• 11 Temmuz 2018, Çarşamba 9:24
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Her dara düştüğümüzde, elimizden tutan Türkiye’dir!

Anavatan Türkiye’de ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ çalışmaya başladı. Esas amaç Türkiye’nin gelişmesi, kalkınması ve huzur ve refaha kavuşmasıdır. Elindeki potansiyel bunları gerçekleştirebilecek nitelik ve kapasitededir. Bölge coğrafyasında güçlü ve hatırı sayılır bir Türkiye’nin olması, dünyanın en kritik noktasında, Yakın Doğu ve Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanması bakımından bir şanstır.

Suriye’deki durumlar, Türkiye’nin bölgede etkin bir aktör olduğu gerçeğini dünyanın gözleri önüne sermiş bulunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya beşten büyüktür’ diye meşhur bir sözü vardır. Beş derken, Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ülkeyi kast etmektedir. Orada oturanlar, dünya yansa da öncelikle kendi ülkelerinin çıkarlarına göre hareket etmektedir. Mesela bir çatışmada binlerce Filistinli bile öldürülmüş olsa, Konsey, İsrail’i kınama kararı bile almakta aciz kalıyor. Çünkü ABD, diğer üyelerce hazırlanacak kararı veto ediyor ve iş bitiyor.

Çıkar meselesi dedik ya! Binlerce masum insan ölmüş, ABD’nin ne umurunda? Bu sadece bir örnektir ve bu örnekleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Rohingyalı binlerce Müslüman vahşi bir şekilde katledilir ve on binlerce kişi komşu ülke Bangladeş’e sığınmak zorunda kaldığında Erdoğan yine aynı şekilde sitemde bulunmuştu…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünya kamuoyunu ilgilendiren, yankılar yaratan olaylar karşısında sessiz kalan BM Güvenlik Konseyi’ni çok kez eleştirerek, slogana dönüştürdüğü ‘Dünya beşten büyüktür’ sözünü çok defa yinelemişti…

Dünya gerçeklerine rağmen, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, pot üstüne pot kırmaya devam etmektedir.

Son Crans-Montana görüşmelerinin sonuçsuz kalmasına Rum ve Yunan tarafı sebep olduğu halde, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da ifade ettiği gibi, Guterres bu noktaya hiç değinmemiş, Rum tarafını gücendirmemek uğruna, fiyaskonun sorumluluğunu taraflara eşit paylaştırmayı yeğlemişti… Guterres, geçen gün bir pot daha kırarak, Kıbrıs’ın yıllardır sakin ve istikrarlı olduğuna dikkat çekmiş ve bunun büyük ölçüde BM Barış Gücü’nün Ada’daki varlığından kaynaklandığını ifade etmişti…

Bilmeyenler inanabilir, ancak bizim gibi gerçek durumu bilenler Guterres’in iddiasına sadece gülüp geçer. Çünkü bu yaklaşım gerçekçi değildir. Ada’da sakin ve istikrarlı bir ortam varsa, bu Ada’daki Türk askeri varlığından kaynaklanmaktadır. Türk askeri olmasa, Barış Gücü’nün esamesi okunmaz. Bunu 1974 öncesi dönemde bizzat yaşadık, gördük. Rum Yönetimi, BM Barış Gücü’nü Türklere karşı dilediği gibi kullanmaktaydı… Ancak 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtıyla birlikte bu adaya barış, huzur ve istikrar geldi. Bu gerçek Rumlar tarafından bile kabul görmektedir. Türk askeri varlığı olmasa kan gövdeyi götürür, barış, huzur ve güvenden eser kalmazdı…

Guterres’in bu gerçeği bilmesi, bilmezse de öğrenmesi gerekir. Bunun için de 1974 öncesi ve 1974 sonrası dönemlere bakması yeterlidir.

Ancak gördüğümüz kadarıyla Genel Sekreter Guterres, tarafsızlığını ilk bozmuş değildir. Sunduğu belgede de, Garanti sisteminin sürdürülebilir olmadığını iddia etmişti… Tam da Rum-Yunan ağzı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tüm bunları bilmektedir. Rum ve Yunan tarafının, doğalgaz konusunda bazı anlaşmalar yaptığı ülkelerden de medet umarak, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi çembere alma, bulunduğu yerde hapsetme anlamına gelen ‘yay politikasını’ da! Tüm bunlara rağmen izlediği politikanın ne denli esnek olduğu da geçmişteki örnekleriyle bilinmektedir. Ancak Erdoğan, attığı ileri adımların karşılığını görmüş değildir.

Biz, Kıbrıs Türk halkı olarak, Türkiye’nin her alanda başarılı olması, başarıdan başarıya koşmasını arzuluyoruz. Ankara’nın güçlü olması, bizim de elimizi güçlendirmektedir. Çünkü her dara düştüğümüzde elimizden tutan anavatan Türkiye’den başkası değildir.

Değişen koşullar ve gelinen yeni dönemde yalnız bizim değil, Rum ve Yunan’ın yanı sıra, tüm dünyanın gözleri, kulakları Erdoğan’a çevrilmiş bulunmaktadır. Herkes kendine ait mesajı aldığı takdirde huzur da olur, güven de!   

                                                                                      ***

 

Lefkoşa’da ünlü bir çınar

Devrildi: Ahmet Cabacaba

Başkent Lefkoşa’nın ünlü simalarındandı Ahmet Cabacaba. Çarşının tanınmış ayakkabıcısı olup, en yaşlı çınarlarındandı… 1932 doğumlu olan Ahmet Cabacaba dün Lefkoşa Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı. Seyide Hanım’la bir ömür aynı yastığa baş koymuşlardı. İki evlat, dört torun ve beş de torun çocuğu sahibiydi… Yaşama veda etmesi ailenin yanı sıra, çarşı esnafı ve sevenleri arasında büyük üzüntü yarattı.

Diğer yandan “Görneç’in anası” sayılan Ayten İzoğlu da dün kendi köyünde toprağa verildi. Bölgede sevilen bir sima olan Ayten İzoğlu, 8 evlat ve nice torun sahibiydi.

Ahmet Cabacaba ve Ayten İzoğlu’na Tanrı’dan rahmet, aileleri ve sevenlerine başsağlığı dileriz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek