• 21 Ağustos 2017, Pazartesi 10:47
Derviş KemalDENİZ

Derviş Kemal DENİZ

Küresel ekonomik krizin onuncu yıl dönümü

On yıl önce Şubat 2007’de Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan “mortgage” krizi Ağustos 2007 tarihine kadar çok fazla hissedilmemişti. Ancak 9 Ağustos 2007 tarihinde Amerika’yı vuran kriz bir yıl içerisinde Lehman Brothers adlı çok büyük bir finans kurumunun iflasına neden olmuştu. Ortaya çıkan kriz insanların asla çökmez dedikleri bankacılık sektörü ile ilgili algılamalarını büyük ölçüde değiştirmiştir.
Küresel ekonomik krizin başlaması ile birlikte dünyadaki merkez bankaları koordineli olarak hem bankacılık sektörünü hem de finansal sistemi kurtarmak için çok büyük bir çaba içine girmişlerdi. Buna bağlı olarak, faiz oranları düşürülmüş, devlet tahvili satın alma yolu ile finans kurumlarına sermaye katkısı yapılmış toksik varlıklar satın alınmış ve sisteme likidite enjekte edilmiştir. Dünyada ilk defa merkez bankaları birlikte çalışıp küresel krize karşı ortak bir duruş ortaya koymuşlardı.
2008’de hızlanan küresel kriz merkez bankalarının finansal kurumlar üzerindeki politikalarını önemli şekilde etkilemiştir. Küresel kriz ile birlikte bankaların sermayelerini artırmaları, spekülatif işlemlere girmemeleri ve bireysel ve kurumsal işlemlerin ayrılması gibi önlemler ortaya konmuştur. Bununla birlikte Avrupa’da, Avrupa Merkez Bankası’nın yetkileri artırılarak, bu bankanın Avrupa’daki bankaları daha fazla denetlemesine imkan sağlanmıştır. Bilhassa ortaya konan “Stres Test” ile birlikte bankaların gelecekte ortaya çıkabilecek krizlere karşı güçlü bilançolarının olması ve finansal durum hakkında daha şeffaf bilgi verilmesi sağlanmıştır. Burada ulaşılmak istenen esas hedef, etkilenen finansal sektöre tekrar güvenin getirilmesi idi.
Dikkat edilecek olursa 2008 de başlayan süreç ile birlikte gelişmiş ülkelerde faiz oranları büyük oranda düşmüştür. Hatta bazı ülkelerde bu oranın eksi rakamlara da indiği gözlemlenmiştir. Faiz oranlarının düşüklüğü küresel iyileşmenin yavaş olmasını sağlarken, son yıllarda ekonomik büyüme başlamasına rağmen enflasyon rakamları da düşük kalmıştır. Gelişmiş ülkelerde faiz oranının ilerde yüzde 3’e çıkacağı beklense de enflasyonun düşük olması hedeflenen büyümenin yüzde 2 oranının altında kalmasına neden olmaktadır.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde ekonomideki gelişmelerin olumlu olduğunu belirtmektedir. Bu yıl Euro bölgesinde bulunan ve Euro kullanan 19 ülkenin büyüme hızının yüzde 2,1 olacağı tahmin edilmektedir. İspanya gibi işsizlikle mücadele eden ülke ilk defa işsiz sayısında 4 milyonun altına düşmüştür. ABD’de, borsa endeksi rekor seviyelere yükselmiş işsizlik 16 yılın en düşük seviyesine gerilemiştir.
Bütün bu iyi gelişmelere rağmen risk unsurları tehdit durumunu hala devam ettirmektedir. Bu riskler enflasyonun artması, tüketimde ve yatırımlarda düşüş ve gittikçe artma eğilimi gösteren ticari korumacılık olarak ifade edilmektedir.
Bilhassa dünyada gelişen içe dönme akımları Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan Trump ile artarken, İngiltere’deki Brexit ve Avrupa’daki ayrılıkçı güçlerin popülarite kazanması ile daha fazla ivme kazanmıştır.
Bütün bu anlatılanlar geneli gösterse de ekonomik iyileşme her ülkede aynı oranda olmamaktadır. Örneğin Yunanistan hala ekonomik kriz ile boğuşmakta olup işsizlik yüzde 25 oranında seyretmektedir. Brezilya ekonomisi son bir yılda yüzde 3,6 gerilemiş ve ülke son yıllarda en büyük ekonomik durgunluk ile karşı karşıya kalmıştır.
Bugünlerde onuncu yıldönümü hatırlanan 2007 küresel ekonomik krizinin her an geri dönebileceği ile ilgili beklentiler devam etmektedir. 2007’de başlayan küresel kriz dünyada birçok kişi veya kurumu büyük ekonomik sıkıntılara sokmuştur. Bu nedenle devletler, 2007’de başlayan ve 2008’de zirve yapan bir kriz ile bir daha karşılaşmamak için gerekli tedbirleri almaya çalışmaktadır.
Bizler KKTC’de de bunun etkilerini yaşadık. Her ne kadar dünya ile entegre olmasak da, her türlü hareket bizi de etkilemektedir. Dikkat edilecek olursa, 2007 ve sonrasında yaşanan ekonomik ortam hiçbir zaman önceki yıllar gibi olmamıştır. Küresel kriz bir de kötü ekonomi yönetimi ile birleşince etkiler daha da belirgin olmuştur. Para arzı daralmış, pahalılık artmış ve sıkıntılar her yıl daha da artmıştır. KKTC dünyada olduğu gibi 2007 öncesi KKTC değildir.
Tüm bu gelişmelere bakıldığında dünyadaki küreselleşme hareketlerinin herhangi bir krizde dünyanın tüm ülkelerini etkileyebilecek duruma getirebildiğini göstermektedir. Artık hiçbir ülke küresel bir çalkalanmanın etkisinden ayrı kalabilir diyemez. Dünya küresel bir yer ve herkes bundan bir şekilde payını alıyor.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık