• 02 Nisan 2018, Pazartesi 8:18
AliBATURAY

Ali BATURAY

Devlet battı tabii, batmaz mı?

Biz gerçek anlamda bir devlet olmayı istedik mi ya da denedik mi? Bir devlette olması gereken her şey bizde var mı? Kendine yeten bir devlet miyiz? Devletimiz bir “imajdan” öteye gidebildi mi? Bu soruların tümünün de cevabı “hayır”dır…

Biz devlet kurduk ama kesinlikle devlet olayı istemedik, gerçek anlamda devlet olmayı denemedik. Bir devlette yapılması o kadar zor olmaması gereken şeyler bile bizde çok zor... Kendine yeten bir devlet değiliz, batmış ama zorla yürütülen ya da yürütülmeye çalışılan bir şirketten farkımız yok.

Parasızlık çekiyoruz, paramız olmadığı için birçok elzem ihtiyaçlarımızı bile yerine getiremiyoruz. Başka ülkelerde projelerle üretim artırılırken, bizim devlette bir proje gereği üretimden koparıldık. Proje gereği “tüketim toplumu” olmalıydık, öyle de olduk…

Bir hayli insan devlet kadrolarına yerleştirildi… Üretimden kopan halk, “istihdam” denildiğinde aklına hep “devlet” geldi. Herkesin hedefi kapağı devlete atmak oldu. Toplumun büyük bir kesimi üretimden koparılınca ve devlet kadrolarına yerleştirilince onları idare etmek de kolay olacaktı.

Devlet kadrolarında olanlar için nasıl olsa “devlet garantisi” vardı ya, gerisi önemli değildi. Özel sektör nasıl yaşıyor, üretebiliyor mu, ürettiğini satabiliyor mu? Doğru işler yapabiliyor mu? Peki özel sektördeki personelin durumu nedir, hak ettiği maaşı alabiliyor mu, geçinebiliyor mu, sağlıklı koşullarda mı çalışıyor, güvencesi var mı, özlük haklarını alabiliyor mu? Devleti yönetenler bunları düşünüyor, bunları güvence altına alıyor mu? Bugüne kadar hep bunlara “bakar gibi” ve bunları “yapar gibi” davrandılar. Ne projeler üretildi, ne üretilir gibi olanlar yürütüldü, ne de denetim yapıldı… Her şey yarım yamalak, her şey popülizm ve gösteriş üzerinden yürütüldü…

Bir devlet düşünün ki en büyük sorumluluğu kamu maaşlarını toparlamak ve ödemek olsun. Bir devlet düşünün ki 13’üncü maaşları ödeyebilmek için yangından mal kaçırırcasına Ercan Havaalanı’nı özelleştirsin, oradan alacağı paraya muhtaç olsun… Bir devlet düşünün ki sürekli olarak Türkiye’den para talep etsin. Yolunu, köprüsünü, barajını, okulunu, hastanesini Türkiye yapsın… Sonra da “Türkiye’den direktifler geliyor”, “Türkiye’den paketler diretiliyor” deniyor. Türkiye’nin istemediği hükümetlerin yaşayamadığı söyleniyor.

Bu kadar bağımlılık olursa, tabii oradan talepler de direktifler de olur. Senin elin açık para beklersen, o da senden bazı şeyler ister, ortada tuhaf olan bir şey yok ki. Tuhaf olan sistemin kendisidir, yoksa sakat sitem içindeki işleyiş normaldir. Anne- babanız bile size para verirken bazı şartlar ortaya koyar, önemli olan anne- babadan para istemeyecek kişisel özgürlüğünüzü kazanmanızdır.

Tuhaf olan nedir biliyor musunuz? Paramız olmadığı halde hem devlet hem de toplumun imtiyazlardan yararlanan kesimi tasarrufu bilmiyor. Bir yerden para geliyor, biz de rahatımıza bakıyoruz ama lâf duymaya da dayanamıyoruz, Türkiye’den direktifler canımızı sıkıyor, bazı sözler onurumuza dokunuyor, ekonomik paketleri istemiyoruz. Peki bunlar olmasın diye ne yapıyoruz?

Yarattığımız imtiyazlardan, özellikle kamudaki rahatlıktan vazgeçecek miyiz? Tasarruf etmeyi, ayaklarımızın üzerinde durana kadar kemer sıkmayı düşünüyor muyuz? Hayır, kimse devlet olmanın gerekleri yerine gelsin diye çaba göstermiyor. Böyle mi devam edeceğiz ya da edebilecek miyiz?

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, “devlet battı” dedi. Evet devlet battı… Batar tabii, yıllardır bu kadar popülizm, günü kurtarma icraatları, yapılacak işleri erteleme, beceriksizlik, iş bilmezlik, ihmal, partizanlık olursa, ne olmasını beklerdiniz? Batmasa mucize olurdu…

Küçük ölçekte belediyeler, kurumlar, toplamda devlet böyle batmadı mı? Bugün batmış bir belediyeye, bir kuruma müdahale edilirken bile popülizm yapılması beklenir, ciddi, radikal kararlar için ayak direnirken, bu devleti kurtarmak kolay olmayacak. Üstelik de batırdığımız bir Kıbrıs Türk Hava Yolları gerçeği karşımızda dururken, ders almasını bile bilmiyoruz.

Yeni hükümet, geçmişte yapılan hataları tekrarlamamalı, radikal kararlar almalıdır. Hemen her şey bir çırpıda düzelmeyecek tabii ki, ancak bir yerden başlamak lazım, başlamadan arzu ettiğimiz yere doğru yol alamaz ve ulaşamayız…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık