• 11 Ekim 2018, Perşembe 9:32
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Kıbrıs Türk halkı by-pass edilemeyecek kadar ağırdır!

Kıbrıs sorununa çözüm bulabilmek amacıyla 1968 yılından beri süregelen görüşmelerde, Kıbrıs Türk tarafı pek çok sancılar çekti. Rum liderler, 1974 Barış Harekâtı’na kadar geçen sürede, Türk tarafını muhatap olarak kabul etmek istemediyse de, BM ve dünya kamuoyunun nazarında zor durumda kalmamak için zoraki de olsa masaya oturmak zorunda kaldılar.

Gönülsüz masaya oturanla ne konuşabilir, nasıl uzlaşabilirsiniz?

Yıllar böyle geçti ve Rum tarafı bildiğini okudu, Türk tarafı da oyalama taktiklerine kurban edildi. Onların tek istemi, Kıbrıs Türk tarafını devre dışı bırakarak, Türkiye ile masaya oturmak ve kendi istekleri doğrultusunda meseleyi kestirmeden halletmekti…

Malum, alışkanlık haline gelen ‘Türk savaşta kazanır, masada kaybeder’ sözü var ya…

Rumların ve anavatanları Yunanistan’ın bu konularda ne kadar uzman olduklarını hatırlatmaya gerek yok. Kliridis’ten başlayarak, bu güne kadar gelmiş geçmiş tüm Rum liderleri, hep Türkiye ile temas kurmayı hayal ettiler. “Belki bir punduna getirerek, Türkiye’yi kandırabiliriz” sevdasıyla yanıp tutuştular. Uluslararası platformlarda Türkiye yetkilileri ile görüşebilmek için çoook fırsatlar kolladılar. Mesela Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile beş dakikalığına bile bir araya gelebilmek adına neler feda etmezler?

Dedik ya, Bizans entrikacılığında üzerlerine yoktur.

Tüm bunlara rağmen, Ankara her zaman “Sizin muhatabınız biz değiliz, KKTC’dir” mesajını vermekten geri kalmadı. Ankara’nın Kıbrıs politikasının hâlâ bu şekilde olduğuna inanıyoruz. Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, New York’ta Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmüş diye ortalık kalktı oturdu adeta. Ancak bakıyoruz da, ‘çözüm hemen şimdi, derhal’ diye tutturan ilkesiz ve teslimiyetçi malum çevrelerden bile ses seda yok. Tuhaf değil midir?

Her neyse; her şeye karşın bunun resmi bir görüşme olmadığını ve Anastasiadis’in yaltaklanarak, belki de ABD yetkililerini de araya koyarak, böyle bir görüşmeyi gerçekleştirdiği büyük bir olasılıktır. Bizler böyle olduğu inancındayız. Ancak yine de bu konuda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kaygılarını dile getirirken haksız olmadığını da ifade etmek gerek.

Hani ‘Sinek de küçüktür ama mide bulandırır’ derler ya…

Ve unutulmasın ki, Kıbrıs Türk halkı, bu adanın kaderi çizilirken by-pass edilemeyecek kadar da ağırdır. Bu gerçek gelmiş geçmiş Türk hükümetleri ve yetkililerince de bilinmektedir. Türkiye bu adada söz sahibi ise, bölgede saygın ve sözü dinlenen bir güç ise, bu ancak bizi mutlu kılar, başkalarını değil! Çünkü Garanti Anlaşmaları ve ondan kaynaklanan müdahale hakkı, zamanında Dr. Küçük, Rauf Denktaş ve Osman Örek’in ileriyi görerek, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasas’na koydurdukları maddelerdir. Onlar daha 1959’da Rumların ENOSİS’ten vazgeçmediğini ve ileride oyunbozanlık yapabileceğini düşünerek, Menderes ve Zorlu nezdinde ısrarları sonucu Türkiye’ye müdahale hakkını kazandırmışlardı…

Bu tarihi gerçekler ortada durur ve Türkiye bölgede çember içine alınmak istenirken, çeşitli güçlerin sahip olmak için can attığı, fırsat kolladığı Kıbrıs’ta Ankara’nın geri adım atması mümkün değildir. New York’taki bir buluşma bu çerçevede değerlendirilmelidir. Kıbrıs konusunda Rum tarafı ne kadar aktörse, Kıbrıs Türk tarafı da aynı şekilde o kadar aktördür. By-pass edilmesi ve figüran konumuna düşürülmesi söz konusu da değildir. Yeter ki, dik duruştan geri adım atılmasın!

***

 

Mağusa Kalesi’ne Türk Bayrağı’nı diken

Kıbrıs gazisi İsmail Demir’i de kaybettik

 

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ikinci aşamasında Gazimağusa Kalesi’ne Türk Bayrağı’nı çeken, 1974 Barış Harekâtı gazilerinden İsmail Demir de ömür bıraktı. Huriye Demir’in eşi olan Kıbrıs gazisi İsmail Demir’in cenazesi dün Gaziler Derneği önünde düzenlenen törenden sonra, Mağusa’da Ulu Cami’de kılınan öğle namazının ardından Gazimağusa Kabristanı’na defnedildi.

Gazimağusa fatihi merhum General Osman Fazıl Polat Paşa komutasındaki birliklerin kente girmesiyle birlikte İsmail Demir, Mağusa Kalesi’ne Türk Bayrağı’nı dikmişti… Demir, iki evlat, beş de torun sahibiydi.

Öte yandan çınar isimlerden, ailenin kıymetli büyüğü Naime Celal Gücel de dün Yuvacık Mezarlığı’nda toprağa verildi. Naime Celal Gücel iki evlat, birçok torun ve dört de torun çocuğu sahibiydi. Bir diğer çınar isim olan aslen Anarita (Baf) doğumlu, Alsancak’ta ikamet eden, sevilen ve sayılan insan Emine Tilkioğlu da Alsancak’ta son yolculuğuna uğurlandı. Arif Tilkioğlu’nun eşi Emine Hanım üç evlat ve birçok torun sahibiydi.

Tümüne de Tanrı’dan rahmet, sevenlerine başsağlığı dileriz.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 4 0 0 6 12
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 3 1 0 9 10
3 BAF ÜLKÜ YURDU 4 3 0 1 6 9
4 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 2 2 0 6 8
5 ÇETİNKAYA TSK 5 2 2 1 0 8
6 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 0 7
7 LEFKE TSK 4 1 3 0 3 6
8 GÖNYELİ SK 4 2 0 2 0 6
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 5 1 2 2 -3 5
10 ESENTEPE KKSK 4 1 1 2 -5 4
11 GİRNE HALK EVİ 4 1 0 3 1 3
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 0 3 -2 3
13 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 1 0 3 -3 3
14 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 0 3 1 -3 3
15 BİNATLI YSK 4 1 0 3 -6 3
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 0 1 3 -9 1
yukarı çık