• 07 Ağustos 2018, Salı 9:53
Hüseyin VedatAĞLAMAZ

Hüseyin Vedat AĞLAMAZ

Bir feodal ilişki cenneti olarak Kuzey Kıbrıs

Feodal ilişki; köyünden, kasabasına ve kendi mezrasından şehre yerleşen ve buralarda tutunmasının sigortası. Şifresi ise: “bizim köylü”, “bizim akraba”, “bizim başkanın yeğeni”, “bizim partili” vs vs. bunlar ve benzeri şifreler dışında hiçbir kriter yoktur. Yetenek, nitelik, dünya görüşü, politik yönelim, liyakat, iyi insan, yararlı insan, başarılı insan gibi şeylerin hiçbir şekilde anlamı yoktur. Varsa da yoksa da benim adamım, benim yandaşım, benim akrabam. Her şey yandaşa ve guruba göre şekillenir.

Bu yüzden feodal ilişkilerin hakim olduğu ülkelerde adaletten demokrasiden eşitlikten ve fırsat eşitliğinden bahsetmek olası değildir.

İşte 44 yıllık Kuzey Kıbrıs serüvenimizin faturası maalesef bu. Ve tüm çıplaklığıyla ve acımasızlığıyla karşımızda duruyor ve herkes de bunun farkında.

Hatta bugün artık her bireyin ve işletmenin son çırpınışlarını yaşadığı, bu nokta da bile.

Dörtlü koalisyonla birlikte memleketimizde estirilen ulusal konsensüsün bile dayandığı nokta, bu feodal ilişkilerdir. İlk başlarda tersi bir söylem içerisine girse de bütün ortaklar, maalesef şu günlerde yaşadıklarımıza bakarak bunun bir dereyi geçene kadar politikası olduğunu rahatlıkla görebiliriz. (hatta bakacak olursanız ayan beyan göreceksiniz ki son üç ayda yapılan üçlü kararname atamaları bu feodal ilişkinin doruğudur.) ayrıca siyasetin sorun çözme sanatı olduğu yüz yılımızda sorunları ötelemenin, yokmuş gibi davranmanın da siyaset açısından en büyük handikap olduğunu da hepimiz biliyoruz. 

Niye bu insanlar gözümüzün içine baka baka bize, topluma yalan söylemekten imtina etmezler. Bu feodal ilişkileri kimseyi takmadan hayata geçirirler. Açıkçası ben farkındayım da acaba herkeste bunun farkında mı? Maalesef benim gibi toplumum dört de üçü farkında. Aslında imtina etmemelerinin nedeni toplumun tümünün bu feodal ilişkinin bir parçası olmasıdır. Yani çuvaldız ve iğne meselesi.

Hangimiz çıkıp da diyebilir ki benim icazetim yok, ben hiçbir şekilde bu ilişkinin bir parçası değilim diye. Diyemez çünkü solcusundan sağcısına, dincisinde dinsizine, milliyetçisinden vatanseverine kadar bir şekilde herkes bu feodal ilişkinin bir parçası olmuştur. Ne için?

Villalarda oturmak için mi? Beş kuruş dahi etmeyen asfaltlarımızda lüks arabalar sürmek için mi? Aman çocuğuma bir iş için mi? Aman şu hali araziciği iç etmek için mi. Ne için?

Bütün bu ilişkilerin yarattığı bu feodal yönelim, bir taraftan sosyal, kültürel, ekonomik, sanatsal ve sportif alanlarımızı dejenere ederken, adalet ve ahlaki değerlerimizin de yok olmasına etken olmuştur.

Hepimiz başını kuma sokan deve kuşunun hikâyesini biliyoruz.

Geçtiğimiz hafta KIBRIS’ta “Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin yapmış olduğu haziran ayı anket sonuçları” her gün yayımlanmıştır. Ve gördük ki hiç kimsenin kimseye zerre kadar güveni kalmamıştır. Ve bu anketler yıllardır yapılıyor ve yıllardır bu toplumun her bireyi tarafından da bilinmektedir. (Okuyamayanlar için KIBRIS Gazetesi’nin internet sayfasında bu anketleri bulabilirsiniz).

Bir söz vardır halk arasında, ki ben hiçbir şekilde buna katılmıyorum. “babana bile güvenmeyeceksiniz” derler. Sanki 44 yıllık süreçte böyle bir sistem özellikle yaratılmış gibi duruyor, sonuçlarına baktığımız zaman.

Ne demek babanıza bile güvenmeyeceksiniz. O zaman arkadaşınıza da güvenmeyeceksiniz, kardeşinize de, eşinize de, mesai arkadaşınıza da vs vs. o zaman bu dünyada bulunmanın ne anlamı var ki? Bu söylemin ayrıca hiçbir insani değerle de bağlantısı yok.

Böyle bir algı ne insanı, ne çevreyi, ne bir işletmeyi, ne bir kurumu, ne de bir ülkeyi geliştirebilir. Hatta dünyanın hiçbir organizasyonu ve ticari ilişkisi içine bile giremezsiniz. Hatta eğitim, üretim ve sanatsal anlamda da gelişemezsiniz. Binlerce yıllık toplumlar tarihine bakarsanız, bu mentalite ile yönetilmiş hiçbir ülke toplumlar tarihi literatüründe dahi yer almamıştır.

Siz zanneder misiniz ki kurduğunuz küçük dünyalar sizi ve sizden sonraki nesilleri geleceğe taşıyacak. Dünya yüzeyinde böyle bir örnek yoktur. Hatta bu şekilde devam edildiği takdirde Kıbrıs’ta yaşayan her birey (hangi etnik kimlikten olursa olsun) böyle bir anlayışın sonunda kalabalık kere yalnızlıklarında boğularak yok olacaklardır. Hem de ülkeleriyle birlikte.

Toplumlar tarihinde bundan farklı bir şey de olmamıştır.

1968 baharında bir duvar afişinde şöyle bir yazı vardı.

“EĞER HİÇBİR ŞEYİN DEĞİŞMEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORSAM BEN BİR ALIĞIM. EĞER DÜŞÜNMEK İSTEMİYORSAM BİR KORKAK. VE HİÇBİR ŞEYİN DEĞİŞMEMESİNİN BENİM ÇIKARLARIMA OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORSAM BİR ALÇAK”.

Kafalarımızı soktuğumuz o delikten, çıkarma zamanı gelmedi mi daha?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 4 0 0 6 12
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 3 1 0 9 10
3 BAF ÜLKÜ YURDU 4 3 0 1 6 9
4 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 2 2 0 6 8
5 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 0 7
6 LEFKE TSK 4 1 3 0 3 6
7 GÖNYELİ SK 4 2 0 2 0 6
8 ÇETİNKAYA TSK 4 1 2 1 -1 5
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 1 2 1 -2 5
10 ESENTEPE KKSK 4 1 1 2 -5 4
11 GİRNE HALK EVİ 4 1 0 3 1 3
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 0 3 -2 3
13 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 1 0 3 -3 3
14 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 0 3 1 -3 3
15 BİNATLI YSK 4 1 0 3 -6 3
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 0 1 3 -9 1
yukarı çık