• 11 Mart 2018, Pazar 9:05
KonukYazar

Konuk Yazar

Kıbrıs-Avrupa Birliği ilişkileri

KONUK YAZAR

Ali Fikret ATUN
Em. Tümgeneral

 

Kıbrıs-Avrupa Birliği ilişkileri
 

(geçtiğimiz haftadan devam)

 

   Kıbrıs’ı dedesinden miras kalmış bir Helen torağı, burada yaşayan Türk halkını da Osmanlıdan arta kalmış bir azınlık olarak gören Makarios, adadaki nüfusun çoğunu Rumların oluşturduğunu ileri sürerek, Kıbrıs sorununu basit bir azınlık – çoğunluk meselesine indirgeyerek, Batılı büyük devletlerin desteği ile Kıbrıs’ı, Girit misali, Yunanistan’a ilhak etmeyi hedef edinmişti. Başpiskoposluğa seçildikten (1950)  hemen sonra Makarios, Rumların hem dini ve hem de siyasi lideri olmuş; adayı, Yunanistan’a ilhak etmek amacıyla, Kıbrıs’ta, yasa dışı EOKA yeraltı teşkilatını kurup Kıbrıs’taki İngiliz idaresine ve Türk halkına karşı silahlı saldırılar düzenlemeye başlamış; o güne kadar diplomatik alanda sürdürülen ENOSİS mücadelesine askeri boyut kazandırmış; kuvvet kullanarak Kıbrıs’ı Yunanistan’a katma cihetine gitmiştir. Bu mücadelede EOKA’nın iki ana hedefi vardı:
1-Kıbrıs’tan İngilizleri atmak.
2-Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığına son vermek.
   Rumların silahlı saldırılarına maruz kalan Kıbrıs Türk halkı, bu durum karşısında, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) kutsal çatısı altında toplanarak eşine ender rastlanan bir direniş göstermişler ve bir varoluş savaşı vermeye başlamışlardı. İki toplum arasındaki silahlı çatışmalar süratle bir iç harbe doğru sürüklenmeye başlamış ve NATO üyesi Türkiye ile Yunanistan’ı harbin eşiğine getirmişti. Bunun üzerine, Kıbrıs uyuşmazlığına bir çözüm bulmak üzere, 1959’da, önce Türkiye ile Yunanistan Dışişleri Bakanları Zürih’te (İsviçre) bir araya gelerek Zürih Antlaşmasını ve hemen ardından Türkiye, İngiltere, Yunanistan Başbakanları ile Kıbrıs Türk ve Rum toplum liderleri Londra’da (İngiltere) toplanarak Londra Antlaşmasını imzalamışlardı. Bu iki antlaşma ve diğer temel belgeler (2) adada yaşayan Türk ve Rum toplumlarını bir “azınlık – çoğunluk” olarak

değil, kendi kaderlerini tayın etme haklarını kullanan (self-determinasyon) iki ayrı etnik toplum olduğunu kabul etmiş ve böylece, 1960’da, İngiltere Kıbrıs’tan ayrılırken adada, Türk ve Rum toplumlarının eşit siyasi haklarına dayalı, ortak bir yönetimi öngören; Türkiye, İngiltere, Yunanistan’ın garantörlüğünde; Bağımsız, bağlantısız, egemen Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bırakmıştı.
   Kıbrıs’ta, 16Ağustos1960’da ilan edilen bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti, gözü ENOSİS’ten başka hiçbir şeyi görmeyen ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni, ENOSİS’e giden yolda bir araç olarak kabul eden, Cumhurbaşkanı Makarios’u tatmin etmemişti. Hâlâ o, Batılı büyük devletlerin desteği ile Kıbrıs’ta ENOSİS’i geçekleştireceğine

inanıyordu. Bu nedenle cumhurbaşkanlığına seçildiği ilk günden itibaren 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nı

değiştirmek, ENOSİS’in önünde en büyük engel olarak gördüğü Zürih Londra Antlaşmaları ile Garanti ve İttifak Antlaşmalarını en kısa zamanda ortadan kaldırarak Kıbrıs Türk halkının eşit siyasi haklarla ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti içindeki fonksiyonunu “ eşit siyasi ortaklık konumundan”, “azınlık konumuna” düşürüp ENOSİS yolunu açmayı ve adada Rum toplumunu egemen kılmayı planlıyordu. Bu amaçla , Makarios’un başkanlığında ve Yunanistan’ın bilgisi dahilinde ve onun onayı ile zamanın Kıbrıs Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgajis, Rum Cemaat Meclisi Başkanı Glafkos Klerides, Çalışma Bakanı Tasos Papadopulos ve yasa dışı yollardan, gizlice adaya sokulan Yunan birliklerinde görevli yüksek rütbeli subayların katılımı ile Akritas Planı (3) hazırlanmıştı.Bir harekât planı özelliği taşıyan; politik ve askeri eylemleri içeren Akritas Planı, özetle, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhak edilmesi (ENOSİS) sürecinde, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, kuvvete dayalı olarak nasıl ele geçirileceğini; adanın tamamı üzerinde egemen olmanın safhalarını; önceden planlanan ve uygulamaya konacak faaliyetleri; Türkiye’nin adaya müdahale etmesi ve Kıbrıs Türk halkının direnmesi halinde izlenecek stratejiyi ve ayni zamanda Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkını imhayı öngörüyordu. (4)
   Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’a ve Kıbrıs Türk halkına ilişkin düşünceleri ile Kıbrıs’ta, ENOSİS’i gerçekleştirmek için uygulayacakları yöntemler ile genel prensipleri ortaya koyan Akritas Planı, bugün hala geçerliliğini muhafaza eden ve Rumlar tarafından uygulanan, yazılı bir “ulusal siyaset vestrateji belgesidir.”
   Akritas Planı iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısım, Yurt içinde ve uluslararası alanlarda uygulanacak taktiği; ikinci kısım, genel askeri harekât planını içermektedir. Burada, sadece, planın birinci kısmı üzerinde durulacaktır.
   Akritas Planı’nın birinci bölümü “Akritas Örgütü” başlığını taşır. Bu başlığın “A” maddesi “Dışta (uluslararası alanda) kullanılacak Metod” olup, “e” fıkrası aynen şöyledir:
   “Bugün uluslararası havanın, her türlü baskının ve özellikle azınlıklara yapılan baskının karşısında olduğu genellikle kanıtlanmıştır. Şimdiye kadar Türkler, adanın, Yunanistan’a ilhak edilmesinin, kendilerini köle durumuna sokacağına dünya kamuoyunu inandırmakta başarılı oldular. Bu şartlar altında talebimiz, mücadele süresince olduğu gibi, ENOSİS değil de, self-determinasyon için hür irademizi uygulama hakkımızın temeline dayandırarak dünya kamuoyunu kendi yönümüzde etkileyebilme çabamızda ciddi başarı olanağımız bulunduğu değerlendirilmektedir. Self-determinasyon hakkımızı tamamen ve engellenmeden kullanabilmemiz için de anayasanın ve antlaşmaların (Garanti ve İttifak Antlaşmaları v.s. gibi) halk iradesinin kayıtsız bir şekilde ifade ve uygulanmasını engelleyen ve dış müdahale tehlikesine gebe tüm hükümlerinden kurtulmamız gerekiyor. Bu nedenle ilk saldırı hedefimiz, bundan böyle, Kıbrıslı Rumlarca kabul edilmediğini ilk olarak belirttiğimiz Garanti Antlaşması olmuştur.
   Bu sağlandıktan sonra, hukuki ve manevi hiçbir güç, kendi başımıza ve hür olarak kendi geleceğimize karar vermemizi ve bir plebisit ile self-determinasyon hakkımızı kullanmamamızı engelleyemeyecektir.”
  

“Hareket hattımız başlıklar altında şöyledir:
   a-Antlaşmaların olumsuz maddelerini değiştirmek ve buna paralel olarak Garanti ve İttifak Antlaşmalarını fiilen zayıflatmak. Bu adım kaçınılmazdır.
   b-Yukarıdaki işlemden sonra Garanti Antlaşması (müdahale hakkı) hukuken ve esas olarak uygulanamaz.
   c-Kıbrıs, self-determinasyon hakkının kullanılmasındaki kısıtlamalardan (Garanti ve İttifak Antlaşmalarındaki) kurtulduğunda, halk kendi arzusunu ifade edip uygulamada serbest olacaktır.
   d-O zaman tamamen bağımsız olacağımızdan, devlet kuvvetlerinin (polis gücü, hatta dost askeri güçler) (yasa dışı yollardan, gizlice, adaya sokulan takviyeli bir Yunan tümeni) herhangi bir iç veya dış müdahaleye karşı koyması;
   Görülüyor ki, “a” maddesinden, “d” maddesine kadar olan harekât şarttır ve yukarıdaki sıraya göre, birbirini izleyerek yapılmalıdır…
   Eğer yukarıdaki eylemlerden herhangi bir başarı olanağımız olmasını umuyorsak mücadelemizin herhangi bir aşamasını bir önceki aşama tamamlanmadan açıklamamak zorundayız.”
   Nihai hedefi ENOSİ olan (onların düşüncesine göre self-determinasyon) Makarios, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ele

geçirmek ve adanın tamamına hükümran olmak üzere, 21Aralık1963’de Akritas Planı’nı uygulamaya koymuş ve planın öngördüğü esaslar çerçevesinde Kıbrıs Türk halkına karşı, yeniden, silahlı saldırıya geçerek Türkleri, kurucu ortağı oldukları devletin yasama, yürütme ve yargı organları ile devlet dairelerinin tamamından atıp,

Kıbrıs Cumhuriyeti’ni gasp etmiş; bununla eş zamanlı olarak, kapalı kapılar ardında Yunanistan ile anlaşarak

değişik zamanlarda, yasa dışı yollardan, gizlice adaya, araç, gereç ve silahları ile birlikte takviyeli bir Yunan tümeninin çıkmasını ve Yunanistan’ın filen Kıbrıs’ı işgal etmesini sağlamıştır. Kıbrıs’ta, Rum- Yunan ikilisi ENOSİS’e çok yaklaşmış olmakla beraber Kıbrıs Türk halkına boyun eğdirememiş, Türkler, kontrolleri altında bulundurdukları bölgelerde kendi yönetimlerini kurarak, anavatan Türkiye’nin desteği ile adadaki varlıklarını başarı ile devam ettirmişlerdir.
   Yunanistan’daki askeri yönetim, bir an önce, Kıbrıs’ta ENOSİS’in ilan edilmesini isterken, Makarios, Kıbrıs’ta ENOSİS’i geniş bir zamana yayma ve bu süreçte Kıbrıs Türk halkını çökertme politikası izlemeyi yeğlemişti. Bu

nedenle, Kıbrıs’ta ENOSİS’i gerçekleştirmek içi,  Yunanistan’ın 15Temmuz1974’de düzenlediği bir darbe ile Cumhurbaşkanı Makarios’u iktidardan uzaklaştırması ve adada “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’ni” ilan etmesi üzerine Türkiye, Kıbrıs’ta ENOSİS’in gerçekleşmesine bir adım kala, bu oldu-bitti karşısında, Garanti Antlaşması’nın kendisine tanıdığı müdahale hakkını kullanarak, 20Temmuz1974’de adaya asker çıkarıp, Kıbrıs’ı Yunan işgalinden kurtarmıştır. Daha sonra, 1975’de, Viyana’da, Türk toplumu lideri Rauf R. Denktaş ve Rum

toplumu lideri Glafkos Klerides arasında imzalanan “Nüfus Mübadelesi Anlaşması” ile adanın güneyinde dağınık halde bulunan Türk kantonlarında yaşayan Türklerin, Kıbrıs’ın kuzeyindeki topraklarda kendi devletlerini kurmaları üzerine, adada “de facto”  Türk ve Rum devletleri oluşmuş ve Rum-Yunan ikilisinin, Akritas Planı ile gerçekleştirmek istedikleri ENOSİS ve adaya tek başlarına egemen olma hayalleri altüst olmuştu. Kıbrıs’ın siyasi yapısında meydana gelen bu köklü değişiklik, artık, iki toplumun güven içinde, iç içe yaşayamayacaklarını, ayrı iki coğrafi bölgede, kendi iradeleri ile kurdukları ayrı iki egemen devlet olarak varlıklarını devam ettirebilecekleri gerçeğini ortaya koymuştur.
   Özetle denilebilir ki, Rum-Yunan ikilisinin adada Türk varlığını ortadan kaldırıp Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etme (ENOSİS) çabaları günümüze kadar gelmiştir. Bugün Rum-Yunan ikilisinin, Kıbrıs uyuşmazlığının odak noktasını ve özünü teşkil eden ve yüzyılı aşkın bir zamandır süregelen ENOSİS mücadelesinden vazgeçtiklerini gösteren bir tek emare mevcut değildir. Bu nedenle, Kıbrıs’ta, her alanda, Rum-Yunan ikilisinin, hâlâ, ENOSİS savaşını sinsi, örtülü, yıkıcı faaliyetlerle devam ettirdiklerini söylemek mümkündür. Elli yılı aşkın bir zamandır Kıbrıs uyuşmazlığına, tarafları tatmin edecek, kalıcı bir çözüm bulunamamasının sebepleri Kıbrıs’ta, Rum-Yunan ikilisinin adayı Yunanistan’a ilhak etme çabası içinde olmalarında aranmalıdır. Bu da, Kıbrıs uyuşmazlığının çok uzun vadeli bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durumda Türkiye ile Kıbrıs Türkü’nün, stratejilerini ve hareket tarzlarını ona göre özenle belirlemeleri zorunluluğu izaha yer bırakmamaktadır.

(devam edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık