• 24 Nisan 2018, Salı 9:20
KonukYazar

Konuk Yazar

Bir lisan, bir insan…

Konuk Yazar / Özgen ÖZYÖNÜM
ozgenozyonum@gmail.com

Yunanca aslında benim hiç aklımdan geçen bir bölüm değildi. 19 Mayıs Türk Maarif Koleji’nde yabancı dil bölümünde eğitim görüyordum ve İngilizce’ye yönelmekte kararlıydım. Ancak lise son sınıfına geldiğimde, 2003 yılında Kıbrıs’ın Kuzeyi ve Güneyi arasındaki sınır kapıları açılmıştı ve ilk kez Rum kesimiyle artık irtibat kurabilme imkanını elde etmiştik. O yıl bu gelişmenin yaşanması bende gelecekte bu dilin ihtiyaç olabileceği ve hatta Kıbrıs’ta İngilizce’den bile daha gerekli bir dil olabileceği düşüncesini oluşturmaya başlamıştı.

Yunan dilinin nasıl olduğuyla ilgili; kolay mı, zor mu; kulağa hoş gelir mi, gelmez mi hiçbir fikrim yoktu. Üniversitede bu bölüme başlamama birkaç hafta kalmıştı; Ağustos ayının son günlerinde teyzemin evinde, şöminenin üstünde değişik harflerin yazılı olduğu bir zarfa takılmıştı gözüm. “Bu harfler de ne?” diye sorduğumda teyzemin şaşkınca “Yunanca; bilmiyor musun? Yunan harflerinin böyle olduğunu bilmiyor musun?” demesi aklımdan hiç çıkmıyor. Ancak Yunan dili hakkında bir şey bilmesem de bildiğim tek şey Yunanca’yı sevdiğimdi. Yunanca denildiğinde kafamda hep olumlu düşünceler ve içimde olumlu duygular oluşuyordu. Peki neden? Hakkında bu denli hiç bir şey bilmediğim bir dili neden seviyordum? Örneğin İngilizce, Çince, Almanca denildiğinde hissettiğim duygu ile Yunanca denildiğinde hissettiğim duygu aynı değil. Nedeni çok açıktı aslında…

Ben 1974 yılında yaşanan savaştan sonra doğmuş bir nesilim. Ben doğduğumda Rum toplumuyla aramızda barikatlar vardı. Yaşanan acı günlerden kalan kalıntılar içinde gözlerimi açtım Kıbrıs’a. Ancak yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen; biz böyle iyiyiz, en iyi çözüm buydu, birlikte yaşamayı beceremedik şeklindeki düşüncelere rağmen, savaş öncesindeki anılarda yaşayan bir halkın içinde buldum kendimi.  İçkiler içilen şarkılar söylenen masalarda, her yıl yapılan şarap festivallerinde, karnavallarda, düğün derneklerin yapıldığı park gazinosunda, kaliteli eğitim aldıklarını söyledikleri Mary School’da … Yani kısacası Limasol sokaklarında yaşadıkları güzel anılarda büyüdüm. Anlattıkları her anıda aslında hala o anılarda yaşıyor olduklarını, unutamadıklarını ve derin bir özlem duyduklarını görüyordum ve hissediyordum. Ayrıca savaş öncesi halkın çoğu Türkçe ve Yunanca’yı da anlaşacak kadar biliyordu. Ben küçükken de ailem konuşulanları anlamamam için Yunanca konuşuyorlardı.  Aklımda en çok kalanları “Bağodo, leoforio, siga siga na bamen” . Hal böyle olunca ister istemez seviyor insan Yunanca’yı ve Kıbrıslı Rumları. Bu duygularla seçtim ben Yunanca’yı ve hep bir umut, bir ışık hissettim geleceğimizle ilgili. Üniversite sınavlarında ilk tercihime İstanbul Üniversitesi Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı bölümünü yazmıştım. Sınav sonucunda bu bölümü kazanmayı başarmıştım.

Severek yapılan her iş güzel ve bereketli olur misali, Üniversitede başarılı bir öğrenci olabildim.  Aslında Yunanca zor mu? Belki biraz zor... Yunanca’yı yazması, okuması kolay mı? Belki kolay, belki değil.  Bunların benim için bir önemi yoktu. Çünkü ben bu dili seviyordum. Sevdiğim için de daha çok zaman ayırıyordum. Daha çok zaman ayırdığım için de başarılı oluyordum. Günün sonunda Yunanca’ya duyduğum sevgi sayesinde hem Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı bölümünü hem de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni birincilikle bitiren Kıbrıslı bir Türk oldum ve Kıbrıs’a döndüm.

Öğrenmek hiç bitmiyor… Yunanca o kadar zengin ve ahenkli bir dil ki bir ömür yetmez bu mirası keşfetmeye.  Üniversiteden mezun olduktan sonra da dili öğrenmeye hala devam ediyorum.  Yunanistan’da Atina Üniversitesi’nde ve Güney Kıbrıs’ta Kıbrıs Üniversitesi’nde eğitim almaya devam ettim. Ama tüm bu aldığım eğitimlerden daha önemlisi bu dili gündelik hayatımın içinde tutabilmek ve güçlendirebilmek için kendime bu dili kullanabileceğim çevreler edinmemdir.

Başlangıçta kısa bir süre tercümanlık mesleğini icra ettikten sonra yaklaşık 10 yıldır öğretmenlik mesleğiyle hizmet vermekteyim. Şuanda Anafartalar Lisesi’nde seçmeli Yunanca dersini okutmaktayım. Öğrencilerimin ve diğer Yunanca’yı öğrenmeye niyetlenen kişilerin bana sordukları o kritik soru “Yunanca’yı öğrenmek zor mu?” sorusudur.  Aslında herhangi bir dili öğrenmeyi, bisiklet sürmeye benzetiyorum ben. İnsan eline bisikleti alıp sürmedikçe, düşüp kalkmadıkça bisikletin üzerinde nasıl denge kuracağını öğrenemez.  Peki bunu yapmak için çok zeki olmaya gerek var mı? Bence yok.  Eline bisikleti alıp sürmeye çalışan hemen hemen herkes bunu başarabilmiştir. Dil öğrenmekte buna benzer bir şeydir. Çok zeki olmaya gerek yoktur. Benim dile yatkınlığım yok, benim kafam dil öğreniminde başarılı değildir şeklindeki düşünceler gerçek değildir. Dil öğreniminde gerçek olan şey, dili ne kadar kullanıyor olduğunuzdur. Hiçbir eğitim almamış; hatta kendi dilini bile okuyup yazamayan bir kişiyi Fransa’ya götürün; birkaç ay sonra çok akıcı bir şekilde Fransızca konuştuğunu gözlemleyeceksiniz. Halbuki diğer bir taraftan İstanbul Üniversitesi’ni çok büyük çabalarla kazanıp Fransız dilini okuyan birinin iki kelimeyi bir araya getirip konuşamadığını tespit edebilirsiniz.

Kanımca dil öğrenimindeki diğer önemli şey ise kararlılık ve istikrardır. Ben Yunanca öğrenmek istiyorum, kararlıyım deyip yola çıktıktan sonra aynı kararlılık ve istekle yılmadan, pes etmeden istikrar göstermektir. Öğrenmeyi bırakmadan sürdürebilmektir.

İşte dile bu çerçeveden bakıldığında aslında hiçbir dili öğrenmenin zor olmayacağını anlayabiliriz. Kısaca tüm anlattıklarımı özetleyecek olursak yabancı bir dili öğrenmede gerekli olan en önemli 3 şey:

· Öğrenilecek dile ilgi duymak, dili sevmek

· Dili aktif bir şekilde hayatımızın içinde kullanmak

· Kararlılık ve istikrar göstermek

Benim bir öğretmen olarak herkesin istediği dili başarılı bir şekilde öğrenebileceğine olan inancım tamdır. Sizlere tüm ideallerinizde ve çabalarınızda başarılar dilerim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık