• 03 Temmuz 2017, Pazartesi 10:29
Derviş KemalDENİZ

Derviş Kemal DENİZ

Küreselleşmeye karşı bölgecilik

Yirminci yüzyılın sonları ve yirmi birinci yüzyıl küreselleşme hareketlerinin hız kazanması ile bilinir. Küreselleşme hareketlerinin hızlanması dünyada sermaye dışında insanların da hareketliliğini hızlandırmıştır. Bu hareketlilik dünyanın birçok yerinde fakir insan tabakalarının daha fazla gelir elde etmesini sağlaması yanında, gelişmiş ülkelerde iş kaybı yaratması dolayısı ile burda yaşayan insanların küreselleşme karşıtı olmasına yol açmıştır. Buna dayalı olarak da ABD’nde Donald Trump’ın seçim kazanması ve İngiltere’de Brexit leyhinde oylamanın sonuçlanması, bölgeciliğin gittikçe ivme kazandığının en önemli örnekleri olarak karşımıza çıkmıştır

Dünyanın her yerinde farklı etnik kökenden gelen insan topluluklarına karşı bir ayrımcılık vardır. En modern ve toleransı yükek toplumlarda da bu görülebilir. Bunun sonucu olarak da küçük olsun benim olsun görüşü ağır basar. Halbuki, dünyanın çeşitli yerlerinde farklı millet ve uyruktaki insanların, refahı artırmak için işbirliği yapmaları insanlığın gelişmesi açısından çok önemlidir. Maalesef bu bir doğru olarak bilinse de insanlığın büyük bir bölümü bu doğruyu kabul etmek istememektedirler.

Bugünlerde Crans Montana’da Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak için yapılan görüşmelerde Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasındaki farklılıkların temelinde de farklı etnik grupları dışlama eğilimi yatmaktadır. Farklı etnik grupların ülke yönetiminde yer almaması dışında ekonomik açıdan da güçlü olmaması gerektiği inancı yaygındır. Bu da Kıbrıs gibi küçük bir adada iki tarafın birbirleri ile iş yaptıkları bir ortam yerine bölgeciliğe dayalı bir ekonomik yapının gelişmesine neden olmaktadır.

Küreselleşme idealinin gerçekleşmesi büyük sermaye gruplarının zenginleştirse de ülkelerinde yatırım imkanları olmaması dolayısıyla fakirlik yaşayan insanların iş bulmasına ve fakirliğin azalmasına neden olmaktadır. Dünya Bankası raporlarında küreselleşmenin etkisi ile fakir insan sayısında azalma olduğu belirtilirken, ekonomik büyümenin insanlığın faydasına olduğu da ortaya konmaktadır.

Tekrar Kıbrıs’a dönecek olursak, Avrupa Birliği’ne üye olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin şimdiki durumda yöneticisi durumundaki Kıbrıslı Rumların, ortak paylaşım, insan hakları ve kişisel girişim idealleri üzerine imza edilmiş Avrupa Birliği ilkelerini sıra Kıbrıslı Türklere geldiğinde uygulamak istememeleri kesinlikle çelişkili bir durumdur. Halbuki, iki toplumun birbirleri ile yapacakları ticari faaliyetlerin bir bütünlük içerisinde daha büyük bir pazar ve dolayısıyla olanaklar yaratacağını iyi bilmeleri gerekir. Ben bu konuda henüz Kıbrıslı Rumların büyük bir aşama kaydettiği inancında değilim.

Küreselleşme karşıtlığı gelişmiş ülkelerde işçi kesiminde daha yoğun olmaktadır. İş kaybetme telaşı içinde bir kişinin dışarıdan gelen veya aynı ülkede farklı etnik gruba sahip bir kişiye karşı olması anlaşılır bir hareket tarzıdır. Bunun örneklerini gelişmiş ülkelerde görmekteyiz.

Gelişmiş ülkelerde farklı ülkelerden gelen veya aynı ülkede yaşayıp farklı etnik gruba ait kişilere karşı gösterilen ayrımcılığın, Kıbrıslı Rumlarda tam ters olduğu görülmektedir. Kıbrıslı Rumlardan işçi sınıfa değil, sermaye sınıfının aynı ülkede yaşayan farklı etnik gruplara karşı ayrımcılığı vardır. 2004 yılında konuştuğum bir Kıbrıslı Rum Sosyaloji Profesörü bunun Avrupadaki davranışların tam tersi olduğunu da belirtmiştir. Dikkat edilecek olursa, Kıbrıslı Rumların sermaye kesimi en çok Kıbrıslı Türklere karşı ayrımcılık uygulayan sınıftır.

Kıbrıslı Rum sermaye kesiminin uygulamakta olduğu ayrımcılık, Kıbrısta ortak bir ekonomik yapı oluşturmaya uygun değildir. Bu mentalite ve uygulamalar devam ettiği müddetçe, gelecekte oluşacak federal bir Kıbrıs devletinde bölgecilik, öne çıkacaktır. Böyle olunca da Kıbrıslı Rumun Kıbrıslı Rumla, Kıbrıslı Türkün Kıbrıslı Türkle ticari ilişkiye girdiği ortamlara dayalı bugün olduğu gibi bir ekonomik yapı ortaya çıkacaktır.

Kıbrıs konusunda gerek siyasi gerekse ekonomik hangi temelde anlaşılırsa anlaşılsın, Kıbrıs Rum sermayesinin ayrımcılık hareketi devam ettikçe, müşterek bir ekonomi geliştirmek mümkün olmayacaktır. Yirmi birinci yüzyılda dünya sermayesinin ulaştığı seviyeye bakıldığı zaman Kıbrıs adasında yapılması gereken çok önemli işler olduğu ortaya çıkmaktadır.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek