• 05 Ağustos 2017, Cumartesi 14:35
BurçinALİUSTA

Burçin ALİUSTA

Çizgi roman adam: Mustafa Soyak

1980’lerin başıydı. Annemin gençliğinde biriktirdiği çizgi romanlarını karıştırır, merakla resimlerini incelerdim. Benim gibi eminim ki birçok kişinin kitaplarla tanışması böyle olmuştur.

Zembla, Tex, Teksas Tommiks, Flash Gordon ,Swing ve tabiî ki Zagor. Sanırım bendeki toplayıcılık ve koleksiyon merakı annemden geçmiş bana. O da değer verdiği şeyleri saklar ve en iyi şekilde muhafaza eder.

Bana annemden kalan en değerli eşyaların başında bu çizgi roman koleksiyonu yer alır. Değerlerini ileriki yıllarda daha iyi anladığım bu romanlar, halen dünyada büyük ilgiyle takip ediliyor.

Avrupa’da özellikle İtalya ve Fransa başta olmak üzere Amerika’da da yaygın halde. Amerikan filmlerinde Marvel’in karakterlerinin yer aldığı filmler, kapalı gişe oynayıp rekorlar kırıyor. Örümcek Adam, Batman, Süpermen Çizgi romanlar sayesinde hayatlarımıza girdiler. Birçok romanın ilk sayıları paha biçilmez seviyelerde satılmakta.

Özellikle ilk basımları binlerce dolar edebilmekte. Peki nedir bu çizgi roman? Ülkemizde ilgi ve yeri nedir? Nasıl alınır, saklanır?..

Bu sorulara sanırım en iyi cevapları bugünkü konuğum, çok değerli dostum Mustafa Soyak verecektir.

Çocukluk arkadaşım, 35 yıllık kadim dostum Soyak, yıllarca çizgi roman peşinde koşmuş (ben bizzat şahidim) ve halen koleksiyonunu tüm hızla büyütmekte. Dört binin üzerinde olan roman koleksiyonunu Antikacı sayfama taşımamazlık yapamazdım. Böylesine özverili koleksiyon çalışması belki de ülkemizde ilk ve tek. Bilinmeyen birçok şeyi bizlere aktaran sevgili kardeşim Mustafa Soyak’la yaptığım röportaj bu haftaki konumuz.

SORU: Çizgi roman merakın nasıl başladı?
SOYAK:
Henüz ilkokul çağlarımda mahallemizde Kanat Ticaret diye bir bakkal vardı. Oraya gittiğimde raflarda duran resimli kitaplar dikkatimi çekerdi. Sanırım 9-10 yaşlarımdaydım ve hiç unutmam ilk kitabim Judas diye bir çizgi romandı. Çok kısa bir yayın hayatı oldu bu İtalyan karakterin sadece 10 sayısı çıkmıştı. Ben beşinci sayısı olan, hiç unutmam ‘Kalleş’ isimli bölümünü almıştım. Merak edip ilk sayılarını da alarak seriyi tamamlamıştım. İlk toplayıp tamamladığım seri çizgi roman “Judas” olmuştu. Halen koleksiyonumda bu 10 sayıyı muhafaza ediyorum.

SORU: İlk başlangıcın “Judas” oldu. Peki daha sonra hangi karakterlere devam ettin? Mesela en bilindik Teksas Tommiks, Zagor, Gordon gibi...
SOYAK: Merakımı ilerleterek araştırma içine girmiştim. O zamanlar bu dergiler bakkallara geliyordu. Örneğin şu an pek ilgilenmediğim fakat bir süre biriktirdiğim Zembla, Mandrake, Gordon ve Kızılmaske vardı. Daha sonra Fumetti yayınlarına başladım. Fumetti çizgi roman dünyasının en önde gelen isimlerindendir ve İtalyan çizgi roman yazarıydı. En önemli yayını da Zagordur. İlk çıkardığı yayını da buydu.

SORU: Bendeki toplama merakı da annemden geldi. Özellikle evde muhafaza ettiği çizgi roman albümleri çok ilgimi çekerdi ve okumayı daha çözmeden resimleriyle ilgilenirdim. Peki sende de aynı şey söz konusu muydu? Ailende var mıydı böyle merak?
SOYAK: Hayır yoktu, tamamen rastlantısal gelişmişti. İlkokul çağında yaz döneminde öğretmenlerimiz bize yaz tatillerinde kitap okumamızı önerirlerdi. Ne okuyacağım diye düşünürken çizgi romanlarla tanıştım. Hatta öğretmenlerimiz ‘Sakın Teksas Tommiks okumayın’ derlerdi. Bir şey itiraf edeyim. Benim okumam akıcıdır ve hızlıdır. Bunu da çizgi romanlar sayesinde yaptım. İtalyan çizgi romanları hep ilgimi çekmiştir. Özellikle Zagor’un bende yeri apayrıdır ve şu an 50 yaşını geçen bu romanın ilk günden geçen hafta çıkan son sayısına kadar olan tüm serileri, koleksiyonumda mevcuttur. İtalyanların yanı sıra Fransız çizgi romanları Asterix ve Red Kit’in de bendeki yerleri önemlidir.

 

SORU: Yani yaklaşık 30 yıldan fazladır çizgi roman toplayıp biriktiriyorsun. Bu oldukça uzun bir süre, birçok karakterin birçok baskısı ara vermeden yayınlandı. Peki hiç ara verdiğin oldu mu? Genellikle lise ve üniversite çağları veya askerlik dönemleri buna etken olmuş muzdu? Nasıl takip edebildin bu kadar seriyi?
SOYAK
: Ara vermemeye özen gösterdim. Ama biliyorsun ki internet çağında olmadığımız dönemlerde ülkemizdeki dağıtım şirketleri GADEDA, Hazım Remzi gibi yerlerden temin ediyordum. Kıbrıs’a satışları durunca ben de tedarik edemez duruma gelmiştim. Bu dönem 90’ların ortasına denk geliyordu ve öğrendiğim kadarıyla Kıbrıs’ta ilginin az oluşundan dolayı satıştan vazgeçilmişti. Bir de kuşe kağıda basımlar olduğundan dolayı fiyatları da yüksekti.

Tek alternatif Türkiye’ydi. Özellikle İstanbul’a gittiğimde, yanımda daha evvelden hazırladığım bir listem vardı. Yanlarına da kutucuk yapmıştım ve her aldığım serinin yanındaki kutucuğu işaretlerdim.

SORU: Bu kadar seri var, bunları nasıl okuyorsun? Yani zaman ayırmak gerek. Tüm maceraları biliyor musun?
SOYAK
: Tüm maceraları ezbere biliyorum. İnanması zor biliyorum ama hem maceralar hem de karakterlerin hepsi aklımdadır. Zaman yaratmak insanın kendi elindedir. Özellikle evde olduğum zamanlarda elimden hiç düşürmüyorum. Uyumadan önce de mutlaka okurum. En zevklisi ama yemek yerken (kahkaha atıyoruz).

Hızlı okumak ve anlayacak şekilde okumayı çizgi romanlara borçluyum. Tatillerde bile valizimde mutlaka birkaç albüm bulunur. En küçük fırsatlarda okumaya çalışırım. Okuma alışkanlığı bu olsa gerek.

İlkokulda hocalarımız bol kitap okumamızı söylerdi. İlkokulda, ortaokulda en iyi okuyucu bendim sınıfta. Hem akıcı, hem anlaşılır şekilde okuyabiliyordum. Çizgi romanlar sayesinde birçok bilgiye de sahip olmuştum. Mesela coğrafi olarak hangi dağ, akarsu, orman, ülke nerededir, orada neler vardır sorularını çizgi romanlardan öğrendim. Bu maceralar sayesinde çocuk yaştan itibaren bilgi kazanmıştım.

SORU: Çok ince bilgiler verdin bize. Mesela çizgi romanların kendi aralarında ayırt edici özellikleri mevcut mu? Hangi macera, neyi simgeler gibi özel yönleri var mı? Tarihi hakkında ne biliyorsun bu romanların?
SOYAK:
Mutlaka vardır. Karakalem siyah-beyaz çizim görürseniz, o İtalyan çizgi romanıdır. Örneğin Zagor, Tex, Texsas Tommix gibi... İlk basımlar 30’lu yıllarda, Fransızlar tarafından yapılmıştır. Amerika’da da vardı ama Fransızlar gazetelerle birlikte ilk çizgi roman hayatını başlatmıştır. “One line Strip” şeklinde yayına başlamışlardı.

Gazetede bir şerit şeklinde, mesela Sabah gazetesinde yayımlanan “Bizimkiler” karakteri şeklinde maceralar yayınlamaya başlamıştı. Düşünün bir macera belki de bir senede bitiyordu bu sayede. Bir de İtalyan çizgi romanlarında hiçbir zaman ölü insan karakterleri, kan, kesme, vahşet gibi şiddet içerikli kötü görüntüler asla olmaz. Bu çok önemli bir detaydır.

Fumetti demek; siyah-beyaz çizim demektir. Bu olaylar bu romanlarda yer almaz. Bu işin babası da bana göre Bonelli’dir. Bonelli, Comics’in, Zagor’un ve Tex’in yaratıcısıdır. Swing ve Texsas’ın yaratıcısı da üç yazardan oluşan Esse-Gesse diye bir yayıncıdır. Bu dönemler de 60’ların başına denk gelir. Daha sonra Türkiye’de TAY yayınları telif haklarını alarak Türkçe olarak basımına başladı. Daha sonra LAL yayıncılık bu hakkı aldı.

SORU: Ülkemizde çizgi romana ilgi var mı? Bunca zaman zor koşullarda, bu kadar birikim yapmayı başardın. Kıbrıs’ta senin gibi ilgilenenler var mı? Gerek takas olsun veya bilgi alış verişi olsun…

SOYAK: Küçük yaşlardayken ben ve Serkan Balkan isimli arkadaşlarım bayağı ilgiliydi. Ben de sizler sayesinde bu ilgimi büyütüp ilerlettim. Mağusa taraflarında birinin daha çizgi roman topladığını duymuştum ama hiç tanışmadım.

Sanırım bu derecede olan sadece benim. Keşke daha fazla kişiler de ilgilense ve bu merak büyüse ülkemizde. Bu durum tedarik sıkıntısı da yaratıyor. İlgi olmadığı için ülkemize bu romanlar getirilmemekte. Yani Kıbrıs’ta satış sıfır. Takas da bu gibi koleksiyon yapanlarda olmaz. Ancak elinde fazla olanlar varsa takas edilebilir. Bazı arkadaşlarım bir zamanlar biriktirmeye başlamıştı fakat vazgeçip bana devretmişlerdir.

SORU: Tam da bu konuya gelecektim... Nasıl takip ediyorsun bu serileri? Şu an nerelerden buluyorsun? Yeni başlamayı düşünenler veya tekrar toplamayı düşünenlere nasıl bilgi verebilirsin?
SOYAK
: Türkiye’de satış yapan çizgi roman mağazaları var. Genelde benim Kadıköy’de bulunan Kadıköy Pasajı’ndaki “Büyülü Rüzgar” isimli mağazadan alışveriş yapıyorum. Bir de “Meraklı Baykuş” isimli mağaza vardır. Bu mağazalar tüm serilerin güncel albümlerini satıyorlar. Satış yanında da bazı maceraların Türkçe basımlarını da yapıyorlar. Mesela Mandrake ve Kızıl Maske’yi “Büyülü Rüzgar” basıyor. Buralara girdiğimde kendimi olağanüstü huzurlu ve mutlu hissediyorum. Gitmeden önce eksik sayılarımı belirliyorum.

Böylece daha kolay ve hızlı satın alabiliyorum. Bu mağazalarda birçok çizgi roman albümlerinin yanında bu karakterlerin bibloları, maketleri ve süsleri de bulunmakta. Benim için eşsiz yerlerdir buraları. Türkiye’de çizgi romana ilgi çok büyük. İnanılmaz koleksiyonerler var. Her gittiğimde bu mağazalar genç insanlarla dolu. Herkes kendi ilgi alanına göre albümlerini rahatça alabiliyor.

SORU: Bu maceralar ne kadar zamanla basılıyor?
SOYAK
: Albümlerin bölümüne göre değişiyor. Büyük albüm dediklerimiz 2 veya daha fazla macerayı içeren baskılardır. Bir de yaklaşık 80 ile 100 sayfalık maceralar da tek albümdür. Büyük albümlerin bazen iki aylık basımı yapılıyor. Tek albümler aylık çıkıyor. Daha çok şu anda Lal kitap ve Oğlak Yayıncılık Türkçe’ye çevirip basıyor. İnternetten alışveriş ülkemiz şartlarında çok pahalı olduğu için artık yapmıyorum.

SORU: Bu koleksiyonun da bir değeri var tabiî. Eskiler neye göre değerlendiriliyor? Her halde ilk sayılar doğal olarak daha değerlidir.
SOYAK
: Bu işlerin de ekspertizleri var. Dünyada ve Türkiye’de çok değerli kişiler bunlara değer biçiyor. Tabiî ki ilk baskılar değerlidir ama bunun da açılımı vardır.

Mesela Zagor’dan örnek verecek olursak. Zagor’un İtalya’daki ilk sayısının üzerindeki kapak ile Türkiye’deki ilk sayısının üzerindeki kapak resmi aynı değildir. Türkiye’deki kapak bir Türk ressam tarafından uyarlanmıştır. Türkiye’deki en ünlü çizgi roman çizeri Aslan Şükür’dür. Çevirmenler de ünlü. Aybarka var mesela. Bundan 10 sene evvel Lal Yayıncılık, İtalya’daki yayıncıdan telif haklarını alarak Mister No, Tex, Zagor, Martin’in basımlarını ilk sayıdan itibaren tekrar basmaya başladı. Bu muhteşem bir hareketti bizim için. Tüm geçmiş maceralar yeniden hayat bulmuş oldu. Ve kapakları da orijinal fotoğraflarıyla. Sahaflarda bile bu eski romanlar artık bulunamıyorlar. Özellikle ilk baskılar inanılmaz rakamlarda satılıyor. Kondisyonu çok iyi bir ilk sayı Zagor. Geçenlerde binlerce dolara el değiştirdi.

SORU: Nasıl muhafaza ediyorsun bunca romanı? Evde ben biliyorum bu romanlar için özel bir odan var. Fakat sanırım artık yetmiyor. Bu maceralar hiç bitmeyecek gibi devam ediyor.
SOYAK
: Yeni baskıların muhafazası çok kolaydır. En kaliteli kağıda en iyi cilt şeklinde basımları gerçekleştiriliyor. Fakat eskileri muhafaza oldukça zor.

Özel naylonlar içerisinde tutuyorum bazılarını. Ne de olsa, birçoğu 50 yaşını geçmiş romanlar. Şu an yaklaşık 4 binin üzerinde çizgi romanım mevcut. Büyümeye devam ediyor. Bu maceralar hiç bitmeyecek, bitmesin de. Tüm maceralar temelde birbirine bağlıdır. Bir romanı örneğin, Zagor’u 25. sayısından okumaya başlarsanız Zagor ve Çiko’nun nasıl tanıştığını öğrenemezsiniz veya Zagor neden Zagor oldu bilemezsiniz. Tavsiyem, mümkün mertebe ilk sayılardan okumaya başlanmasıdır.

SORU: Hiç unutamadığın bir olay oldu mu bu 30 yıllık toplama sırasında? Üzüldüğün veya sevindiğin bir şey veya elinden kaçırdığın sayılar.
SOYAK:
Elbette oldu. Özellikle almadığıma pişman olduğum sayılar vardı. Sahafta görüp, ertesi günü gelir alırım deyip gittiğim fakat daha sonra tekrar gittiğimde satılan ve yerinde olmayan romanlara çok üzüldüm.

Bir de annemlerle Çınarcık’a gitmiştik. Hiç unutmam bir tezgahta Zagor’un ilk albümünün 5-7 ve 8 numaralı albümü vardı. 8 numarayı alacak param vardı ve annem bana 5 ile 7’yi almamıştı, okumayım böyle şeyler diye.

Daha sonra onları bulup yerine koymam bana çok pahalıya patlamıştı. Bir anım daha var. Şimdiki evime geçmeden evvel apartmanda kalıyordum. Bir arkadaşıma 15 sene önce 20 tane kadar çizgi roman vermiştim. Aradan zaman geçti, ben unuttum arkadaşım da unuttu. Bir gün arkadaşım evini taşırken beni aradı ve dedi ki: ‘Senin bende kitapların vardı. Onları buldum sana getireyim’.

Aradan 15 yıl geçmesine rağmen kitaplarımı geri aldım ve işin ilginç tarafı, o sayıları bir daha yerine koyamamıştım. Şimdi o seri tamamlandı.

SORU: Anladığım kadarıyla Zagor’un sende önemi çok büyük. Var mı eksiğin koleksiyonunda? Serilerini tamamlayabildin mi? Bir de bu yeni baskıların gelecekte koleksiyon değeri olabilecek mi?
SOYAK
: Zagor ve Tex’in bende yerleri bambaşkadır. Zagor’un siyah albüm denen ilk serisi toplam 350 albümdür. Bunların 270 tanesi vardır. Fakat yeni basım olarak hepsi mevcut. Şu an 680’inci macerasındadır ve İtalya’yla arasında sadece 2 macera geriliği var. Vazgeçtiklerin var tabii çünkü bütçe yetmez. Bazı maceralar dünyada son buldu. Tommiks, Teksas ve Swing tamamlandı.

İtalyan çizgi romanları topladığım için Zagor, Tex, Martin, Mister No, Julia ve Damphyr almaya devam ediyorum. Yeni baskılar elbette gün gelecek değere binecek. Hatta bazı yeni basımlar maceralarını tamamlayıp noktayı koydu. Geçenlerde Lal yayıncılığın yayınladığı Tex’in ilk sayısının yeni basımını gördüm. Uçuk rakamlara satıştaydı. Lal’ın resmi sitesinde bu bilgiler var. Mesela diyor ki ‘Tex bir numaralı albüm bitti… Falan sayı da bitti’. Bu bittilerin anlamı artık zor bulunur ve baskısı da olmayacaktır. Böyle olunca da kıymetleri her gün artmaktadır.

SORU: Sevgili dostum bu değerli bilgiler için çok teşekkür ediyorum. Eklemek istediğin bir konu var mı? Yeni başlayacak olan veya tekrar çizgi roman merakı canlanacak olanlara neler söylemek istersin?

SOYAK: Eskiden bu tür romanlar hor görülürdü. ‘Aman çocuğum okumasın, merak etmesin, ilgilenmesin’ diye uzak tutulurdu. Şimdi edebiyat dalında çizgi roman dalı açıldı. Literatürde bir roman dalı olarak yer alıyor.

İlginç bir şey söyleyim. Zagor’un doğduğu ülke İtalya’da filmi yoktur ama Türkiye’de iki tane filmi çekildi. Daha başka bir bilgi vereyim. Sadece İtalyan çizgi romanları siyah-beyazdır. Fakat bir gelenekleri vardır ki, her maceranın yüzüncü sayısı yani 100, 200, 300 numaralı sayıları geleneksel olarak renkli basılır. Onun dışında tümü siyah-beyazdır.

Fransızlar ise tüm romanlarını renkli basar. Bir siyah-beyaz roman görürseniz anlayın ki o İtalyan ressamdır. Merkez ise İtalya’da Floransa’dır. Amerika’da DC Comics ve Marvel var. Japonların Manga’dır. Türklerin ise Karaoğlan ön plandadır.

SORU: Sanırım romanlarının bulunduğu odada huzurlusun. Ben kendimden biliyorum, kendi odamda bambaşka bir dünyadayım. Peki hayalin ve hedefin nedir? Bu birikimler günün sonunda ne olacak, en uç noktanı görebiliyor musun?
SOYAK
: Bilmiyorum. Ailemde meraklı biri yok şu an. Ama Kıbrıs’ta bir gün olur da güvenli, kaliteli bir müze açılırsa sanırım oraya koyabilirim. Mesela senin Burçin kardeşim bir hedefin var. Müze Cafe yapma hayali…

Eğer olursa senin böyle bir mekanın, inan gözüm kapalı oraya verebilirim. Bilirim ki orada güvende ve doğru ellerde olacak. Benim için ilk başlarda sadece okumaktı. Ama günün sonunda büyük koleksiyona sahip oldum. Tüm maceraların konularını biliyorum. Yurt dışına çok gidiyorum. Orada da ilgimi çeken, yabancı sayıları da mümkün mertebe almaya çalışıyorum. İtalya’da Milano ve Floransa’da merkezleri var. İnan ne bir müze ne de bir mağazası var. Fakat oradaki halk, bu çizgi romanlara çok bağlı ve sadık. Orada okuyanları her köşede görebilirsiniz. Ve rahat taşınabilsin diye küçük cep boyutlarını bile çıkarmışlar. Bazen yazarların veya çizerlerin imza günleri olur Floransa’da.

SORU: Sormadan edemeyeceğim… Zagor’un önündeki kartal veya ona benzer bir kuş figürü var. Anlamı nedir?
SOYAK:
İşte… Zagor’u Zagor yapan odur. Algoniken yerlilerinin dilinde yani Zagor çocukken, ailesini öldüren Kızılderili kabilesi dilinde ‘Baltalı İlah’ demektir. Zagor’un ailesi öldürüldüğünde Wonderin Fixy diye bir adam bulup kendini yetiştirdi. Balta kullanmasını o öğretti.

Zagor büyüyünce intikam için Wonderin’le birlikte bu yerlilere saldırır ve Wonderin de ölür. Sonra Zagor intikam almaktan vazgeçer ve kendini hem Kızılderililere hem de diğer insanlara yardım etmeye adar. Daha sonra Sullivanlar diye bir sirk ailesiyle tanışır ve ona birçok şey öğretirler. Bu aile kendi sirklerindeki gösterilerde kullanması için bu kartal şekilli kıyafeti tasarlarlar ve Zagor Te-Nay doğar.

Teşekkürler

Bilmediğim birçok bilgiyi, bu röportaj sayesinde öğrendim.

Gerçekten büyük özveriyle yaratılmış, muazzam bir koleksiyon sahibi olmuş değerli dostum. Kolay değil 4 bin romanı toplamak. Dile kolay... Severek de büyütmeye devam edecek. Kapısı her zaman çizgi roman severlere açık.

Merak eden, yardım isteyen tüm çizgi romancılar Mustafa Soyak dostuma kolaylıkla ulaşabilirler. Bir kez daha teşekkürler kadim dostum. İyi ki varsın.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık