• 19 Nisan 2018, Perşembe 8:23
AliBATURAY

Ali BATURAY

Yanlış anlaşılmamak için yanlış şeyler söylememeli

Bazen bir şeyi o kadar yanlış söyler, o kadar yanlış yaparsınız ki doğru anlaşılması mümkün değildir. Bir şeyi yanlış söylerseniz tabii ki herkes de yanlış anlar. O kadar yanlış söylersiniz ki o şeyi, doğru anlaşılması mümkün değildir. Aslında yanlış söyleyen sizsiniz, başkaları doğru anlamıştır.

   UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, geçen hafta Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı için söyledikleriyle ilgili yanlış anlaşıldığını belirtti. Sayın Özgürgün’ün bir televizyon kanalında söyledikleri, o kadar net, o kadar anlaşılırdı ki bence herkes doğru anladı. Canlı yayında ben de dinledim Özgürgün’ü, ortada hiç de yanlış anlaşılacak bir durum yoktu, belki o yanlış konuşmuştu ama tüm kamuoyu söylenenleri doğru anlamıştı.

   Bazen siyasiler, gazeteciler için bomba gibi sözler ederler, gündem olurlar ama bu nedenle gelecek eleştirileri göğüsleyemeyince de o klasik gerekçeye sığınırlar; “Yanlış anlaşıldım…”. Bayılıyorum politikacıların bu “yanlış anlaşılma” mazeretine…

   Çoğu kez politikacılar söylediğini de inkar eder… Politikacıyla konuşurken sesini banda almak şarttır, aksi takdirde “Ben öyle söylemedim” ya da “Yanlış yazdılar” deyip işin içinden çıkabilir. Basın tarihi bu tür inkarlarla doludur. Hatta sesi banda alındığı halde, ilgili kişinin bastırması ile elindeki kanıtı ortaya koyamayan, aslında doğru şeyleri aktardığı halde suçlanan gazeteciler bile vardır.

   Şimdi böyle TV’de canlı yayında, faceebook tarafından verilen canlı yayınlarda, internet ortamında sürekli dolaşan videolarda ve de kendi resmi web sayfasında, sosyal medya hesabında paylaşılmışsa bu sözler inkar zor olur. Kişi sözlerini inkar edemeyince de, geriye tek seçenek kalıyor, o da “yanlış anlaşıldım” bahanesidir. Özgürgün’ün yaptığı işte tam da böyle bir şeydir.

   Sayın Özgürgün, söyledikleri ile partililerinden bile onay almayınca, hatta çoğu kimse tarafından ayıplanınca çareyi yaklaşık bir hafta sonra “yanlış anlaşıldım” demekte buldu. “Makamına saygı duyuyorum ama Akıncı’ya değil” demişti Özgürgün… Bu son derece temiz bir Türkçe ile söylenmiş çok anlaşılır bir sözdür. Nitekim Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da cevap vererek, “Gösterdiğin kadar saygı görürsün” demişti. Şimdi ise Özgürgün, “Ülkemizin en köklü siyasi partisi Ulusal Birlik Partisi’nin Genel Başkanı olarak, Cumhurbaşkanlığına ve Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’ya gerekli saygıyı göstermenin halkımıza karşı da bir sorumluluk olduğunu belirtmekte yarar görüyorum” diyor. Hade bakalım, bir hafta önce söylediği neydi, dün söylediği nedir? Düpedüz bu bir geri adım atmaktır, yanlış anlaşılmak değil.
   Siz, “Siyasi partilerin davet edildiği yemeğe katılmayacağım. Sosyal içerikli bir yemek yiyeceksen ye, bize ne?” diyeceksin. Bir hafta sonra ise,  “Cumhurbaşkanımızın yapacağı davetlere icabet etmeyeceğimiz biçiminde algılanan açıklamamı düzeltir, Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılacak davetlere katılmayı bir görev bildiğimizi belirtmek isterim” diye düzelteceksin. Sanki de bunlar öyle ağzından kaçtı… Yok bana göre çok bilinçliydi… Sayın Özgürgün, Cumhurbaşkanı için, “Boğazına kadar politikaya battı” dedikten sonra yukarıdaki sözleri söyledi. Programı izleyenler çok iyi anımsayacak, Özgürgün, son derece kendinden emin bir şekilde konuştu. Hatta çok da güzel sözler söylemiş, programı yapan arkadaşımıza çok güzel malzeme vermiş havasındaydı.

   Bakın Özgürgün, politikaya battığını ve bu yüzden saygı duymadığını söylediği Akıncı için dün “Devletin başı hiç kuşkusuz halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanıdır. Devletin en üst makamına saygı duymanın bu devlete saygı duymak anlamına geldiğini en iyi bilecek kişiler arasında yer alıyorum. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın şahsında KKTC Cumhurbaşkanlığı makamı ile kişisel ya da kurumsal bir çekişme içinde bulunmam düşünülemez”  dedi.

   İyi hoş da bunları bilen kişi, çıktığı canlı yayında niye unutur bu dediklerini? Bunları bilen kişi hangi platformda olursa olsun, bu bildiklerini uygular. Bu bildiği gerçeklere göre hareket etse, canlı yayında coşup, kişisel öfkesini, hırsını ortaya koymasa bu özür gibi açıklamayı ve düzeltmeyi yapmak zorunda kalmazdı.

   Özgürgün, Akıncı ile Anastasiadis’in sosyal içerikli yemeği öncesi yapılan daveti değerlendirmesinde amacını aşan, yanlış anlaşılan sözleri olmuşsa sorumluluğu gereği özür dilemesini de bildiğini söyledi. Sayın Özgürgün, yanlış anlaşılmış falan değildir. Doğru anlaşılmıştır ama kendilerinin bu açıklaması bir pişmanlık göstergesidir, yanlış yaptığının itirafıdır, söyledikleriyle kendi partilileri de dahil kimsenden destek görmediğinin bir göstergesidir aslında. Yanlış anlaşılmamak için yanlış şeyler söylememek gerekiyormuş demek ki…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık