• 04 Şubat 2018, Pazar 10:46
EminAKKOR

Emin AKKOR

Türklük dersi

Kıbrıs’ta Türk kimliği inşa süreci Türkiye’deki tarihe denktir.

Hatta, İngiliz sömürge idaresinde olmasından dolayı Türklüğe sarılmakta Kıbrıslı Müslümanlar, Anadolu’da yaşayanlardan daha azimliydiler.

Emekli Öğretmen Emir Ali Başar’ın anılarını derlediği kitabında aktardığı bazı örnekler üzerinden Osmanlı dönemindeki Müslüman topluluktan, İngiliz’in Müslüman kimliğiyle kalmaları ısrarında bulunduğu Kıbrıslı Türklerin, kimlik mücadelelerini aktarmak isterim.

Türkiye’den duygusal olarak kopamayan ve bağ kurup bunu canlı tutmak için her imkana sarılan Kıbrıslı Türkler kimliklerini kurgularken, bayrak ve Atatürk’ün nasıl bir öneme haiz olduğuna dair ilk örnek Atatürk’ün ölümüne dayanır.

Emir Ali Başar hocanın anılarına göre, köylerinde radyo olmadığı için köyün erkekleri geceleri radyo bulunan komşu köylere bisikletlerle giderek, Ankara Radyosu’nun Atatürk’ün ölümüyle ilgili yayınladığı programları dinlerlerdi. Atatürk sevgisinin önemini anlamak için bu eylemi o dönemin koşullarına göre değerlendirdiğimizde daha iyi anlarız.

Kimlik inşasının önemli unsurlarından olan milli törenleri düzenlemekten yoksun, milli marşı toplu okumanın yasak olduğu ortamda; yasaklar ve Türkiye sevgisi, imkansızlıkların arasından Türk kimliğinin güçlü bir şekilde kurgulanmasına katkı sağladı.

1950’lere kadar katı yasakların olduğu bir dönemde, çocukluğumdan beri her dinlediğimde bana heyecan veren bir hikayeyi Emir Ali hocanın kitabında da buldum.

Yasakların en katı olduğu dönemde Türkiye’den Hamidiye gemisinin Mağusa Limanı’na geleceğinin duyulması, Kıbrıslı Türklerin Türkiye ve bayrak sevgisini açığa vurmasına vesile oldu.

Atatürk’ün ölümü gibi bu olayı da 8 yaş anılarıyla anlatan Emir Ali Başar’ın heyecanı kitabın satırlarda kendini hissettirdi.

Limana demirleyecek gemide asılı olan Türk bayrağını görebilmek için adanın dört bir yanından binlerce Kıbrıslı Türk, 1938 yazında her türlü imkansızlığı aşarak Mağusa’ya gitmişti. Anlatılanlara göre o kadar çok insan Mağusa’ya akın etmişti ki, kentte kıtlık meydana gelmiş, yiyecek kalmamıştı.

Lefkoşa, Larnaka, Limasol ve Baf’tan Türk bayrağını görebilmek için imkansızlıkları aşarak binlerce kişinin Mağusa’ya gelmesi olağanüstü bir ayrıntıdır. Türklük ve bayrak sevgisinin yüceliğini gösteriyor bu örnek, az sonra aktaracağım diğerleri gibi…

1941 yılında Türk bayrağı yasağı bir günlüğüne kaldırılmıştı. İngiliz ve Türk dışişleri bakanlarının adayı ziyareti nedeniyle Sarayönü Meydanı’nda toplanan Kıbrıslı Türklerden, Türkiye Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu’nun bulunduğu yavaş geçen arabadaki bayrağa dokunabilenler gözyaşlarına boğulan mutlular, şanslılar arasındaydı.

Üç yıl önce görmek için Mağusa’ya akan Kıbrıslı Türkler, 1941’de Lefkoşa’ya doluşmuşlardır, yakından görecekleri Türk bayrağına belki dokunabilirler diye.

1948 Haziran’ında bu kez İngiliz Hava Kuvvetlerinin davetlisi olarak Kıbrıs’a gelen Türk savaş uçakları ve pilotlarını görebilmek için Kıbrıslı Türkler, bisikletleriyle, otobüslerle havalimanına giderek uzaktan da olsa uçakları seyretmek ve ay yıldızlı üniformalarının içinde Türk pilotlarını görmek onlara yetiyordu.

Yasaklarda esnemeler görülmeye başlanmış, 1948 yılından sonra resmi törenlerde Türk bayrağı kullanmak ve ev içlerine bayrak asmaya göz yumulmaya başlanmıştı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ilk kez törenlerle kutlanmıştı. Tören için hazırlanan koronun seslendirdiği İstiklal Marşı ve diğer marşlar sessizlik içinde dinlenip bittiklerinde alkış patlaması yaşanırdı. Konuşmacıların sözlerini gözyaşlarıyla tamamladıkları bu tören de duyguların dışa vurulmasının önemli örneklerindendi.

Emir Ali Başar’ın “Anılarım” kitabını okumaya başlarken böyle bir yazı çıkartabileceğimi düşünmemiştim. Ama son zamanlarda da güncelliğini koruyan ve Kıbrıslı Türklerin, Türklüğü’nü sorgulayanlara biraz tarih öğretisi olur diye yukarıdaki örnekleri aktardım.

Kıbrıslı Türklerin, kendilerini birilerine ispatlama gibi bir dertleri yok. Beklenmesin, böyle bir gaile de yok…

Ada, İngilizlere kiralanmasına rağmen onlar gücenmedi, günün koşullarının bu terk edişi mecbur kıldığı düşüncesiyle birlikte Anadolu’da başlayan Kuvâ-yi Milliye ruhu Kıbrıs’ta yaşayanları da sarmıştı.

İngiliz yönetimi altında Türklük, onları birbirine saran ve aidiyet duygularını oluşturan bir kimlik oluşturmaya başlamıştı bile. Ta Türkiye’de, Kıbrıs’ta da Türklerin yaşadığının hatırlatıldığı 1950’lere kadar… 1950’li yıllarla birlikte kendi kendine oluşturulan bu kimlik sonrasında Türkiye’den gelen öğretmenler, ders kitapları, Türklüğü işleyen filmler, tiyatro oyunlarıyla planlı bir kimlik inşası yoğunlaşmıştı.

Türklük dersi verebilecek kadar deneyimi olan Kıbrıslı Türkler, kendini daha çok Türk kabul edip, rencide edici ifadelerle saldıranlardan usandı ve onlara kendini anlatmaktan yorulduğu için geri durmaya başladı.

Bu da bugün, karşı tepkiye dönüşecek hale gelen ilişkileri ayrıştırmak ve kutuplaşma heveslileri için önemli bir malzeme olduğu görülüyor. Maalesef prim kazanmak isteyenlerin de bunun üzerinden politika üretmesinin önüne geçilemiyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık
Pop Up ek