• 20 Mart 2018, Salı 12:34
GökselSAYDAM

Göksel SAYDAM

AB’de ve TC’de vergi teşvik uygulamaları

Geçen haftaki yazımda ekonomik teşviklerin türleri, uygulama yöntemleri ve ölçümleri hakkında bilgiler vermeye çalışmış, hangi teşvik türü olursa olsun bunların saptanmış süresi bulunması ve bu konudaki uygulamalar hakkındaki kuralların açık olması ile bu husustaki güvenlik önlemlerini açıklamaya çalışmıştım.

Bu konudaki uygulamalar hakkında AB ve TC mevzuatında nasıl uygulandığı hususunda bazı bilgileri de halkımızla paylaşmak, aynı zamanda da yetkililerin ve ilgililerin de yararlanmasına sunmayı uygun gördüm.

AB’de vergi teşvikleri:

Avrupa Birliği’nde (AB’de) yıllardan beri gıda güvenliğini sağlamak ve kırsal kesimi ayakta tutmak, küçük işletmelere destek sağlamak, işsizlik sorunu çözmek, ekonomik sıkıntıya giren sektör ve bölgeleri bu sıkıntıdan kurtarmak, bölgeler arasındaki sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıklarını asgariye çekmek, yoksullukla mücadele etmek ve refah düzeyini yükseltmek amacıyla teşvikler uygulanmaktadır.

AB ülkelerinde teşvikler genellikle iki kaynaktan sağlanmaktadır. Bir tanesi ülkelerin kendi kaynakları, diğeri ise AB bütçesi kaynaklarıdır. Bu yardım kaynaklarının bir kısmı imalat sanayiine tahsis edilmekte olup, bunun bir bölümü bölgesel kalkınma amacıyla kullandırılmaktadır.

Bu yardımların esas amacı, uygun koşullu kredi, sigorta ve garanti hizmetleri türünde uygulanmaktadır. Bu yardımları küçük ve orta boy işletmelere sağlanan ihracat amaçlı yatırım teşvikleri ile yardımlar izlemektedir.

AB’de uygulanan devlet yardımları alan ve sektörler tarım ve balıkçılık sektörleri ile sanayi ve hizmet sektörlerinden oluşmaktadır. Bu tür devlet yardımları öngörülen amaca göre nakdi yardımlar, belirli vergi indirimleri, devletin hisseli iştirakleri, faiz ve vergi kolaylıkları ile devlet garantileri olmak üzere dört grupta düzenlenmektedir.

Vergi ile ilgili olanları da KDV indirimi, yerel vergi kolaylıkları, ithal girdilerde vergi muafiyeti veya iadesi, kurumlar vergisi indirimleri ile yatırım indirimi mekanizması örnek olarak gösterilebilir.

Hangi teşvik türü olursa olsun AB’nin sağladığı yardım ve teşviklerin amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı çok etkin bir şekilde denetlenmektedir.

TC’de vergi teşvikleri:

Yıllardır Türkiye’de gerek yatırımlar, gerekse ihracatı geliştirmek için çeşitli vergi, kredi ve benzeri teşvik önlemleri uygulanmakta olup, her yıl ülkenin veya yörelerinin ekonomik gereklerine göre yeni teşvik düzenlemeleri veya teşvik türleri uygulamaya geçirilmektedir.

Bunlar arasında vergi indirimleri, mal ve hizmet ihracatına ilişkin vergi istisnaları, muafiyetleri ve kredi katkıları ile sosyal güvenlik yükümlülüklerine ve istihdam artırmaya yönelik çeşitli teşvikler yer almaktadır.   Vergi ve sosyal güvenlik teşvikleri yanında hayvancılığın ve kırsal kesimdeki üretimin gelişmesine ilişkin de teşvikler yürürlüğe geçirilirken öte yandan vergi yasaları da çağdaş vergi uygulamaları düzeyine getirilme çalışmalarına aralıksız devam edilmektedir.

Örneğin, KDV uygulamalarına yeni düzenlemeler getirilmek suretiyle işletmelere çeşitli kaynaklar sağlanmaktadır. Bu düzenlemeler sonucunda yatırımların önü açılırken ve bürokratik düzenlemeler asgariye indirilirken devlete olan güvende artmaktadır. Diğer bir anlatımla, devlet ile işletmeler ve vatandaşlar arasında “vergi uyumu” her geçen gün artmaktadır.

KKTC’deki uygulamalara bakıldığı zaman bu durumun çok düşük seviyede seyrettiğini görmekteyiz. Örneğin, KKTC’deki teşvik uygulamalarına ilişkin ağır bürokrasiye ilâveten bu konudaki uygulamalar ve uygulayıcılar arasında koordinasyon eksikliği ve kopukluk olduğu, ayrıca bu konulardaki mevzuat arasında da çelişkiler bulunduğu ve bunun hükümetler tarafından uyumlaştırılmadığı açıkça görülmektedir. Bunların arasında en çarpıcı ve mantık dışı olması (hiçbir ülkede bulunmayan) yatırım malı ve sabit kıymet alımlarında bulunan ve KDV ödeyen işletmelere tanınmış olan KDV indirimine ancak üç yılda indirim yapılması öngörülmekte, bir diğer ise genel KDV oranından da düşük oranlarda mal ve hizmet teslimi yapan işletmelerin yıllarca devreden KDV’lerinin iadesi yapılmamaktadır.

Diğer olumsuz bir durum ise genelde birçok kamu görevlisi ve vatandaş ile özelde teşvikle ilgili birçok uygulayıcılar arasında ister mahalli isterse yabancı yatırımcılara karşı oluşmuş kötü bir algı mevcut olup bunlara karşı çeşitli dirençler veya eleştirilen gösterilmektedir.

Diğer bir anlatımla, her ülkede olduğu gibi yatırımların artması ve ekonomiye katkıları ile bu yatırımların amacına yönelik uygulanıp uygulanmadığı tamamen ayrı bir konudur.

Hangi statüde olursa olsun teşvik hakkı olanların bu hususta yatırımcıların değil devleti yöneten ve gerekli önlemleri almayan ve denetlemeyenlere aittir.

Son yıllarda Türkiye, mal ve hizmet üretimini ve ihracatın teşvik etmek amacıyla özellikle “İhracata Yönelik Devlet Yardımları ile Teşvik” mevzuatının ve bölgeler arası farklılıklardan kaynaklanan sosyo-ekonomik olumsuzlukların da ortadan kaldırılmasına, istihdamın güçlendirilmesine, özellikle yeni ürün, üretim sistemi ile teknolojiyi kullanan sektörlerde araştırma ve geliştirme (Arge) programlarının uygulanması ile küçük ve orta ölçekli sanayinin yeniden yapılanmasına büyük özen göstermektedir.

Türkiye Cumhuriyeti ve birçok ülke vergi, resim ve harç istisnalarını teşvik amaçlı mal ve hizmet ihracatı ile döviz kazandırıcı diğer faaliyetlerde kullanırken yatırımların gelişmesi veya yenilenmesi (modernize edilmesi) için “Yatırım İndirimi” olarak tanımlanan ve uluslararası vergi hukukunda yer alan mekanizması kullanılmaktadır. Bu mekanizma yatırım türüne, kapasitesine ve ülkeye sağlayacağı ekonomik potansiyele göre sektörel oranlarda veya genel olarak kullanılmaktadır.

Yatırım indirimi mekanizması da Gelir ve Kurumlar Vergisi yükümlülerine genel veya yöresel olarak tanınan bir vergi istisnası olup bu destekten ekonomik kıymet yatırıma gerçekleştiren yatırımcılar yararlanmaktadır. Diğer bir anlatımla uyruklarına bakılmaksızın Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Yasasına tabi olan yerleşmiş  (mukim) veya o ülkede tescil edilmiş Limited Şirketler, Kollektif Şirketler, Adi Komandit Şirketler, Adi Ortaklıklar, Kooperatifler, İş Ortaklıklar, Dernek ve Vakıflara ait İktisadi işletmelerin yaptıkları yatırımlara karşılık sağlanan bir istisna olup yüksek  yatırım yapanlar da az yatırım yapanlardan daha fazla vergi avantajı sağlamaktadırlar.

“Yatırım İndirimi” asıl olarak vergisel bir teşvik müessesesi olup bazı ülkeler bu konuda özel teşvik yasalarını da yürürlüğe geçirmekte ve Teşvik Belgesi sahipleri bu mevzuat altında teşviklendirilmektedirler. Genel amaç, ülkenin kalkınma planları ve yıllık programlarda belirtilen esaslar kapsamında özel sektör tarafından yapılacak yatırımları özendirmek ve bu yolla kalkınmanın hızlandırılmasını katkıda bulunmaktır.

Her ne kadar da indirim ve istisnaların vergi adaletini olumsuz şekilde etkilediği şeklinde bir eleştiri söz konusu olsa da, yatırım indirimi iyi şekilde planlanarak etkin uygulandığı zaman olumlu sonuç veren önemli bir teşviktir. Bu tür teşvik kalkınmakta olan ülkeler için büyük önem arz etmektedir. Özellikle de bu indirim KKTC gibi çeşitli ambargolara maruz kalan bir ülkeye yabancı sermaye getirilmesi bakımından yararlı bir teşvik unsurudur. Çünkü yatırım indirimi, yatırımın maliyetinin geri dönüşünü hızlandırmak veya maliyetini azaltmak suretiyle yatırımın kârlılığını artırmaktır.

Diğer bir anlatımla “yatırım indirimi” yöntemiyle yatırımcıdan alınacak vergiden devletin belli süreyle vazgeçmesi suretiyle yatırımcıya dolaylı finansman olanağı sağlanmış olmakta, yatırım ve yatırım maliyetleri düşürülmektedir ki bu verilen sübvansiyonla aynı özellikte olup ki devlet nakit ödeme yerine vergiden belli bir süre feragat etmektedir. Bu anlamda yatırım indiriminin hem vergi istisna fonksiyonu hem de yatırım teşvik fonksiyonu söz konusudur.

Yatırım indiriminden yararlanmanın koşulları ise yürürlükteki vergi yasalarına ve ilgili mevzuat kuralları dâhilinde bilanço esasına göre defter tutmak, hesapların bağımsız mali denetimini yapmak ve bunları Denetim Raporları ile birlikte Vergi İdaresine ve diğer ilgili kurumlara sunmaktır. Diğer bir anlatımla vergi istisna, muafiyet veya yatırım indirimi gibi teşviklerinden yararlandırılmış olmak hesap tutmamak veya tutulan hesaplara ilişkin mali tabloları ve diğer ilgili vergi ödevlerini yerine getirme yükümlülüğünden muaf tutulması anlamına gelmez.

Yatırım indirimi oranları ise yöreden yöreye ve sektörden sektöre değişmektedir. Örneğin gelişmiş yörelerde @ olabilen bu oran organize sanayi bölgeleri ve kalkınmada öncelikli yöreler için 0 ülkeye uluslararası rekabet gücü kazandıracak katma değeri yüksek, vergi gelirlerini ve istihdamı artırıcı özelliklerden en az ikisini içeren veya belli döviz karşılığını aşan yatırımlarda ise yatırım indirim oranı yöre farkı gözetmeksizin 0 olmaktadır. Bahse konu indirimlerden yararlanabilmek için teşviklerle ilgili kurumdan Teşvik Belgesi alınması koşuludur. İlgili yıl kazancıdan indirilemeyen yatırım indirimi hakkı, yüksek enflasyon nedeniyle izleyen yıllarda değer kaybettiği için bu yıllar için saptanan “yeniden değerleme oranında” (yıllık TÜFE oranında) artırılarak dikkate alınmaktadır. Bu da Teşvik Belgeli yatırım harcamaları için endekslemenin yapılması yatırımcıların enflasyonun olumsuz etkisinden korunması anlamına gelmektedir.

Yatırım indiriminden yararlanma hakkı bitince ilgili işletmenin vergi yükümlülüğü başlamakta ve başka hiçbir özel teşvik unsurundan yararlandırılmadığı için devlet bütçesine gelir ve kurumlar vergisi ödeme zorunluluğu başlamaktadır.

KKTC’nin sosyo-ekonomik bakımından kalkınması gerçekten isteniyorsa, yatırımcılara karşı duyulan olumsuz ve önyargılı düşüncelerden vazgeçilmeli ve kalkınmakta olan diğer ülkelerde olduğu gibi yerli ve yabancı yatırımcılara olumlu bakılmalıdır. Bazı ideolojik vs. önyargıların etkisinde kalarak ülkede gerçekleştirilen yatırımlara karşı olumsuz görüşlere sahip olunduğu sürece bir ülkenin kalkınması mümkün değildir; çünkü özellikle rakip ülkeler yatırım yapacak olanlara en az KKTC’deki kadar teşvikler tanımakta olup yatırımcılar “kaprislerimizi” çekmek zorunda değiller


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek