• 27 Mart 2018, Salı 8:39
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Olası görüşmelerde AB, gözlemci bile olmamalı!

Suriye’den, Irak’tan on binlerce mülteci Batı’ya akın ettiğinde, AB üyesi ülkeler korkuya kapılmıştı… Ne yapacaklarını şaşırmışlardı… Bazı ülkeler sınırlarını kalın duvarlarla çevirdi, bazıları da dikenli tellerle ördü. Kimi, mültecileri tartakladı, kimi tekmeledi. Bazı ülkeler de kota koydu, ‘şu kadar mülteci alabilirim” dedi. Bazıları da ‘seçerek’ alacağını ilan etti. Elma, armut misali…

Zamanında kölelere yaptıkları muamele gibi! Hani hayvan alış-verişlerinde, yaşını başını öğrenmek için hayvanın ağzını açıp da dişlerine bakarlar ya!..

Başta AB’nin lokomotif ülkesi Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’ye “Aman, şu mülteci akınında bize yardımcı ol. Önlerini kes, bize gelmelerine engel ol. Oralarda barındır, biz sana parasal destek sağlarız” dedi. Türkiye, Batı’nın demesini beklemeden, daha işin başında konukseverliğini göstermiş ve Suriyeli mültecileri bağrına basmıştı…

Şimdi AB-Türkiye ilişkileri konusunda yeni bir sınav verilirken, geçen günkü liderler zirvesinde kabul edilen ortak bildiri ile AB’nin ne kadar kaypak olduğu bir kez daha teyit edilmiş oldu. Rum tarafının Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına sahip çıkmasına destek verilirken, Kıbrıs’ta çözümsüzlük de teşvik ediliyor.

Zaten AB, Ada’da Türklerin de hak sahibi olacağı bir çözüme inanmadı ve inanmıyor da! Nitekim Annan Planı referandumunda verdiği sözler de hep kandırmacaydı. Kıbrıslı Türkler, sahnelenen oyunda figürandılar…

Çizilen stratejiye göre; referandum sonucu ne olursa olsun, Rum tarafı AB’ye alınacak, böylelikle Türkiye’ye karşı cephe oluşturulacak, Kıbrıs’ta da Türklere uygulanan ambargolar ve izolasyonlar kaldırılmayacak, zaman içinde Türkler Rum egemenliğindeki ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yamalanacaktı…

Plan aynen buydu. Nitekim Doğu Akdeniz’deki doğalgazda Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin hakları olduğu halde, AB tarafından görmezden gelinmesi anlamlı değil midir? AB liderler zirvesinde çıkan kararda “Avrupa Konseyi, Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de devam eden ‘yasa dışı’ faaliyetlerini güçlü şekilde kınıyor ve Rum tarafı ve Yunanistan’la tam dayanışma içinde olduğunu açıklıyor” denilmesi Rum ve Yunan ağzı değil midir? Kıbrıslı Türklerin yok sayıldığı anlamında değil midir? Türkiye’nin bölgedeki enerji kaynaklarından dışlanması demek değil midir?

Rum ve Yunan tarafının hazırladığı bu bildiriye Avrupa Konseyi’nin onay vermesi, AB hukukuna da, uluslararası hukuka da aykırıdır ve utanç vericidir. Dahası bundan “Kıbrıs sorununda biz, Rumların istediği gibi bir çözümü destekliyoruz” anlamı çıkmaktadır.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, tüm bu haksızlıklar karşısında AB’nin tavrını eleştiriyorsa haksız mıdır? Akıncı, AB’nin, Rum tarafının yanlış siyasetine alet olduğunu dile getirirken haksız mıdır? Akıncı, “Türkiye’yi ötekileştirerek ve Kıbrıs Türk halkının haklarını görmezden gelerek barış projesi inşa edilemez. O nedenledir ki AB’nin bu tavrının değişmesi gerekir” dedi.

UBP Milletvekili Ersin Tatar da, AB’nin Kıbrıs Türk tarafını hiçe sayarak, ortaya koyduğu art niyetin, Kıbrıs’ta bir çözüm istemediğinin göstergesi olduğuna vurgu yaptı. Tatar ayrıca bu şartlar altında müzakere masasına yeniden dönmenin Kıbrıs Türküne bir faydası olmayacağını kaydetti.

Ve bu AB’nin son Crans- Montana görüşmelerinde de gözlemci sıfatıyla bulunduğunu hatırlarsınız. O günden bu yana olup bitenleri objektif bir şekilde dünya kamuoyuna aktardıklarını duydunuz mu? Eğer bundan böyle benzeri görüşmeler olacaksa, AB’nin gözlemci olarak bile katılmasına müsaade etmemek gerek. Çünkü AB art niyetli olmak bir yana, Ada’da Türklüğü hazmedememekte, Kıbrıs Türk halkını, Rum idaresinde bir azınlık olarak görmek istemekte, üstelik de KKTC’nin altını oyma çalışmalarını bilinçli bir şekilde sürdürmektedir.

AB Liderler Zirvesi’nden çıkan ortak bildiri ışığında Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın, AB ile ilgili yeni bir strateji çizmesini beklemek Kıbrıs Türkünün en doğal hakkıdır. Bu denli haksızlıklar ve Rum-Yunan ağızlı bildiriler karşısında herhalde susacak değiliz. Dünya, Avrupa Birliği’nden (AB) ibaret olmadığına göre, Türkiye ile yeni stratejiler belirleyerek yolumuza devam etmeli, bu arada devletimize de inadına dört elle sarılmalıyız.

Kıbrıs’ta en az Rumlar kadar hak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri yok sayan zihniyetin sahibi AB, kendi hukukuna saygılı olsaydı, bu halka uygulanan ambargoları referandum sonucunun çıktığı gün kaldırırdı. Bunu yapmayan bir AB’den ne hayır beklenir ki?!’

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık