• 11 Ekim 2018, Perşembe 9:05
AliBATURAY

Ali BATURAY

Kıbrıslı Türk lider, devreden çıkarılırsa

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rum Lider Nikos Anastasiadis ile direkt görüşme yapması, birkaç gündür tartışılıyor. Konuya birkaç yönden bakanlar var… Dalga geçilecek bir yanı yok bu konunun ama sosyal medyada bunu yapanlar olduğunu da görüyoruz.

Konunun mutlaka Kıbrıs’a ya da Kıbrıs sorununa yönelik diplomatik yanı var. Zaten birçok kişi de bu yönden bakıyor... Ancak azımsanmayacak kadar kişi de olaya “duygusal” olarak bakıyor… Evet duygusal… İzolasyonlar altındaki Kıbrıslı Türklerin dış temaslar yapamaması, dünyaya rahat açılamaması ve birçok nimetinden yararlanamaması, resmen yok sayılması Kıbrıslı Türklerin yüreğinde bir yaradır. Bu aslında bir burukluktan öte mağduriyettir de… Bu mağduriyeti çok yaşadı Kıbrıslı Türkler ve yaşamaya da devam ediyor.

Birçok vatandaşlarımız işte belirsizliğin, imkansızlıkların, Kıbrıs’taki çözümsüzlüğün yarattığı sorunların, horlanmanın, yok sayılmanın sıkıntılarından kurtulmak, fark edilmek, dünyalı olmak, dünyada kendini göstermek için Kıbrıs’ta çözüm istemektedir, eğlence olsun diye değil. İşte çözüm isteyen, Rumlarla iki toplumlu etkinliklerde yer alan vatandaşlarımız zaman zaman suçlanmaktadır, hatta kimi çevrelerce “hain” ya da “Rumcu” damgası yemektedirler.

Ancak Kıbrıslı Türklerle maç bile yapmayan (ya da yapamayan) Türkiye takımları Güney Kıbrıs’a gelip karşılaşmalarda yer alıyor. Rum takımları Türkiye’ye spor karşılaşmalarına gidiyor ve “tanımıyoruz” dedikleri Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bayrağı Türkiye’de dalgalanıyor. Başka uluslararası etkinlikler için de Rumlar Türkiye’ye gidiyor, Türkler de Güney Kıbrıs’a… Bunlar gözümüzün önünde cereyan ediyor. Bunu Türkiye’nin yapmak zorunda olduğu, bazı yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği söyleniyor.

Bunlar olsun tabii ki… Spor karşılaşmalarında da, diğer mesleki ya da uluslararası başka organizasyonlarda da karşılıklı gidiş gelişler, temaslar olsun. “Hayır yapmayın” diyecek kadar bencil de değiliz. Bir ülkenin mağdur olmasını, yaptırımlara maruz kalmasını isteyecek kadar da kendimizden geçmedik ya da o düzeyde bencilliğimiz yok. Ancak üzücü olan, Türkiye, “tanımıyorum” dediği Kıbrıs Cumhuriyeti’ni belki biraz da mecburiyetten her platformda tanıyor. Hal böyle iken, Türkiye’nin çok büyük çoğunluğu Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumların ortak devlet kurmasını istemiyor, isteyenleri de kınıyor, lanetliyor…

Türkiye’yi yönetenler de Rumları eleştiri yağmuruna tutuyor, bunlarla çözüm olmayacağını söyleyip duruyor… Evet Rum yönetimleri ya da Rum fanatikleri kolay aşılacak engeller değildir ama her öfkede “çözüm çabalarının son bulmasını isteme”, “BM parametrelerinden uzaklaşma tehdidi yapma”, “başka yollardan söz etme” kolaycılığı da olmamalı… İşte geldiğimiz noktaya bakın… Kıbrıslı Türklere layık görmedikleri tüm şeyleri kendileri yapıyor, Rum Lider Anastasiadis’le konuşmaya kadar…

Kıbrıslı Türklerin yüzde 60 oranla seçtiği bir cumhurbaşkanı müzakere yapamayacak ve bunu da Türk Dışişleri üstlenecekse biz neden parlamentoya milletvekili seçelim, neden hükümet kuralım, neden cumhurbaşkanı seçelim… Türkiye’deki yetkililerin zaten hükümetleri yönettiği iddia edilirdi, şimdi cumhurbaşkanının, müzakerecinin işini yapacaklarsa vay halimize. O zaman bize burada bağımsız bir devlet olduğundan, o devletin organlarından falan söz etmesin kimse. Bize dış dünyadan, “Türkiye’nin bir alt yönetimi” dediklerinde kimsenin gücüne gitmesin.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın moralsizliğini, kırgınlığını sezebiliyoruz. Her ne kadar da “Bundan haberim vardı, sürekli olmasın” gibi ortamı yumuşatan bir açıklama yapsa da durum aslında gerçekten de moral bozucudur. Cumhurbaşkanını es geçip de Anastasiadis ile görüşmek aslında Kıbrıs Türk toplumunu da reddetmek demektir. Herhalde en keyifli olan kişi Anastasiadis’tir, yıllardır tüm Rum liderlerin arayıp da bulamadığı bir imkanı elde etti. Türkiye direkt Rumlarla görüşmeye devam ederse, Rum lider, Türk lideri artık takar mı, aralarında bir daha iyi diyalog kurulabilir mi? O yukarıdan bakma, Türk liderliğini küçümseme, aşağılama tutumları hat safhaya çıkmaz mı?

Kimisi de diyor ki; “Zaten emirleri onlar vermiyor muydu, varsın direkt konuşsunlar…” O kadar basit değil işte… Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda tanınan tek yöneticisi olan cumhurbaşkanı da “göstermelik” konumuna düşerse, neyimiz kalır ki? Türkiye, müzakereleri de yürütecekse Kıbrıslı Türkler bu filmin neresindedir? Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’yle istişaresi olsun olacaksa, zaten birçok alanda var ama Kıbrıslı Türkleri figürana, küçük ve önemsiz teferruata dönüştürecek adımlardan uzak durulmalıdır. Bir toplumu bu kadar da yok sayıp, istediği gibi yöneteceğini, istediği kılığa sokabileceğini düşünmek gerçekten de bu halk için onur kırıcıdır, tabii anlayana…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 10 1 1 17 31
2 YENİCAMİ AK 12 9 2 1 18 29
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 0 5 9 21
4 CİHANGİR GSK 12 6 3 3 2 21
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 6 2 4 1 20
6 GÖNYELİ SK 12 6 1 5 4 19
7 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 3 4 8 18
8 LEFKE TSK 12 5 3 4 0 18
9 ÇETİNKAYA TSK 12 5 3 4 0 18
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 11 5 2 4 8 17
11 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 2 7 3 -10 13
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 2 4 6 -8 10
13 BİNATLI YSK 12 3 1 8 -10 10
14 GİRNE HALK EVİ 12 2 1 9 -9 7
15 ESENTEPE KKSK 11 2 1 8 -14 7
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 1 4 7 -16 7
yukarı çık