• 05 Haziran 2017, Pazartesi 12:46
Hüseyin VedatAĞLAMAZ

Hüseyin Vedat AĞLAMAZ

Kanatsız güvercinler soruyor..! Sanat niçin var? Sanatçı kimdir?

Özellikle günümüzde 3. Dünya diye nitelenen birçok ülkede, bu ve buna benzer sorularla sürekli karşı karşıya kalıyoruz. Ve her seferinde de sorular türlü türlü şekillerde cevaplansa da taraflar hiçbir şekilde verilen cevaplardan tatmin olmuyor, uzlaşamıyorlar. Hâlbuki o kadar basit ve hiç kimsenin reddedemeyeceği bir karşılığı var ki şaşkınlıktan dudağınız uçuklar.
Sanat, estetik kaygıların taşınıp var olması için var. Sanatçı ise bunun sorumluluğunu alan ve her ne pahasına olursa olsun, onu savunan insandır. Bunun için kendini sanatın ve düşünce serüveninin bir yerinde ifade etmeye çalışır donandığı tüm entelekyasıyla.
“Sanat hoşluk olsun diye yapılamayacak kadar çok ama çok ciddi bir iştir” der Pablo Picasso.
Hüseyin Köroğlu, benim çok uzun zamandır tanıdığım, fakat son 10 yıl içerisinde bire bir görüştüğüm sağlam dostlarımdandır. Çok uzun zaman öncesinden takip ettiğim, oyunlarını izlediğim Hüseyin Köroğlu’nun pek tabi sanat serüveni konusunda da ciddi bir alt yapım var. “Kanatsız Güvercinler” oyunu Kıbrıs’ta birkaç kez oynanmasına rağmen, sağlık nedenlerimden dolayı izleme fırsatım olmamıştı. Bu benim içimde bir ukde olarak da kalmıştı.
Tiyatro AŞHK çatısı altında ilk kez izleme fırsatı bulduğum “Kanatsız Güvercinler” oyunu, sanat niçin var ve sanatçı kimdir? Sorularının cevaplarını daha pekiştirmiştir. İşte bu meyanda ve bu sorumlulukla gördüklerimi ve hissettiklerimi sizlerle paylaşmak gereği duydum. Ne muhteşem bir söz söylemiş Picasso. Evet sanat asla hoşluk olsun diye yapılamaz. Estetik kaygılarla birlikte, sanat bir karşı duruştur. Bir karşı tavırdır. Tiyatro AŞHK “Kanatsız Güvercinler” oyunuyla adeta Picasso’nun bu sözlerini, karşı duruşuyla ve talebiyle ruhumuzun derinliklerine işlemiştir.
Her şeyden önce oyun, bütün özgün yanlarıyla bize göz kırpıyor. Adeta gözümüzün içine sokuyor. Bu özgünlük tiyatronun ve sanatın kendine has teknikleriyle de pekiştiriliyor. Özellikle bu kanıya varmamın nedeni; oyunun her aşamasında oyuncuların ve teknik ekibin sanatsal niteliklerinin ve profesyonelliğini gözlemlemiş olmamdır. İşte bu yüzden bana göre, tiyatro AŞHK’nin bunda sonraki projelerinin ne kadar muhteşem olacağını da söylüyor.
“Doğru zamanda doğru işi yapmak” birçoğuna göre olumlu bir yaklaşım sayılsa da, bence eksik. “Doğru zamanda, doğru işi, doğru insanlarla yapmak” daha doğrudur diye düşünüyorum. AŞHK bence bu üç temel üzerinden şekillendiği için sanatın gereklerini ve sorumluluğunu da yerine getirebilmiştir. Genellikle dostlarıma veya herhangi bir alanda gerçekten başarılı olmuş kişilere, kurumlara her daim kelimesini kullanırım. Ama AŞHK için başarılarınız daim olsun demeyeceğim çünkü bu anlayışla her zaman başarıları kaçınılmaz bir realite olacaktır.
Oscar Wilde’nin “Yalanın Yozlaşması” kitabında İngiliz eleştirmenlerinin sanatın ahlaki kaygılarla yapılması gerekliliğini vurgularlarken; Wilde onlara “Sanat sanat içindir. Ve sanat estetik kaygılar içinde yapılmalıdır” der. Ve devamla, “Bu kaygılarla yapılan her sanatın zaten içinde sanatsal ahlakı da barındırdığını” söyler. “Ama tersi estetik kaygıyı barındırmaz” bu içinde her ne kadar bir paradoksu da barındırsa bu estetik kaygı gerçeğinin önceliğini değiştirmeyeceğini söyler.
Sanat sanat içindir gerçeğinin aslında sanat için olanın, toplumsal olanla eşdeğer olduğudur. Ve bu da içinde bir paradoks barındırır. Sanatta ahlaka karşı estetik kaygı önceliği, sanatın toplumdan önce sanatın sanat için yapılması önceliği gerçeğiyle eşdeğerdir.
Bazı eksik insanların tezahürü olan sanat toplum içindir söylemi hem kendilerini bir noktaya taşımamış hem de yaptıkları şeyin taşınmamasına vesile olmuşlardır. Bu sadece ve sadece eksik entelekyanın yönelimidir.
Özellikle Türkiye koşullarında bu türden popülist eğilimlerle üretilen ürünlerin ülkeyi ne hale getirmiş olduğunu hep beraber görüyoruz. Böylesi koşullarda dahi ödün vermeden yapılan sanatsal üretimin değerini hiçbir şeyle ölçemezsiniz. İşte bu koşullarda bile bu kaygılarla üretim yapan AŞHK ayakta alkışlıyorum.
Ayrıca hem Türkiye’deki koşullara hem de kendi ülkesindeki olağanüstü duruma dikkat çeken Hüseyin Köroğlu, sanatçı olmanın bir diğer koşulunun, sanatçının olağan durumlarda değil, olağanüstü durumlarda da her zaman varlığını göstermelidir gerçeğidir.
Özellikle oyunun ana temasını oluşturan barış şarkısını yazıp besteleyen Oktay Şenol’u da yürekten kutlamak isterim.
LTL’nin 120. yıl etkinlikleri çerçevesinde gerçekleşti. Hüseyin Köroğlu’nun bir LTL mezunu olması geceyi daha da anlamlı kılmıştır. Okul aile birliği tarafından gerçekleşen böylesi nitelik taşıyan bir gece, diğer okul aile birliklerine de örnek olmasını dilerim. LTL öğretmen ve okul aile birliğini yürekten alkışlıyorum
Tüm AŞHK ekibini de yürekten kutluyorum…
 

Barış Şarkısı


Elim zeytin dalı, uzattım ellerine.
Özünde, sözünde, barış olsun diye.
Çözülsün nefretin, aksın korkun diye.
Özümden sözümden, sevdim öğrendim de.
Küçüktüm büyüdüm, büyüdükçe eğildim.
Toprağına yağmur oldum yeniden doğmak için.
Gel barış, yurduma karış, karış.
Yansın tüm dünyaya, sende bir mum yaksana.
Yaksana… Yaksana… Elim zeytin dalı… Tutsana.
(Oktay Şenol)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık