• 15 Nisan 2018, Pazar 9:27
AliBATURAY

Ali BATURAY

Özgürgün’ün Akıncı’ya saygı duyması ya da duymaması…

“Makamına saygı duyuyorum ama kendisine değil…” Bu sözler UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’e ait… Eski başbakan, bu sözleri Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı için söyledi. Özgürgün, daha önce de Akıncı’yı hedef alan sözler sarf etmişti. Bu yapılan nedir sizce? Bana göre Özgürgün’ün yaptığı bir “eleştiri” değil, bir tavırdır.

Siyasilerin birbirini eleştirmesine alışkınız, o konuda bir sıkıntı yok. Zaten farklı siyasi partilerin başkanları veya temsilcilerinin bir başka siyasi partinin başkanı veya üyelerini eleştirmesi kadar doğal bir şey olamaz. Her eleştiri yerinde midir, tutarlı mıdır, eleştirdiği şeyleri kendisi geçmişte yapmamış mıdır? Bunlar tartışılır aslına bakarsanız, çoğu eleştiri yapay kalır, halktan ilgi görmez, iş olsun diye yapılmıştır. Siyasiler halkın unutkanlığından faydalanarak, bir takım sözler ederler. Evet halktan unutanlar da vardır söylenenleri ama unutmayıp da takmayanlar da vardır…

Birini eleştirmek başka bir şeydir, düşmanca tavır içine girmek başka bir şey. Bizde bazı siyasilerin unuttuğu ya da anlamak istemediği bir şey vardır, rakibi eleştirmek, yermek ona düşman olmayı gerektirmez. Geçerli argümanlarınız varsa, temeli varsa söylediklerinizin, eleştirirsiniz, gerektiğinde yerden yere de vurursunuz, buna kimse bir şey diyemez. Hatta sizi takdir bile ederler, ancak niyetinizin eleştiri değil de düşmanlık olduğu anlaşılırsa, size bakış açısı değişir.

Eğer insanlar fark ederse ki kişisel bir takıntınız, husumetiniz, düşmanlığınız var, işte sizin o yaptığınız eleştiriye de kimse itibar göstermez. Birisi hissederse ki siz aslında bu eleştirileri toplum yararına değil de kişisel takıntınız için yapıyorsunuz, sizi takdir edeceklerine tam tersine ayıplarlar. İşte sizin bu tavrınızı fark edenler, “Ben niye itibar göstereyim ki onun eleştirisine, o zaten kişisel kinini, düşmanlığını ortaya koyuyor” diyebilir. Hüseyin Özgürgün’ün Mustafa Akıncı’ya yönelik eleştirileri de toplumsal bir fayda içeren ve bizi ikna eden eleştiriler değildir.

Aslına bakarsanız işin içine kişisellik ve düşmanlık duyguları katmasa, toplumsal olmasa da eleştirileri birilerini rahatsız etmeyecek, en azından “politikacıdır söyler” deyip geçecek insanlar.

Ancak Özgürgün’ün Akıncı takıntısı çok bariz bir şekilde anlaşılıyor. Neden koskoca UBP’de en fazla Özgürgün dert ediyor Akıncı’yı, çünkü takıntı haline getirdi. “Makamına saygı duyuyorum ama kendisine değil…” sözü aslında bir itiraf ya da açık sözlülükten daha fazla “çekememezlik”, “hazımsızlık”, hatta “saygısızlık” içeriyor.

“Ne var yani bir parti başkanı, cumhurbaşkanına saygı duymak zorunda mıdır?” diyebilirsiniz. Kendisi bilir, elbette saygı duymayabilir ama başta kendisinin de söylediği “makama saygı” çerçevesinde o kişi orada olduğu sürece ona da saygı göstermelidir. Makama saygı, aslında dolaylı olarak kişiye de saygı gerektirir. Çünkü kişi, o makamı temsil etmektedir. Devlet işleyişinde, protokol sıralamasında astlar üstlere çok sevdiğinden ya da çok saygı duyduğundan dolayı mı itibar gösterir? Hayır, çoğu kez makama duyulan saygıdan ve kurallar ya da teamül gereği astlar üstlere saygı gösterir ya da nasıl davranması gerekiyorsa o şekilde davranır. Birisine saygı duymamak, ona saygısızca davranmayı gerektirmez. Birisine saygı duymamak başka bir şeydir ona saygısızca davranmak başka bir şey.

Özgürgün başbakan olduğu dönemde birisi çıksa ve kendisine “Özgürgün’e saygı duymuyorum, bunu hak etmiyor” dese hoşuna gider miydi acaba? Bakın Özgürgün’ün adı o kadar olayla anıldı, çıkıp da birisi ona “Sana saygı duymuyorum” dedi mi ki? Bir parti başkanı, geçmişte başbakanlık, bakanlık yapmış bir kişi herhangi iki kişinin kavgası, atışması ya da kahvehanede didişmesi gibi davranamaz. Cumhurbaşkanı bir parti başkanını bilgi vermek, fikir alışverişi yapmak için makamına davet etmişse, bu artık toplumsal bir meseleye dönüşür ve o parti başkanı toplumsal bir görev olarak o davete gider. Parti başkanı, Cumhurbaşkanı’nı sevmese de, ona inanmasa da, saygı duymasa da oraya gider, siyaset terbiyesi de devlet adamlığı terbiyesi de bunu gerektirir. Davete gittiğinde eleştirisini de yapar, partisinin ve kendisinin görüşlerini de ortaya koyar.

Hele de söz konusu davetten bir gün önce cumhurbaşkanına ağır ifadeler kullanarak bunları söylemek bir parti başkanına yakışmaz. Özgürgün, Akıncı için “Boğazına kadar politikaya battı” diyor. Hangi cumhurbaşkanı, o makama geldiğinde kendi partisini dışladı ki? Nasıl batmış Akıncı politikaya? Kimi yönetmiş olduğu makamda? Kendi partisine mi karıştı, onlara destek mi oldu? UBP’nin fahri başkanı Sayın Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanı makamındayken UBP üzerinde etkisi yok muydu? Halen Sayın Eroğlu’nun UBP’de etkisi olduğu bilinen bir gerçektir.

Ha, UBP-DP Hükümeti döneminde bazı kanun hükmünde kararnameleri, bazı yasaları, bazı atamaları engelledi diye düşmanlık duyuyorsa Akıncı’ya, haksızlık yapıyor, çünkü onun engellediği her şey toplumun da vicdanında kabul görmemişti. Onun engellediği bazı uygulamalar anayasadan ve yasalardan da dönmüştü. Siz her şeyi düzgün yapsaydınız da yasalardan, anayasadan dönmeseydi. Günah keçisi olarak Akıncı’yı seçmeyin. Üstelik her şeyi de engellemiş değildir, toplam içinde çok azını engellemiştir.

Şunu da söylemek isterim; Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da “Demek ki bu tavırlarla davet istemiyor” diyerek, bir daha Özgürgün’ü cumhurbaşkanlığına davet etmeyeceğini söylemesini de doğru bulmuyorum. Akıncı’nın bu tavrı, en az Özgürgün’ün tavrı kadar yanlıştır. O davetler zaten Özgürgün için yapılmıyor. Özgürgün bir partiyi, dolayısıyla halkın büyük bir bölümünü temsil ediyor. Davet UBP’yedir, davet toplumsaldır, kişiselleştirilmemelidir. Devlet yönetiminde ne düşmanlığa yer vardır ne de gücenmeye, küsmeye… Akıncı davetini yinelesin, Özgürgün gitmezse gitmez, ben eminim ki parti içinde bu konu irdelenir ve o gitmezse UBP’den bir başkası gider. Ülkedeki bu kadar sorun içinde böyle kişisel kavgalara, husumetlere hiç ama hiç gerek yoktur…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık
Pop Up ek