• 18 Şubat 2018, Pazar 8:41
AliBATURAY

Ali BATURAY

Ağaçları budamayın kardeşim, istemiyoruz

Zaman zaman gazetecilerin yazdığı bazı yazılara, yaptığı bazı eleştirilere bazı yetkililerden tepki gelir, “Anlamadığınız ya da az bilgi sahibi olduğunuz konularda yazı yazmayın” diye. Bazı kesimler yapılan eleştirilere, bazı bilimsel gerekçeler de sunar. Evet köşe yazarları, hele de günlük yazanlar zaman zaman araştırma yapacak zaman bulmadığından, işi aceleye getirdiğinden zaman zaman hata yapabilir. Ya da bazen duygular öne geçer, duygusal yaklaşımlarla köşe yazarı ya da haber yapan kişi hataya düşebilir.

Kendi adıma bu durumlara düşmemeye çalışıyorum, kazara böyle bir duruma düşersem de mutlaka düzeltirim, özür dilenmesi gerekirse de dilerim. Ancak bazı konularda bilimsel bazı açıklamalar yapılsa da ikna olamıyorum, kabul edemiyorum. Nedir mi bu konular? Bir tanesi ağaç budama... Kardeşim ben son zamanlarda yetkililerin daha doğrusu Orman Dairesi’nin kent içlerindeki ağaç budamalarına katlanamıyorum. Hele şu “Polar budanma” denen bu budama yöntemine fena halde bozuluyorum. Daha önce de budamaları eleştirdiğim için bir yetkili beni aramış ve yaptıklarının doğru olduğunu bana uzun uzun anlatmıştı. İnanın hiç tatmin olmadım, olmayacağım da.

Kentlerde çok görkemli ağaçlar vardır. Yalnızca kentlerde değil aslında, köylerde, kırsalda da var ama daha çok kentlerdekileri budama merakı olduğu için “kentlerde” diyorum. O görkemli ağaçlar çoğu insandan daha yaşlıdır, nice olaylara, dönelere tanıklık etmiştir. Bazı ağaçlar vardır kendimizi bildik bileli oradadır, bizden bir parçadır, kentimizin simgesidir. Bir ağacın o görkemli hale gelmesi için bazen 20 yıl, bazen 30 yıl, bazen 50 yıl, bazense daha fazla yıl geçer...

Durup da size ağaçların faydasını sayacak değilim burada, zaten bunu biliyorsunuz ama bizler onlara duygusal olarak da bağlanırız. Onlarla anımız var, onlar kentlerin simgeleridir, görkemli varlıklarıdır. Onların üzerinde çeşit türlü hayvan, kuşlar, böcekler yaşar, onlar için de gereklidir bu ağaçlar... Hem sonra gölgesinden de yararlanırız, sıra ağaçların altında yürürüz, gövdesine yaslanırız, ağaçlar kentin akciğerleridir…

Ancak insanoğlu bencildir, acımasızıdır, takıntılıdır, yeşil düşmanıdır… Kimisi evine gölge eder diye takar ağaçlara, kimisi yaprak döker diye, kimisi “dal düşecek korkarım” diye tutturur, kimisinin görüş alanını kaparmış, kimisinin görüntüsünü bozarmış, kimisinin manzarasının görünmesini engellermiş…

Takarlar ağaçlara, bencil, doymaz, insafsız insanlar bu mazeretlerle ağaçları ya kesip yok ederler ya da sözde budarlar... Ağaç kesmeye çevreci, duyarlı vatandaşlar tepki gösterir ya “Polar budama” diye bir formül buldular, ağaçları kesip, kökünü bırakıyorlar ve “yaptığımız bilimseldir, ağaç daha gür açılacak” diyorlar.

Saçma, anlamsız, vahşice ve gereksiz buluyorum bu budama yöntemini. Harika, görkemli ağacı kesiyorlar ve “yeniden açılacak” diyorlar. İstemiyorum kardeşim ben o ağacın yeniden açılmasını beklemeyi. Ne zaman açılacak 3 yılda mı, 5 yılda mı, 10 yılda mı? Neden, neden o güzellikleri kök yığınına döndürüyorsunuz? Yıllar gerekiyor o ağacın gerçek bir ağaca benzemesi için…

Gazimağusa’da Salamis Yolu üzerinde, Doğu Akdeniz Üniversitesi önünde bulunan 40 yıllık okaliptüs türü ağaçlar da bu sinir olduğum “Polar budama” yöntemiyle katledildi. Neymiş? Dalları insanların üzerine düşüyormuş. Kardeşim, tehlike gördünüzse o kurumuş dallarını keser, tehlikeyi önlerdiniz? İşiniz ne, ağaçları kontrol edin, kurumuş, tehlike arz eden dallarını kesin ama yok da bu yüzden ağaçları katledip, odun yığını haline getiresiniz.

O caddenin güzelliği o ağaçlardı, o ağaçlar orasının simgesiydi. Şimdi bir bakın bakalım oraya, resmen ağlarsınız. İnanmayın siz dal düşecek falan gerekçesine, yapılan yeşil düşmanlığıdır. Yeşili, ağacı sevmiyor bazı kesimler, intikam alır gibi ağaçları katlediyorlar.

Yetkililerin, “Ağaca zarar vermedik” sözüne de sinir oluyorum. Nasıl zarar vermediniz yahu? Ağacı ağaç olmaktan çıkardınız. Şimdi biz yıllarca bekleyeceğiz ağaç eski haline gelsin. Hayır ben beklemek istemiyorum bu odun yığınlarının ağaca dönüşmesini, kesmeyin onları.

Gerekçelere bak, “Ağaçlardan dal düşebilir”, “Ağaç rüzgârdan devrilebilir”... İyi madem ki bu tehlikeler var ağaç da dikmeyelim artık. Bir arkadaşım da “Bu mantık, trafiğe çıkmayalım çünkü kaza yapabiliriz mantığıyla aynıdır” dedi. Ağaçtan dal düşmesi ya da ağacın rüzgardan devrilmesi bir riskse size milyon tane risk sayayım, kardeşim hayatın kendisi zaten risk, başımıza ne geleceği hiç belli değil. Yapmayın artık, katletmeyin ağaçları…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık