• 04 Haziran 2018, Pazartesi 9:04
Av. HasanSÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

Boşanma ve mutsuz azınlıklar

Bir kadınla bir erkeğin evlenmesi bir aile birliği oluşturur. Sonradan çocuk veya çocuklar da bu aile birliğine katılırlar.

Evlendirme memuru huzurunda birbirleri ile evleneceklerini kabul eden bir kadın ve bir erkek, en az aşağıdakileri de kabul etmiş sayılır ve her ikisinin de kabul etmiş olduğu bu koşullara uygun olarak hareket etmeleri gerekir.

Zaten bu asgari koşulların gerekleri yerine getirildiğinde, o aile birliğinin bozulmasına gerek kalmaz. Bu koşullar şunlardır;

1. Evlenenler sadakatle, işbirliği içinde ve karşılıklı yardımlaşma ile yaşayacaklardır.

2. Evlenenler yukarıdaki koşula uygun olarak evlilik yaşamını sürdürecekler, çocuklarına bakacaklar ve ev ve çocuklarla ilgili sorumluluklarda ev içi emeği eşit ve adil bir şekilde paylaşacaklardır.

3. Evlenenler, birbirleri ile olan ilişkilerine özen gösterecekler ve evlilik birliğini eşitlik ve uyum içerisinde yürüteceklerdir.

Yukarıdaki asgari koşullara uygun olarak hareket edilmediği takdirde, evlilik birliğinde sarsılmalar meydana gelmeye başlar ve sarsıntılar büyüdükçe, evliler geçinemez hale gelirler.

Aile Yasası’na göre, aile birliği temelinden sarsılırsa ve bu sarsıntı, evliler için, ortak hayatı sürdürülmez hale getirirse, eşlerden birisi boşanma davası açabilir.

Ölüm dışında bir evlilik ancak mahkeme kararı ile sonlandırılabilir. Boşanma davası altında tarafların boşanmalarına, yani, evliliklerinin sonlandırılmasına mahkeme karar verecektir.

Mahkemenin böyle bir karar verebilmesi için öncelikle, aile birliğinin temelinden sarsıldığını saptaması ve bu sarsıntının da, evliler için ortak hayatı sürdürülmez hale getirdiğini tespit etmesi gerekir. Hukukçular ve halk bu duruma, “şiddetli geçimsizlik” demektedir.

Eskiden yürürlükte olan Aile Yasası’na göre, evlilerin, mahkemeye gelip de, aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu kabul etmeleri, şiddetli geçimsizliğin var olduğunu belirlemede pek dikkate alınmazdı.

Yasa gereği, bu konuda şahadet dinlenmesi ve sonuçta evliler arasında şiddetli geçimsizlik olduğuna, mahkemenin karar vermesi gerekirdi.

Evlilerin her ikisi de aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu kabul etmelerine rağmen, mahkeme, evliler arasında şiddetli geçimsizlik olduğuna kanaat getirmiyorsaydı , boşanma davasını reddederdi.

Halbuki 1998 yılında yürürlüğe konmuş olan yasa, şiddetli geçimsizliğin, mahkeme tarafından tespit edilmesi koşulunu hemen hemen ortadan kaldırmıştır.

Çok basit koşulların varlığı halinde, taraflar arasında şiddetli geçimsizlik olduğuna mahkeme değil taraflar karar vermektedirler.

Hatta evlilerin, mahkemede, aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu beyan etmelerine bile gerek yoktur. Evlilerin, boşanma konusunda anlaştıklarını beyan etmeleri, boşanmalarına yetmektedir.

Birçok çift düşünmeden taşınmadan, boşanmanın kendilerine ve çocuklarına olan etkisini ölçüp tartmadan, anlık bir öfkenin veya bir kırgınlığın veya bir dargınlığın hemen arkasından boşanma davası açıyorlar ve mahkemeye gelip, boşanma konusunda anlaştıklarını beyan ediyorlar ve mahkeme de eli kolu bağlı, onları boşuyor.

Bu konudaki istatistikleri bilmiyorum ama, çok sayıdaki boşanma davasının, bir celsede sonuçlandırılmakta olduğunu tahmin edebiliyorum.

1998 yılında yürürlüğe girmiş olan Aile Yasası’nın hazırlık aşamalarında ben Lefkoşa Aile Mahkemesi’nde görevli idim.

Bu konuda benim de görüşüm sorulmuştu. Görüşüme başvuranlara, mevcut Aile Yasası’nda bazı değişiklikler yapılmasının taraftarı olduğumu ancak, düşünülmekte olan köklü değişikliklere, toplumun hazır olmadığını ve düşünüldüğü şekilde bir Aile Yasası’nın geçmesi halinde, boşanmaların çok artacağını ve toplum hayatının allem galem olacağını ifade etmiştim.

Görüşümü isteyenlerin benden ricaları ne olmuştu biliyor musunuz? Bu görüşlerimi dillendirmememi istemişlerdi.

Bu memlekette son derece önemli bazı yasaların yapımında veya değiştirilmelerinde, o konuda mutluluğa ulaşamamış ve yaşadıkları mutsuzluğu, yasaların düzenlemelerine bağlamakta olan azınlıkların, son derece etkili olduklarını müşahede etmekteyim.

Mutsuz azınlıklar bağırıp çağırmakta ve neticede yasaların yapılmasını veya değiştirilmesini sağlamakta ve çoğunluğun hayatı alt üst olmaktadır.

Bu durum Aile Yasası’nda da böyle olmuştur, Özel Hayatın Gizliliği Yasası’nda da böyle olmuştur, Ceza Yasası’nda da böyle olmuştur. Basit darplar, ömür boyu hapis cezası gerektiren suçlara dönüştürülmüştür.

Bu konuda çok acı bir gerçek yaşanmaktadır. İki çocuğun hem annesi hem babası hapiste, çocuklar da köyün birisinde bugün o akrabanın yanında, yarın başka bir akrabanın yanında sığıntı gibi dolaşıp durmaktadırlar.

Kime anlatsınlar dertlerini? Kime anlatayım dertlerini? Küçük olanın hastalığını bile anlatamamışlar.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık