• 11 Şubat 2018, Pazar 12:57
Dr. İsmailKEMAL

Dr. İsmail KEMAL

Münih Güvenlik Konferansı mesajı

Nasıl bir dünya oluşuyor? Dünyamız nereye gidiyor? Oluşmakta olan dünyada bizi ne gibi riskler, tehlikeler bekliyor? Hepimiz bu soruların cevaplarını merak ediyoruz. 16-18 Şubat tarihlerinde yapılacak olan Münih Güvenlik Konferansı bu ve benzeri sorulara cevap arayacak. Münih Güvenlik Konferansı, 1963 yılından beri gerçekleştiriliyor. Almanya’nın en önemli dış politika etkinliği. Yıllık bu konferans dış politika ve güvenlik politikaları konusunda dünyanın önde gelen forumlarından biri. Her yıl çok sayıda üst düzey yetkilinin katıldığı konferansta uluslararası sorunlar üzerinde beyin fırtınası yapılır.


Bu yılki Münih konferansına katılacak bazı isimler şöyle: BM Genel Sekreteri António Guterres, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ABD Savunma Bakanı James Mattis, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster, İngiltere Başbakanı Theresa May, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya Dışişleri BakanıSergey Lavrov. Tüm katılımcıların isimlerini burada saymak mümkün ve gerekli değil ama yukarıdaki isimler konferansın önemini anlamaya yeterli. Bu yıl tartışılacak konular arasında uluslararası sisteme yönelik tehditler, global aktör olarak AB’nin geleceği, Rusya-Batı ilişkileri, İran’la Suudi Arabistan arasında yaşanmakta olan gerginlikler, Ortadoğu’daki durum, Kuzey Kore’nin nükleer programı ve nükleer güvenlik gibi konular var. Konferansı ve sonuçlarını izleyip değerlendireceğiz.


Münih Güvenlik Konferansı öncesinde yıllık Münih Güvenlik Raporu yayımlandı. 2018 raporu konferanstaki tartışmalara zemin hazırlamayı amaçlıyor. 57 sayfalık “To the Brink-and Back?” başlıklı rapor oldukça kötümser. Raporu okumakta yarar var. Rapora göre geçen yıl içinde Rusya ile NATO üyesi Avrupa ülkeleri arasında savaş riski arttı. Raporda Orta ve Doğu Avrupa’daki gelişmeler, Ukrayna krizi inceleniyor ve silah kontrol anlaşmalarındaki erozyon ve askeri tatbikatların Avrupa’nın güvenliğini olumsuz etkilediği belirtiliyor. 1987’de ABD ile Sovyetler Birliği arasında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Güçler Anlaşması tehlikede. Rusya, ABD’yi anlaşmayı çiğnemekle suçluyor. ABD ile Rusya arasında gerginlikler tırmanıyor. Yanlış hesapların, yanlış anlamaların doğurabileceği tehlikeler var. Diğer yandan Donald Trump, İran’la imzalanan nükleer anlaşmayı yırtıp atmak istiyor.


Raporda var olan uluslararası sistem “liberal uluslararası sistem” olarak niteleniyor. Yani İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Batı önderliğinde kurulan uluslararası sistem. Şimdi bu sistem ciddi zorluklarla karşı karşıya. Donald Trump yönetimi ABD’nin yarattığı sistemi sabote ediyor. Çin, Rusya gibi büyük güçler sistemin revize edilmesini istiyorlar. Dünyadaki eğilimler milliyetçiliğin güçlenmesi, içe kapanma, duvarlar inşa etme, “her koyun kendi bacağından asılır” anlayışı gibi eğilimler. Demokrasi, özgürlükler, serbest ticaret vs. saldırı altında. 2017 yılında dünyada siyasi ve medeni haklarda gerileme yaşandı. Daha az enternasyonalist, daha milliyetçi bir dünyaya gidiş var. ABD’nin liderliğini yapmaktan vazgeçtiği uluslararası sistem ciddi meydan okumalarla karşı karşıya.


Bölgelere baktığımız zaman Körfez bölgesinde İran’la Suudi Arabistan arasında devam eden gerginliği görürüz. Tüm Ortadoğu’yu etkileyen bu rekabet kontrolden çıkar mı? Raporda “Husilerin Suudi Arabistan Kralı’nın sarayını hedef alan füze saldırısı başarılı olsaydı acaba sonuç ne olurdu?” sorusu soruluyor. Barışa yönelik bir diğer önemli tehdit Kuzey Kore’nin nükleer programı nedeniyle ABD ile bu ülke arasında yaşanan gerginliklerdir. Başkan Trump bazen bu konuda çok sert açıklamalar yapıyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un daha sert açıklamalarla cevap veriyor. İster istemez “Nükleer bir savaş yaşanır mı?” sorusu akla geliyor.


Raporda Transatlantik ilişkilerde (ABD-Avrupa) yaşanmakta olan sorunlara, Brexit konusuna da değiniliyor. Trump’ın “Önce Amerika” politikası karşısında AB kendi savunmasını güçlendirmeye çalışıyor. Bu çerçevede PESCO onaylandı. Amaç AB içinde savunma işbirliğini güçlendirmek. Avrupa’nın savunma harcamalarını artırması gerekecek. 500 milyon Avrupalının güvenliği PESCO’nun başarılı olup olmayacağına bağlı. AB’nin ekonomik durumu iyileşirken Macaristan, Polonya gibi üye ülkelerden kaynaklanan sorunlarla uğraşmak zorunda.


Dünyada hızla yükselen ve ABD’nin rakibi olmaya aday ülke kuşkusuz Çin. Güney Çin Denizi’nde ciddi tehlikeler, riskler var. Elbette Çin’in kendi içinde demografik, sosyo-politik sorunları da var. Rusya uluslararası arenaya dönüş yaptı. Rusya ve Çin’in dünya vizyonu ABD ve Batı’nın vizyonundan farklı. Risklerle dolu ilginç bir dünyaya doğru yol alıyoruz.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık