• 29 Nisan 2018, Pazar 9:08
AliBATURAY

Ali BATURAY

Gazetecilik ve ödül

Katıldığım bir kariyer günleri etkinliğinde gazetecilerin çalışma koşullarını anlattığımda öğrencilerin yüzünde şaşkın bir ifade vardı ve “İnsan bu mesleği neden seçer ki?” demişlerdi. Gazeteye giriş saati belli ama çıkış saati açık... Cumartesi- pazarı, bayramı seyranı yok… Şartları zor... Maaşı düşük, gazetecilikten kimse zengin olmadı, tabii dürüst çalışırsa… Zamanla yarışıyorsun, sürekli bir stres hali… Bu arada işverenleri tarafından mağdur edilen, haklarını alamayan yığınla gazeteci vardır. Yaptığınız haberlerden dolayı tehdit edilirsiniz… Kimi güçler patrona şikâyet eder, işten de attırabilirler sizi… Hatta yazdıkları nedeniyle canından olanlar da var…

  Bu kadar olumsuzluk barındırıyorsa, neden bu işi seçsin ki insan?  Gazeteciler bunun cevabını bilir ama genellikle anlatamaz. Anlatsa da onu anlayan olmaz. Çünkü bir gazeteci için kıymetli olan her şey, başka meslek grubundan birisine hiç de önemli gelmez.

  Gazetecilik meslekten öte bir şeydir, hayat tarzıdır. Bu hayat tarzını benimseyemeyen kişi bu mesleği yapamaz. Öyle “Şu saatte işe giderim, şu saatte çıkarım. Mesaim dolunca telefonumu kapatır, keyfime bakarım” diyecekseniz bu işe hiç başlamayın, çünkü bu meslek öyle bir meslek değildir. En eğlenceli ortamdan en dramatik olana kadar, bulunduğunuz her ortamda, gazeteci olduğunuzu unutmamanız gerekiyor.

   Biliyorum, ben bu tarifleri yaparken bazı gazeteciler aklınıza geliyor ve yaptığım tarife uymuyor. Maalesef haklısınız, aslında gazeteci bile olmayan birçok kişi, “gazeteci” unvanını kullanıyor, hiç hak etmedikleri halde. Başka mesleklerin hücumu altındadır gazetecilik. Bir yerlere iliştirilmiş, bazı şirketlerin halkla ilişkileri gibi çalışan, mesleklerini istismar edip avantajlar elde eden yığınla insan var. Onlar benim anlattığım gazeteci tarifine uymuyor, zaten ben onları tarif etmedim size.

   Bu meslekte ismi pek üst noktalarda geçmeyen, haberlerden ismini gördüğünüz ama tanımadığınız emekçiler, hatta ismi bile görünmeyen, “görünmez kahramanlar” da vardır. Benim tarif ettiğim gazeteciliğin içine onlar giriyor.

   Kamuda görev yapan, yani devlet kadrolarında, devlet şemsiyesi altında çalışan meslektaşlarımız da vardır. Onların içinde çok değerli, çok tecrübeli, çok önemli görevler yapan arkadaşlarımız bulunuyor ama zaman zaman mesleklerinin çizgilerini yasalarla çizerek, “kaytarma” ya da “iş yapmama”, “az iş yapma” kolaycılığına kaçanlar oluyor. (Terfi almadı ya da benzer bir nedenden dolayı canı sıkılıp işe gitmeme ya da iş yapmama nasıl bir yasal haksa bunu da anlamış değilim…) Yasal kalkan tabii ki önemlidir ve kullanılmalıdır ama yasalar, gazeteciliği öldürmek için kullanılmamalıdır. Bazı görevler, bazı haber konuları vardır ki hiçbir yasa, tüzük onun üzerinde değildir. Yani kişi önemli hallerde, önemli dönemeçlerde önce gazeteci olduğunu hatırlamalıdır…

    Gazeteciliği özümsemiş kişilere dönecek olursak, işte bu zahmetli, zor meslekte kelimelerle anlatılamayan bir “manevi haz” var. Yaptığınız haber bir şeyleri değiştiriyor, toplumda ses getiriyor, tartışılıyorsa, bu haz hiçbir şeyle hatta parayla bile değiştirilemez. Yaptığınız haberin gazete sayfasında yer alması ve ses getirmesi önemli bir manevi zenginliktir.

   Gazetecilikte ödül ise, onca yorgunluğun, stresin, çilenin üzerine inanılmaz bir rahatlamadır. Yaptıklarının görülebilmesi ve ödüllendirilmesi kadar güzel bir şey olamaz. Bu da parayla karşılaştırılacak bir şey değildir. Ancak bu ülkede her şey bozulduğu gibi “ödül” de değerini kaybediyor. Ödülün bile enflasyonunu yarattık. O kadar çok kuruluş, o kadar çok ödül veriyor ki gerçekten kim hak ediyor kim hak etmiyor anlayamıyorsunuz. Hak eden de bu karmaşanın içinde kaybolup gidiyor. Ansızın bir kuruluş bazı isimleri seçiyor, çağırıyor, hatta bunların bazıları Türkiye’de ödüllendiriliyor. Neye göre, hangi kriterle seçtiklerini anlayamıyorsunuz.

   Ben daha çok gazetecilik örgütlerinin verdiği ödülleri önemsiyorum ama o kadar çok ödül töreni içinde inanın gazetecilik örgütlerinin verdiklerini bile insan gönül rahatlığıyla alamıyor. Gazetecilik örgütlerinin verdiği ödüller de tartışılıyor. Kendimi bildim bileli böyledir aslında. Hep eleştirilecek bir şey bulunur. İnce eleyip sık dokuyacak olursak, benim de eleştireceğim noktalar vardır ama bu eleştiriler yıkıcı değil yapıcı olmalı.

   Örgütler, “haber kabul ederek, onlar arasından ödül alanları seçerken”, göndermeyenler arasında güzel haberler olduğu, hatta göndermeyi unutanlar bulunduğu bu nedenle yapılanın adil olmadığı, örgütlerin bir izleyici ekiple eser kabul etmeden kendilerinin ödül kazananları seçmesi gerektiği belirtildi. Örgütler öyle yapmaya başladı, bu kez de “iyi izlemiyorlar, ödül tarihleri yaklaşınca alelacele o günlerde yapılan haberleri seçiyorlar” suçlaması yapılıyor. Yani bu tartışmalar bitmez. Sosyal medyada gözüme çarptı, Gazeteciler Birliği’nin son açıkladığı ödüllerle ilgili tartışmalar vardı.

   Bazı arkadaşlar aradı, “Bu eleştirilerde seni kastetmiyoruz, sen hak ediyorsun” gibi şeyler söyledi. Ben kafayı takmam böyle şeylere, benim de hak etmediğimi düşünebilirsiniz. Böyle düşünmeye hakkınız vardır ama meslektaşların böyle şeyler için birbirini kırmaması gerekir. Merak etmeyin, gerçek gazete okuyucusu, gerçek TV veya internet izleyicisi iyiyi, kötüyü ayırır. Zaten siz yaptıklarınızın iyi olduğuna inanıyorsanız, size manevi haz veriyorsa, vicdanınız rahatsa, ödüle falan da gerek yoktur.

    Bana bu yıl Basın-Sen, “Mesleğe Hizmet Ödülü”, Gazeteciler Birliği de “Barış Gazeteciliği Ödülü” verdi. Teşekkür ederim… Sağ olsunlar… Bunları hak ediyor muyum? Takdiri okurlarımız versin… Bu ülkede saygı duyduğum, beğendiğim, benden çok daha iyi gazeteciler vardır… En iyi gazeteci, en iyi genel yayın yönetmeni değilim belki ya da en iyi köşe yazarı da olmayabilirim ama bu mesleğe hakkını vermediğimi, hizmette kusur ettiğimi kimse söyleyemez.

   Hayatımın yaklaşık 30 yılını bu mesleğe verdim. Hemen her aşamasında çalıştım, öyle böyle değil, çok çalıştım. Sevdiklerime ayıracağım zamanı bile çalarak bu mesleğe harcadım. Alaylı başladım bu işe, getir- götür işi de yaptım, karanlık odada fotoğraf da bastım, magazinden spora kadar her kademede çalıştım. Hiçbir görev için “yapamam”, “bu görevi sevmedim” demedim. Yetmedi gittim iletişim fakültesinde gazetecilik okudum.

   Barış ve uzlaşı benim hayat felsefem olduğu halde “Barış Gazeteciliği Ödülü”nü hak etmemiş olduğuma inanabilirsiniz ama kimse bana “bu mesleğe hizmet etmedin” diyemez, yani “Mesleğe Hizmet Ödülü”nü hak ediyorum. Bu konuda mütevazı olamam ama inanın bana, ödüle layık görülmesem de hiç üzülmezdim, çünkü ben ne yaptığımı biliyorum, vicdanım da rahat. Bütün ödül alan arkadaşlarımızı kutlarım,  siz de kutlayın. Meslektaşların güzel anlarını paylaşması, takdir etmesi ve birbirini sevmesi anlamlıdır, kıymetlidir...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık
Pop Up ek