• 26 Şubat 2018, Pazartesi 8:45
AliBATURAY

Ali BATURAY

“Koltuk sendromu” ya da “yükseklik sarhoşluğu”

Hükümete yönelik değerlendirmelerde bulunmayı çok erken buluyorum. Bunu hem olumlu hem de olumsuz değerlendirmeler için söylüyorum. Yani henüz övmek için de yermek için de çok erkendir.

Evet ilk izlenimler iyi, son yılların en istekli, en kararlı ve en gerçekçi hükümetini görür gibiyiz ama daha net konuşmak için daha net görüntü şarttır. Kalkar şimdi bir şey söyleriz, sonra söylediklerimizi yutmak zorunda kalırız. Bunu da hem olumlu hem olumsuz değerlendirmeler manasında söylüyorum. Ülkemizde siyasilere yönelik onlarca hayal kırıklığımız olduğu için temkinli konuşmak zorunda hissediyorum kendimi.

Daha önce hem yazdım hem de söyledim, bu hükümet başarılı olmaya, ortaya iyi şeyler koymaya mecburdur diye. Bu hükümet, erken genel seçimden istediğini alamayarak çıkan dört partinin var olma mücadelesidir. Burada gösterecekleri başarı ile geleceğe güvenle bakacak, halk desteğini alacaklar, aksi halde durum dördü için de felaket olur. Şu andaki demeçlere, tutumlara baktığımız kadarıyla parti yetkilileri bunun bilinciyle hareket ediyor.

“Peki konuyu nereye getirmeye çalışıyorsun?” mu diyorsunuz? Evet konuyu getirmeye çalıştığım bir yer var; o da “koltuk sendromu” meselesidir… “Koltuk sendromu” ne midir? Maalesef ülkemizdeki birçok siyasinin, hükümete geldikten sonra takındığı tavırdır… Muhalefetteyken her şeyi çok iyi anlayan, mağdur kesimlere, sorunu olanlara hak veren, yanında olan ve söyleneni dinleyen siyasiler hükümette yer alınca birdenbire tavır değiştirir. “Koltuk sendromu” (buna “mevki yüksekliği sarhoşluğu” da diyebiliriz), adamı deliye çevirir.

Kişi, oturduğu yerin verdiği özgüvenle hiç kimseyi dinlememeye başlar, her yaptığının doğru olduğuna inanır, kimseye danışmaz, danışmayı küçüklük görür, çünkü o bakandır. Bakan en yukarıdadır ve birine danışmaz, onun her yaptığı doğrudur, yani kişi öyle inanır. Etrafında bir hayli yağcı, yalaka biriktiği için de “Tabii efendim”, “Siz bilirsiniz efendim”, “Nasıl isterseniz efendim” diyen tipler nedeniyle önünü göremez hale gelir.

Vatandaşlar birbiriyle konuşurken bakanlık koltuğunda oturan bazı kişiler için, “Adama neler oldu anlayamıyoruz, gerçekleri görmez oldu, halktan koptu” gibi sözler söylerler. “Halktan koptu” sözünü, etkinliklere katılmıyor, insanlarla konuşmuyor anlamında almayın, çünkü o türlü gezmeler, tozmalar, sözde itibar görmeler devam eder. Sözde halkın içindedir ama “düşünce” olarak, “fikir” ve “fayda” anlamında halktan koparlar, imaj gezileri, göstermelik ziyaretler devam eder.

Asıl kendisinden istenen “toplum yararına icraat”, “sorunlara çözüm” konusunda yetersiz ya da isteksiz olurlar. Tam tersine toplumun faydasına olmayan işlerle uğraşırlar… Toplumdan kitleler, sivil toplum örgütleri ne kadar bağırsa, çağırsa da sesini o yöneticiye, yani bakana, hükümete duyuramaz.

Herkes doğruları görür, medya zaaflarını haber yapar, hatta kitleler sokağa iner ama o halen doğruyu göremez. Hatta tepkiler arttıkça hırçınlaşır, kendisini eleştiren herkesi düşman görmeye başlar. “Benimle uğraşıyorlar” nakaratına bağlarlar… Gazetecilere, sendikacılara, telefon ederler, “Benimle derdiniz nedir, beni yemeye mi çalışıyorsunuz?” diye sorarlar.

Halbuki kimsenin onunla bir derdi yoktur… Adına illa ki dert diyeceksek, bu dert; kişiliğiyle, adıyla, varlığıyla değil olumsuz yönde yaptıkları ve beklentileri yerine getiremedikleri, yapamadıklarıyladır. Ancak o bunları anlayacak, kavrayacak noktada değildir, kafa gitmiştir, “koltuk sendromu” ya da “yükseklik sarhoşluğu” gözünü kör eder. Bu hastalık tüm kabineye, hatta müsteşara müdüre kadar herkesi sararsa başarısızlık, hatta felaket kaçınılamazdır.

Birçok kez de böyle oluyor zaten, yönetici kişi kendi kendisini bu şekilde yiyip bitiriyor. Ne ilginç ki koltuktan inince de gözleri açılıyor, gerçeği görüyor… Özeleştiri yapanlar, hatalarını söyleyip günah çıkaranlar bile var.

Yeni hükümeti bekleyen en büyük tehlike budur. “Koltuk sendromundan” ya da “yükseklik sarhoşluğundan” ne kadar uzak dururlarsa kendileri için o kadar iyi olur. Muhalefette durduğu nokta neyse, iktidarda da o noktada, o akılcı/ gerçekçi tavır, o hassasiyet, o duyarlılık, o mütevazı tutum içinde olmalıdırlar. İnanın, bu dikkat çektiğim durum çok önemlidir. Yüksekler iyidir, avantajlıdır, havalıdır ama oradan aşağıya düşmek ciddi yaralar almanıza neden olur. Benden söylemesi…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık