• 07 Nisan 2017, Cuma 8:25
AliBATURAY

Ali BATURAY

Bir uyuşturucu dramı ve mesleğimiz

Gazeteciliğin en zor tarafı, insanın zaman zaman ailesinin, akrabalarının, arkadaşlarının haberini de yapmak zorunda kalmasıdır.

İçiniz erir, acı çekersiniz ama bir tarafınız bu haberi yapmak zorunda olduğunuzu söyler.

Arkadaşınızın cenaze törenini muhabir olarak izlemek kadar işkence verici bir görev olamaz.

Ya da suç işlemiş arkadaşınızın haberini yapmak kadar...

Adını şimdi yazmayayım, belki yazmamı istemez; geçmişte bir muhabirimizi mahkemeye göndermiştim, telefon etti ve hüngür hüngür ağlıyordu. Ben de telaşa kapıldım, “Ne oldu, neden ağlıyorsun?” dedim.

Muhabir, “Abi hırsızlık yapan kişiyi getirdiklerinde fotoğraf makinesini doğrulttum, bir de ne göreyim, çocukluk arkadaşım, göz göze geldik yapamadım, fotoğraf çekemedim” demişti.

Bir tarafta işiniz, diğer tarafta arkadaşınız, fotoğrafla, haberle dönmezseniz başınız derde girebilir…

Başka bir gün içerideki tek muhabir trafik kazası sonucu ölen bir gencin cenaze törenine gitmek istemiyordu, çünkü ölen çocuk arkadaşıydı, aynı takımda futbol oynamışlardı.

“Çekemem, ben o cenazede fotoğraf çekemem” diye ağlayıp durdu… Bu meslekte böyle acı sürprizler var.

Hani yakınlarınızın, arkadaşlarınızın haberini yaparsınız ya, bunu diğer yakınlarınıza anlatamazsınız.

Size “Yani bu haberi yapmazsanız dünya mı batar? Görmeyiver işte bunu. Haber mi kalmadı dünyada” derler.

Anlatmaya çalışırsınız, “bu mesleğin bazı gerekleri, kuralları vardır” diye ama anlamazlar.

Bir yakınım, suç işlememiş ama suç işleyen birisinin yanında bulunduğu için polislik olmuştu, gazetede ismi ve fotoğrafı yayınlandı.

Bütün yakınlarımız, akrabalarımız bana bozuldu, birisi, “Bir de o gazetede müdür olacaksın, bir haberi engelleyemedin” dedi. Buna benzer çok yaşanmış acı öykülerimiz var…

Burada birkaç hassas nokta var, bir kere hiç tanımadıklarınızı her gün haber yaparken, tanıdıklarınızı ayırmak, yani bir anlamda ona torpil yapmak “ahlaki” değildir.

Üstelik haber değeri olan bir konuyu, içinde sırf yakınınız var diye engellemek okuyucularınıza saygısızlık hatta ihanet anlamı taşır.

Bu mesleği yapıyorsanız yüreğinize taş basıp, yapmak zorundasınız…

Tüm bunları bana, Başbakanlık Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu Başkanı Hasan Karaokçu’nun oğlunun uyuşturucuyla yakalanması hatırlattı. Hasan Karaokçu, arkadaşımızdır…

Bakmayın siz bugün komisyon başkanı olduğuna, aslında o ülkenin başarılı gazetecilerinden birisidir.

Mesleğe hemen hemen aynı dönemlerde başladık, Hasan hem gazetelerde çalıştı hem de Türk Ajansı Kıbrıs’ta (TAK)...

Muhabirlik günlerinde de uyuşturucuyla mücadele ederdi, uyuşturucuyu konu alan haberleri ile ödül de kazanmıştı, bu konuda kitabı da var.

Konuya o kadar vakıftı ve kendini o kadar çok bu işe adamıştı ki Başbakanlık Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu Başkanlığı’na da getirildi.

Sabahtan henüz evden çıkmamıştım ki arkadaşlar aradı, “Hasan Karaokçu’nun oğlu uyuşturucuyla yakalandı, ne yapalım?” dediler. Şok olmuştum, bir an bir şey söyleyemedim, adeta yıkıldım, tam bir dramdı bu…

Bu olay uyuşturucunun ne kadar yakınımızda ve ne kadar önlenemez olduğunun bir göstergesidir aslında.

Tehlike çok büyük, uyuşturucuyla mücadelede yetersiziz, harcadığımız enerji boşuna gidiyor, yöntemlerimizi sorgulamamamız gerekiyor.

Yakalanan kişinin Hasan’ın oğlu olduğunu saklayamazdık...

Hasan topluma mal olmuş bir kişi ve yarım gramlarla yakalananları falan haber yaparken, bunu görmezden gelmemiz mesleğimize hakaret olurdu.

Hasan Karaokçu, beni aramadı, ricada bulunmadı, haberi koyup koymamamızla ilgili bir konuşmamız olmadı.

Çünkü o da gazetecidir ve bizi anlayabiliyor.

Maalesef bu olaya da linç kültürüyle yaklaşanlar oldu, suçlayanlar, acımasızca davrananlar...

Ben de bir babayım, benim de oğullarım var ve kendimi onun yerine koyuyor, Hasan’ı çok iyi anlayabiliyorum.

Kimse kimseye gülmesin, kınamasın, hepimizin başına gelebilir, hayatını bu işe adamış adamın başına geldiyse hepimiz bu tehlikeyle karşı karşıyayız demektir.

Uyuşturucuyla yakalanan genci de linç etmeyin, adam öldürmüş muamelesi yapmayın, amacımız insanları kurtarmak olmalı, izole etmek, bunalıma sokmak, toplumdan koparmak değil.

Çok çabuk yargılıyor ve asıyoruz insanları... Yapmayın, insaflı davranın... Bu illetten kurtulmak için herkes katkı koymalı, yakalananları ayıplamak ya da dışlamakla sorunun üstesinden gelemeyiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek