanı gelmiştir. Yarım yüzyıllık tecrit artık bitmeli, eşitlik, özgürlük ve güvenlik içinde yaşayacağımız yeni bir geleceği inşa etmeliyiz. Bunu yapabiliriz. Bu politik kararlılık ve iradeyle New York’a gidiyoruz. Bu kararlılığımızın karşılıksız kalmayacağını umut ediyoruz.”

Bu politik kararlılık ve irade karşılık bulur mu, yoksa karşılıksız mı kalır?

Bir defa Akıncı can alıcı bir noktaya değindi. Az bile söyledi. Çünkü yarım yüzyıllık tecrit insan haklarına, BM ilkelerine, AB kurallarına ve uluslararası hukuka o denli aykırıdır ki, halkımız bu ağır yükü tam 50 yıldır taşımak zorunda bırakıldı. Bunun hesabını kim verecek, hesabı sorulacak mı? Sorulmayacaksa, Kıbrıs Türküne acımasız ambargoları, izolasyonları uygulayanların yanına kâr mı kalacak?

Bizim yerimizde başkaları olsa, 50 yılın hesabını çatır çatır sorarlar, tazminat talep ederler. İnsan hakları savunucularının bu hassas konuda ne düşündüklerini, ses verip vermediklerini, bugüne kadar ne tür çaba harcadıklarını veya harcamadıklarını bilmiyoruz.

Bildiğimiz; Kıbrıs Türk halkına yarım yüzyıldan beri ezgi ve cefa uygulayanların, bugün Kıbrıs Türküne hesap vereceklerine, bundan kaçınmaları ve olağanüstü tavizler karşılığı ancak bizim uluslararası toplum içinde yerimizi alabileceğimizi söylemeleridir. Kıbrıs Türküne tecridi uygulayanlar bizden karşılık beklemekte, garantörlüğün kaldırılmasını, Türk askeri varlığının yerine uluslararası polis gücü oluşturulmasını dayatmaya çalışıyorlar.

Halbuki insan hakları ve uluslararası hukuk, suçlu pozisyonunda olan bir toplumun, ötekine ambargo uygulamasını ve en temel haklardan mahrum edilmesini emretmez. Örneğin Batı, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı güç kullanması sonucu Rusya’ya ekonomik yaptırımlar uygulamaktadır. Ama Rusya vatandaşının ülkesinden direkt olarak istediği ülkeye seyahatine ambargo uygulamamaktadır. Kıbrıs Türk halkı ise yarım yüzyıldan fazla bir süredir, hem ortağı ve kurucusu olduğu devletten silah zoruyla dışlandı, varoluş-yok oluş mücadelesine zorlandı, hem de en temel insan haklarından yoksun bırakıldı.

Hem de Annan Planı’na ‘evet’ demekle…

Hem de AB’nin “Madam ki evet dediniz, biz de ambargoları, izolasyonları kaldıracağız” sözünü vermesine, ama sözlerini tutmamasına, yerine getirmemesine rağmen…

Kıbrıs sorununun çözümü halinde, elbette ki tecrit kalkacak, uluslararası toplumun içinde yerimizi alacağız. Peki bunu çözümle ilişkilendirmek de bir başka haksızlık değil midir? İnsan haklarının ayaklar altında çiğnendiği anlamındaki bu çağdışı uygulamanın ortadan kaldırılması, Rum tarafının insafına kaldıysa vay halimize! AB’nin insafına kaldıysa yine vay halimize!

Akıncı, bunun toplumumuza yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu yinelerken, acaba bu konuda Rum tarafı üzerinde baskı uygulamayı düşünen ülkeler çıkabilir mi? Mesela Anastasiadis’in istemini kırmayan ve her vesile ile yerine getirmeye çalışan ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden bu konuda ne düşünüyor? İki taraf arasında bir uzlaşma sağlanamazsa, Kıbrıs Türk halkı bu haksızlığı daha ne kadar çekecektir?

Bunların sık sık gündeme getirilmesi ve dünya ülkelerine anlatılması gerek. Anlatıldığı takdirde uluslararası bir baskı unsuru oluşur mu? Oluşsa da Rum tarafı takar mı? Toplum olarak, tecritten kurtulmamız için Rum tarafının insafına kaldıysak, bir yarım yüzyıl daha bekleriz.

Sonuçta 50 yıllık tecridin kaldırılması, tavizler pahasına olmamalıdır!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek