• 14 Mayıs 2018, Pazartesi 8:41
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Acilde sistem çökmüşse, hastanın ölmesi mi lazım?

Sağlık konusunu fazla irdelemem. Hassas bir konudur. Toplumun da kanayan yaralarından biridir. Sağlık alanında nereden nereye gelindiğini, kimlerin canı gönülden hizmet verdiklerini bilenlerdeniz… Hatta 3 yıl ömürlü ‘Cumhuriyet’ döneminde, Rum kesiminde kalan Genel Hastane’de olup bitenleri de!

‘Kanlı Noel’ diye bilinen 21 Aralık 1963’te toplumlararası çatışmaların, daha doğrusu Ada’nın Yunanistan’a bağlanması ve ENOSİS’in gerçekleştirilmesini öngören ‘Akritas Planı’nın uygulamaya konulmasıyla Kıbrıs Türk halkı hastaneden mahrum bırakılmıştı…

O günlerde Abdi Çavuş Sokağı ile Kuruçeşme arasında kalan sigara fabrikası, mermi yağmuru altında alelacele bir hastaneye dönüştürülmüş ve önceleri yaralılara, sonraları da hastalara oralarda şifa dağıtılmıştı… Bu arada merhum Dr. Naim Adiloğlu ile merhum Dr. Necdet Ünel’in klinikleri varoluş mücadelesi günlerinde bir nevi hastane görevi görmüş, dönemin doktorları hayatta kalmamız için canla başla uğraş vermişlerdi…

Aradan uzun yıllar geçti. Gelinen noktada devlet sahibi olduk. Ancak sıkıntılar bitmiş değildir. Sistemi oturtamazsak bitecek de değildir.

Sayın Bakan’ın iyi niyetinden zerre kadar kuşku duymuyoruz. Daha öncekiler gibi bir doktor olarak, sorunları çok iyi bilmektedir. Hatta Türkiye’de bazı illerde hizmette olan modern donanımlı hastaneleri ziyaretlerinde hayranlığını dile getirmiş, ülkemizde sağlık alanında neler yapılması gerektiği konusunda bilgi dağarcığını zenginleştirmişti…

Lafı daha fazla uzatmadan birkaç soruna değinmek isteriz. Dövizdeki durum ve yaşamın daha da zorlaşması, özellikle dar ve sabit gelirli vatandaşı olumsuz yönde etkilemektedir. Hal böyle iken, tedavisi için gerekli olan ilaçların çoğunu devletin ilaç deposunda bulamaması ve dışarıdan almak zorunda kalması yoğun şikâyetlere neden olmaktadır. Zaten zar-zor geçinebilen yurttaşın bu yükü çekebilecek takati yoktur. Olsaydı, zaten şikâyet etmezdi.

Daha da önemlisi Acil Servis’te sistemin çökmesi ve kayıt yapılamaması sonucu yaralı ve hastaların tedaviden yoksun bırakılması ya da öfkelenerek özel hastanelere gitmek zorunda kalması… Örneğin trafik kazasında yaralanan veya inşaattan düşen bir kişi acilen hastaneye kaldırıldığında, bilgisayar sistemi çöktü diye kayıt yaptıramazsa kaderine mi terk edilmesi lazım? Ölmesi mi lazım? Farz edelim yaralı kan kaybediyor, ya da hasta şok geçiriyor. Sistem çöktü diye oturup da sistemin yeniden düzelmesini mi beklemesi lazım? Böyle bir uygulama dünyanın neresinde görüldü? Geçen cumartesi öğleden sonra Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde maalesef böyle bir olay yaşandı.

O anki görevli inisiyatifini kullanır, bir kâğıt parçasına isim ve sıra numarasını yazar, gerekirse imzalayıp mühürler, böylelikle hastalara, yaralılara yardımcı olabilir. Bu gibi hallerde Bakan’ı arayamazsa bile, Başhekimi arayabilir ve fikir sorabilir. Gerek Sağlık Bakanı Filiz Besim, gerekse Başhekim Bülent Dizdarlı veya Başhekim Yardımcısı Erol Uçaner’in bu gibi durumlarda anında formül üretme yeteneğine sahip olduklarından kimsenin şüphesi yoktur.

Yoksa; “Sistem çöktü, kayıt yapamayız” diye kestirip atmak çare olmadığı gibi, Acil’de bekleyenlerin tepkisine neden olmaktan başka bir işe yaramaz!

Bilgisayar icat edilmeden önce hasta kaydı yapılmaz mıydı? Pek ala da yapılırdı…

Diyeceğimiz; böyle basit meseleleri dert edinmek, ya da işin kolayına kaçmak yerine, o an kafayı çalıştırarak çözüm üretebilmektir maharet! Devletin çalışanlarından bunları bekleriz. Aynı durum diğer kurumlar ve daireler için de geçerlidir. Vatandaşı kendi devletinden soğutmak kimsenin hakkı değildir!

                                                                                   ***

KKTC yasa boğuldu…

İki kız çocuğu annesi Meryem Bahtıkara Çakır’ın (36) Anneler Günü arifesinde geçirdiği elim bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirmesi, yalnız Gaziköy ve Türkmenköy’de değil, tüm KKTC’de halkımızı yasa boğdu. Meryem hanım Türkmenköy’de son yolculuğuna uğurlanırken, akan gözyaşları sel oldu.

Lefkoşa’nın Marmara bölgesinde kaldığı apartmanın çatı katından düşerek ölen 17 yaşındaki Haydarpaşa Ticaret Lisesi öğrencisi, hayat dolu bir kız olan Leyla Ayalılar da Lefkoşa’da kalabalık bir törenle ve dualarla toprağa verildi. Bu arada Değirmenlik’in çınarlarından, 4 evlat ve nice torun sahibi, Zülfikar Öznur’un değerli eşi Şerife Öznur da Ayalılar gibi aynı gün Lefkoşa’da defnedildi.

Allah’tan rahmet, yaslı aileleri ve sevenlerine başsağlığı dileriz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık