• 14 Ağustos 2017, Pazartesi 15:00
Derviş KemalDENİZ

Derviş Kemal DENİZ

Konumuz KKTC ve serbest bölge

Toplumlararası görüşmelerin bir defa daha sonuçsuz kalmasının ardından Kıbrıs konusunda bir çözüme varılmaması, mevcut durumun devam edeceğini açıkça göstermektedir. Mevcut durumun devamının geçmişte yaşananlar dikkate alındığında, ekonomik olarak KKTC’de belirli sıkıntıların aşılamayacağını göstermekte olması dolayısıyla, bundan sonra nasıl açılım yapılacağıyla ilgili siyasilerden yavaş yavaş öneriler ortaya konmaya başlamıştır.

Geçen hafta KKTC’nin tümünün serbest bölge olması ile ilgili ortaya atılan öneri, bundan sonra gelecek önerilerin başlangıcı olarak görülmelidir. Ortaya konulacak önerilerin her biri KKTC’nin ekonomik olarak açılımı için olsa da, her önerinin KKTC halkının çoğunluğunun refahı için olması gerekmektedir.Yıllardır ortaya atılan ekonomik önlemler KKTC halkının refah seviyesini büyük ölçüde ileriye götürmemiştir.Bu nedenle gerek hükümetin gerekse muhalefetteki partilerin çözümsüzlüğün devamı ile birlikte KKTC ekonomisinin nasıl açılım yapması gerektiği yönünde uygulanabilir, kabul edilebilir ve en önemlisi halkın faydasına ayağı yere basan öneriler ortaya koyması gereklidir.Bu öneriler ne bir kişi , ne bir zümre, ne de bazı çıkar çevreleri için yapılmalıdır.

Konumuza gelecek olursak, KKTC’nin serbest bölge olması ile ilgili ortaya atılan önerinin hiçbir şekilde pratikte KKTC halkına fayda getirmeyecek bir öneri olduğunu belirtmek isterim.Tabii ki bir ülke içinde serbest ticaret bölgeleri olacaktır. Ancak, ülkenin tümünün serbest bölge olması halkın büyük çoğunluğunun faydasına bir oluşum değildir.

Dünyada serbest bölge anlayışı, herhangi bir kontrole tabi olmadan serbestçe ticaret yapma fikri ile gelişmiştir. Yıllarca birçok ülke, serbest bölge uygulamaları ile önemli ekonomik açılımlar elde etmiş olmasına rağmen, bu uygulamalar maalesef halkın genelinin refahının artmasına neden olmamıştır. Buna ilave olarak, bazı ülkelerde serbest bölgelerin kontrolsüzlüğünün yarattığı kaçakçılık nedeni ile de bu işte öncü olan ülkeler çeşitli yönlerden ekonomik kısıtlamalarla karşı karşıya kalmışlardır.

Geçen hafta gazetelerin manşetinde yer alan halkımızın pahalılık ve işsizlikten dolayı sıkıntılı olduğu ile ilgili haber tam da serbest bölge tartışmalarının içine düşmüştür. Halkımızın şikayet ettiği işsizlik sorunu maalesef serbest bölge ile çözümlenememektedir. Çünkü, serbest bölge daha çok malların ucuza stoklandığı veya satıldığı bir yer olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ortamda geneli üniversite mezunu gençlerimizin kaçta kaçı bu alanlarda ve satış yerlerinde ambarcı, nakliyeci, hammal, şoför, satıcı ve tezgahtar olarak çalışacaktır veya çalışmak isteyecektir. Eğer ülke serbest bölge üzerinde bir ekonomik yapı istiyorsa, çalışan nüfusun eğitim temelini de bu doğrultuda geliştirmelidir. Bir yandan üniversiteler ülkesi olup yüksek öğrenimi bir sektör haline getirirken, diğer taraftan serbest bölge oluşumunu destekleyemezsiniz.

KKTC’nin tümünün serbest bölge olması ile ilgili tartışmalarda dikkat edilmesi gereken, bu gelişimin yatırım çekme amacı ile olup olmadığını belirlemektir. Ortaya atılan serbest bölge oluşumu genellikle yabancı yatırımı çekmek içindir. İşte en kritik nokta da yabancı yatırımcının gerçekten serbest bölge mi aradığıdır.

Yabancı yatırımcı, herhangi bir ülkeye daha fazla kâr etmek için yatırım yapar. Bunun için de yatırım yaptığı ülkede vergiyi en az oranda ödemek ister. İşte bu noktada serbest bölge yatırımcı için cazip olabilir. Ancak durum bu kadar da basit değildir.

Yatırımcı, yatırım yaptığı ülkede kârını en üst düzeye çıkartmak istese de yaptığı kârı da kendi ülkesine götürmek ister. Bunun için de iki önemli unsurun var olması şarttır:

1.Kârın banka yolu ile serbestçe yatırımcının ülkesine aktarılması.

2. Aktarılan kârın, yatırımcının ülkesinde ikinci defa vergilendirilmemesi.

Bu iki konunun birincisi, ülkenin bankacılık sisteminin uluslararası işlemlere açık olması ile gerçekleşmektedir. Bankalar KKTC’deki paraları herhangi bir yerdeki bir bankaya aktarabilirlerse sorun yok demektir. Ancak, karşı bankanın, aktarılan paranın vergisinin ödenmiş olduğunu ve denetimden geçmiş hesaplara dayandığından emin olması gerekir. İşte bu noktada ülkenin ticari faaliyetlerinin uluslararası normlarda denetlendiği ve kârların, vergisi ödendikten sonra aktarıldığının bilinmesi gerekir. Bu da vergisi olmayan ve tümü serbest bölge olan ülke ile olmaz. Çünkü dünya finansal sistemi, yavaş yavaş vergisiz ülkelerden gelen paraları kabul etmemektedir.

Diğer yandan, yatırımcının KKTC’de elde ettiği kârları ülkesine aktardıktan sonra bunun vergilendirilmeyeceğinden emin olması gerekmektedir. Bu da KKTC’nin dünyanın diğer ülkeleri ile “Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması” yapmasına bağlıdır. Bugün itibarı ile KKTC’nin TC dışında hiçbir ülke ile böyle bir anlaşması yoktur. Bu nedenle KKTC’ye gelebilecek tek yatırımcı Türkiye’dendir ve bunun dışında hiçbir ülkeden doğru dürüst yatırım beklenemez. Yatırım gelirse de sadece gayrı yasal iş için gelir.

KKTC’nin tümünün serbest bölge olması bana göre bugünkü sorunu çözmez. Hatta daha da karmaşık hale getirir. Halbuki tüm KKTC’nin serbest bölge olması yerine Mağusa’daki Serbest Liman Bölgesi’nin daha fonksiyonel olması sağlanıp, bu bölgenin dünyaya açılması sağlanabilir. Bunun yerine tüm ülkenin serbest bölge olması fayda yerine zarar getirir.

Çözüm, geçmiş yazılarımda da belirttiğim gibi denetime tabi, düşük vergili bir ülke olmaktan geçer. Vergilendirilen her sistem, dünyadan daha çok kabul görür ve daha çok yatırım çeker. Önemli olan verginin verilmesi ve denetlenmesidir. Buna ilave olarak çifte vergilendirmeyi önleme de büyük önem taşır. Tanınmamış KKTC’nin bunu başarması çok zordur. Tek yol Türkiye Cumhuriyeti ile yapılacak özel bir uygulamadır. Bu konu Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine iyi anlatılmalıdır. Bu konudaki önerilerimi başka bir yazıda sizinle paylaşacağım.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 10 1 1 17 31
2 YENİCAMİ AK 12 9 2 1 18 29
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 0 5 9 21
4 CİHANGİR GSK 12 6 3 3 2 21
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 6 2 4 9 20
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 6 2 4 1 20
7 GÖNYELİ SK 12 6 1 5 4 19
8 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 3 4 8 18
9 LEFKE TSK 12 5 3 4 0 18
10 ÇETİNKAYA TSK 12 5 3 4 0 18
11 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 2 7 3 -10 13
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 2 4 6 -8 10
13 BİNATLI YSK 12 3 1 8 -10 10
14 GİRNE HALK EVİ 12 2 1 9 -9 7
15 ESENTEPE KKSK 12 2 1 9 -15 7
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 1 4 7 -16 7
yukarı çık