• 11 Eylül 2018, Salı 8:12
EminAKKOR

Emin AKKOR

Eylem, ön yargılar ve provokasyonlar…

Hayvan üreticilerinin eylemiyle ilgili tartışmaları takip ederken beni şaşkınlığa uğratan tespitlerde bulundum.

Ülkede farklı kesimlerin aynı anda birbirinden bağımsız eylem yaptıkları ender günleri yaşıyoruz.

Geriye dönüp baktığımızda cop kullanmamak için biber gazı kullanmak zorunda kaldıklarını açıklayan polis genel müdürünün bu mazeretini işitirken aynı anda Tabipler Birliği’nin kimyasal silah olarak tanımladığı biber gazının insanı öldürebileceğini okuyoruz.

Diğer taraftan da Uğur Kaptanoğlu ve Özmen Yılancılar’ın, polisin biber gazını havaya ya da boş bir alana değil de bir kişinin yüzüne sıktığını gösteren fotoğraflarına baktığımızda karmaşık duygular sarıveriyor insanı. İnsanlığın kaybedildiği sorgusu daha da alevleniyor.

Bir öğretmen ya da memur sendikasının eylemi ya da bir siyasi partinin mitinginde bu kimyasal silah kullanılır mıydı? Bence hayır. Soruyu değiştirerek sorduğumuzda yukarıda bahsettiğim eylemlerin birinde biber gazı sıkılsaydı, polis bu olayı bir cümleyle geçiştirebilir miydi? Yanıt yine hayır.

O zaman normal koşulda böyle bir eylem karşısında daha sert tepki göstereceğini bildiklerimiz, mağdur hayvan üreticisi olunca neden sessiz kaldı? İşte benden olmayanın sorununa karşı duyarsızlık, ya da tam benim gibi düşünmeyene karşı önyargılı bakışımızın bunda rolü büyüktür.

Bu günlerin en acısı, “emekçi”yi emekçi savunucularının ötekileştiğine tanık olduk. Mehter Marşı çaldıkları ve bazı tavırlarından dolayı.

Hayvan üreticilerinin eylemiyle ilgili değerlendirmede bulunurken, dev traktörleri ve lüks araçları ön plana çıkararak değersizleştirmeyi tercih edip, bunu emek mücadelesi dışına çıkaranlar oldu.

Hatta emeği ideolojik malzemeye meze yapma uğruna mehter marşı çaldığı için onları emekçi sınıfından çıkartanlar da azınlık değildi.

Bizim politik görüşümüzde olmayanların mücadelesini görmezden gelme ya da değersizleştirme girişimlerinde geldiğimiz noktanın vahim pozisyonumuzun göstergesidir hayvan üreticilerine karşı gözlemlediğim tavırlar.

Ben hayvan üreticiliğini üçe ayırırım. Birincisi sanayileşmiş olarak bu işle ilgilenen, ikincisi soğuk zincire girmiş ve işlerini geliştirmiş olanlar, üçüncüsü ise soğuk zincire girebilecek boyutta olmayıp, ailesini zar zor geçindirenler.

Geçmiş yazılarımda da girdi maliyetlerine verilen desteğin, sanayileşmiş vaziyette bu işi yapanlardan kesilerek küçük ölçekli yaşam savaşı verenlere yönlendirilmesini önermiştim. Bunun da ekstra bir bütçe yaratmadan yapılmasıdır anlamlı olanı. Yoksa verilecek yeni destekler, başka alanlarda bir pahalılık getireceği gerçeğini gözden kaçırmamalıyız.

Hayvan üreticilerinin eylemi elbette dört dörtlük bir hak arama mücadelesi şeklinde ilerlemedi.

Politik kazanç amacıyla normal koşullarda bir eylem için Lefkoşa’ya gelmeyecek kişilerin otobüslerle başkente getirilmesinde açık bir provokasyon niyeti olduğu açıktır.

Geçimini hayvancılıktan sağlamayan ya da hayvancılıktan elde ettiği gelir, diğer işlerinden kazandıklarının çok altında olanları eylemdeki sürükleyici, yönlendirici, hatta kışkırtıcı tavırları da dikkatten kaçmadı.

Hayvan üretici birliklerinin en büyük zafiyeti, provokatif kişileri aralarından sıyırıp yollarını daha sağlam yürümediler.

Tüm bunlara rağmen ben orta ve küçük ölçekli olarak bu işi yapanlar açısından verilen mücadeleyi destekledim ve umarım, hayatlarını devam ettirecek günler onları bekler.

Kamu malına zarar vermeden hak arama geleneğinin yerleşmesi için bu eylemde de bakanlık binasına zarar verenlerin yaptıklarının hesabını vermeleri gerektiği düşüncemi de not etmek isterim.

Sendikal Platformun eyleminden de birkaç söz söyleyip tekrar makale konusu eyleme döneceğim.

Sendikal Platformun halkı tekrar sokağa döker mi diye yaptığı girişim, kamu görevlilerinin daha bu noktaya gelmediğini gösterdi. Krizin boyutu kamu görevlilerinin ödenmesinde gecikme yaratır ya da kesintiyi gündeme getirirse meydanlar kalabalıklaşır.

Dereboyu’ndan yürüyerek gelinen eylemde yolun trafiğe kapatılmasını sorun etmeyenler, hayvan üreticilerinin eylemi sırasında yolları kapatmalarını da sorun etmemelidir. Lefkoşa’da yaşayan biri olarak ben de bundan etkilenmekteyim ama hak arayanın ancak böyle fark edildiğinin bilinciyle her ikisinden de rahatsızlık duymam. Tekrarlıyorum, her ikisinden de…

Hayata farklı pencereden bakanların hak arayışına ön yargılardan sıyrılıp bakmayı başarıp empatiye kendimizi zorlamakla belki de zorlu yolları birlikte yürümeyi de başarabiliriz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 8 8 0 0 18 24
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 8 6 1 1 10 19
3 BAF ÜLKÜ YURDU 8 5 2 1 12 17
4 CİHANGİR GSK 8 4 2 2 2 14
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 8 4 1 3 8 13
6 GÖNYELİ SK 8 4 1 3 2 13
7 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 8 4 0 4 6 12
8 BİNATLI YSK 8 3 1 4 -3 10
9 GENÇLİK GÜCÜ TSK 8 2 3 3 -2 9
10 LEFKE TSK 8 2 3 3 -4 9
11 ÇETİNKAYA TSK 8 2 3 3 -6 9
12 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 8 2 2 4 -4 8
13 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 8 1 5 2 -8 8
14 GİRNE HALK EVİ 8 2 0 6 -5 6
15 ESENTEPE KKSK 8 1 1 6 -13 4
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 8 0 3 5 -13 3
yukarı çık