• 25 Eylül 2017, Pazartesi 8:58
Av. HasanSÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

Hukukun üstünlüğünü hakim kılacaklara duyurulur

Geçen haftaki yazımdan sonra, yazımın en çok ilgilenilen kısmı, yargıçlarla ilgili disiplin işlemleri olmuştur.

Bu işte bir yanlışlık varmış. Bu işte derken benim yazdıklarım kastedilmektedir. Yani ben yanlış yazmışım. Bir uyarı cezası alan yargıcın, meslek hayatı boyunca terfi etmemesi diye bir şey olamazmış. Uyarı cezalarının verilebilmesi için, disiplin organına dahi gidilmesi gerekmezmiş. Bu ve bunlara benzer birçok görüş iletildi bana.

Aslında ben de isterdim, yazdıklarımın yanlış olmasını. Ben de isterdim, hukukun üstünlüğü ilkesinin, yargıçlar açısından da tam olarak uygulanabilir olmasını.

Ama bu konudaki yasal durum, yazdıklarımdan çok daha vahimdir. Belki de bazı yargıçların, salonlardaki hırçın davranışlarının nedeni de budur.

Düz bir vatandaş bile bana soruyor; bir kişinin uyarı gerektiren bir davranışının olmaması mümkün mü?

Düşünüyorum, belki de olabilir diyorum ancak, verdiğim cevaba inanayım mı, inanmayayım mı diye tereddütler geçiriyorum. Tekrar düşünüyorum ve gayet emin olduğum bir cevaba ulaşıyorum. Cevabım, asla mümkün değildir, şeklinde oluyor. Nereden mi emin oluyorum. Kendimden emin oluyorum. Yargıçlığım boyunca uyarı cezası gerektiren davranışlarım muhakkak olmuştur. Mesela bir defasında, 23 Nisan çalışmalarına katılmış olan çocuğumu seyredebilmek için, mesaiden birkaç saat çalmıştım. Ama hemen söyleyeyim ki, genelde hafta sonları mahkemeye gidip çalıştığım da çok olmuştur. Olmuştur ama, bu hareketim, bir uyarıyı gerektirmekte idi. Eğer bana bu hareketimden dolayı, bir uyarı gelmiş olsa idi, benim artık terfi etmem söz konusu olamayacaktı. Ha! Bir olay daha hatırladım. Ağır cezada görevli iken, mesai bittikten sonra heyet olarak bir yemeğe gitmiştim ve hatırlıyorum. Ben o yemekte iki duble rakı içmiştim. Hatta tamamı değil ama, bir şarkının da birkaç satırını okumuştum. “Gözlerim uyku ile barıştı sanma, sen gittin gideli dargın sayılır. Bir zamanlar ben de sevmiştim ama, seninki düpedüz vurgun sayılır.” Diyeceksiniz ki, bu da mı, disiplin suçu? Sana göre, bana göre olmayabilir, ama, Yüksek Adliye Kurulu’na göre olabilir. İlgili yasa, Yüksek Adliye Kurulu’nun, bu davranışımı, disiplin suçu olarak nitelendirmesi mümkün idi.

Bunu nereden çıkartıyorsunuz? diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Hemen yazayım. İlgili yasaya göre yargıçların, disiplin suçları şu şekilde kaleme alınmıştır; “Yüksek Adliye Kurulu, yargıçların vakar ve onuru ile bağdaşmayan veya haysiyeti ve itibarı kırıcı veya görev icaplarına uymayan davranışlarından dolayı haklarında disiplin kovuşturmasını gerektiren eylemlerinin ağırlığına göre, “uyarma” veya “görevden çekilmeye davet” işlemlerinden birisini uygular.”

Görülebileceği gibi, kullanılan kavramlar son derece soyut kavramlar ve nereye çekersen giden kavramlar. Birisine göre, bir yargıcın bir lokantada rakı içmesi ve şarkı söylemesi, yargıçlık mesleğinin vakar ve onuru ile bağdaşmaz veya haysiyet ve itibar kırıcıdır, bir başkasına göre ise, böyle olmayabilir. Öyle düşünene niçin öyle düşünüyorsun veya böyle düşünene ise, niçin böyle düşünüyorsun denilemez, çünkü, ilgili yasa metni, her iki şekilde düşünmeye de açıktır.

Mesele anlattıklarımdan ibaret değildir. İşin vahameti bundan sonra anlatacaklarımdır.

Yüksek Adliye Kurulu, disiplin konusundaki işlemlerinin, yargı denetimine yani hiçbir denetime açık olmadığına dair karar üretmiştir. Yine aynı kurul, “uyarı” cezası alan bir yargıcın, artık terfi edemeyeceğine dair de karar vermiştir.

Ve ben eminim ki, bu kararı vermiş olan kurul üyelerinin de bana göre veya bir başkasına göre, meslekleri boyunca muhakkak uyarı cezası gerektiren en az bir davranışları olmuştur. Olmamasına da imkan yoktur. Ancak onlar mesleklerinin son aşamasında oldukları ve bugüne kadar da davranışlarından ötürü sıyırttıkları için, acımasızca bu kadar katı ve sert kararların altına imza atabilmişlerdir.

Aslında bu soyut kavramlar, sert ve katı tutum neyi getirmiştir? Yargıçlar hakkında disiplin işlemi yapılmaması, yapılmasının bir şekilde engellenmesi ve ileride de yapılmasının engelleneceği sonucunu doğurmuştur. Şimdi eğri oturup doğru konuşuyorum. Hangi davranışının disiplin suçu oluşturacağını bilmeyen ve bir uyarı cezası alması halinde tüm mesleki itibarının sona ereceğini bilmekte olan bir yargıcın, huzur içinde olması, mümkün mü? Özellikle, hukukçu milletvekillerine soruyorum; mümkün mü? Hukukun üstünlüğünü hakim kılacaklarını söyleyenlere duyuruyorum. Hukukun üstünlüğünü hakim kılmakta üzerlerine en çok görev düşen yargıçların durumları bu iken, bu iş nasıl olacak? Bir ömür geldi ve geçiyor, şimdiye kadar, hakkında disiplin işlemi yapılan sadece iki yargıç olmuştur. Birisinde ben de Yüksek Adliye Kurulu’nun üyesi idim. Gerçek durum bu mu olmalı idi? Ne mi yapılması lazım? Disiplin suçu oluşturan her bir davranış ayrı ayrı belirtilmeli, her bir davranışın disiplin cezası ayrı ayrı tespit edilmeli ve meslekten atılma dışındaki cezaların, belirli şartlarla ve sürelerle affedilmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde, bir uyarı cezasının bu kadar vahim sonuçlara yol açabileceği gerçeği karşısında, bir kişiye, bir yargıç hakkında şikayette bulunabilme imkanı verilmez ve yargıçlar hakkındaki şikayetler de işleme konmaz. Konsa dahi, şikayetçiler vicdan azabı duymamak için, ifade değiştirebilirler. Şimdilerde yasama organının önünde konu ile ilgili bir tadil yasası tasarısı vardır. Hukukçu milletvekillerinin yardımı ile belki bu vahim durum ortadan kaldırılır diye hayal kuruyorum.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık