• 18 Ekim 2017, Çarşamba 9:53
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

Anastasidis, Akıncı; karşınızdaki görüşmecileri değişiniz

Biz güneyin vatandaşları, neredeyse her gün Kıbrıs sorunundaki çıkmazın tek sorumlusunun Türkiye olduğunu duyuyoruz. Bunu söyleyenler argümanlarını şu şekilde tamamlıyorlar: Biz yeniden görüşmelere başlamaya hazırız; yeter ki Türkiye makul olanı kabul etsin ve normal bir devlet kuralım. Daha önce gerek Kıbrıs Rum basında gerekse bu gazetede yayınlanan köşe yazılarımda bu beyanatın ne anlama geldiğini analiz etmiştim. Bu yazıda daha farklı ve aynı derecede ciddi bir diğer boyuta değineceğim. Kıbrıs Rum liderliğinin açıkça söylemediği bir noktadır bu: Sayın Akıncı ile görüşmek istemiyor. Doğrudan Türkiye ile görüşmek istiyor. Bunun sebebi, iddiasına göre ‘çözümü engelleyenin Türkiye olmasıdır’. BM Genel Sekreteri Guiterrez’in ise görüşü farklıdır: Görüşmelerdeki başarısızlık ile ilgili olarak Yunanistan, Türkiye ve Britanya’yı dışarıda bıraktı, bu ülkelere sorumluluk yüklemedi.
Esas mesele bu değil: Esas mesele, Kıbrıs Rum cemaati liderinin Mustafa Akıncı ile görüşme masasına oturmak istememesidir. Akıncı ile görüşmeleri tamamlayıp birlikte Guiterrez’e gidip duymak istediği şeyi söylemek derdinde değil. Oysa gerek Guiterrez gerekse temsilcisi talep edilenin ne olduğunu defalarca dile getirmişlerdi: ‘İki liderin uzlaşıp ortak bir şekilde BM Genel Sekreteri’ni konferans tertiplemeye çağırmaları ve garantör güçlerin de bu konferansa katılmaları’. Sayın Anastasiadis bilinçli olarak Sayın Akıncı’nın rolünü küçümsüyor. Bunun sebebi, tek başına karar alamayacağını, kararların Türkiye’de alındığını düşünmesidir.

Sayın Akıncı’nın her zaman için kararları Ankara Hükümeti ile anlaşarak aldığını ve görüşlerini tek bir ağızdan ortaya koymalarını ihtimal dışı olarak görmüyorum. Fakat aynı durum Kıbrıs Rum cemaati için de geçerli değil midir? Kıbrıslı Rumlar farklı bir şey mi yapıyorlar? Sayın Kocias Ulusal Konsey toplantılarına katılmıyor mu? Sayın Anastasiadis ile anlaşıp non-paper’i kamuoyuna sunmak suretiyle Mont Pelerin’deki görüşmeleri çökertme sorumluluğunu üstlenen Sayın Kocias değil midir? Peki, Sayın Kocias ile anlaşıp “sıfır asker sıfır garanti” noktasına gidip Crans Montana konferansını başarısızlığa sürükleyen Sayın Anastasiadis değil midir?

Kıbrıslı Rum liderler, sergiledikleri tavırlarla Mustafa Akıncı’yı kendileri ile aynı talebi ortaya koymak yönünde tahrik ediyorlar. Esasında Akıncı’nın bunu halen nasıl düşünmediğini anlayamıyorum: Sayın Anastasidis ile değil, sadece Sayın Kocias ile görüşmeyi talep etmek… Tabii şimdi şu söylenebilir: Bu denendi ve tekrarlanmadı. Evet, denendi ama her şeye Sayın Kocias’ın karar verdiği ve Sayın Anastasidis’in söz hakkının olmadığı bağlamda hiç denenmedi. Böyle bir yeni biçimle anavatanlar yeniden sahneye çıkarlar ve bu kez 1959’da olduğu gibi perde gerisinde kalmazlar. Fakat Yunanistan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdığı ve KKTC’yi tanımadığı için böyle bir süreci reddeder.

1 Ekim resmigeçidinde iki savaş uçağının güney Kıbrıs semalarında uçmasının ardından kendisini daha güçlü hisseden ve “daha güçlü bir konumda” müzakere edecek olan Sayın Anastasiadis, daha güçlü konumda müzakereyi Türkiye ile yapacağını ima ediyordu. Kıbrıs Türk cemaati 1974’ten buyana Kıbrıslı Rumlar karşısında çok daha güçlü bir konumdadır, ama Sayın Akıncı’dan bir kez bile “güçlü bir konumda” müzakere edeceğini söylediğini duymadım. Bilakis, geçtiğimiz hafta Komi Kebir’de yaptığı konuşmada ısrarla ve ciddiyetle barış mesajları göndererek, ‘bu toprağın onların ve bizim olduğu’, hepimize ait olduğu, vatanımızın ortak olduğu yönünde mesajlar gönderdi. Asla Sayın Anastasidis’i görmezden gelerek doğrudan ve sadece Yunanistan ile müzakere etme talebinde bulunmadı.

Sayın Anastasiadis iyiden iyiye seçim dönemine girmiş durumdadır. “Olmazlar” ve “hayır” onu esir almıştır. Milliyetçilik tüm zihnini ele geçirdiğinden yeni kırmızıçizgilere sürüklenecektir. Bu kırmızıçizgiler de sorunun çözümünün önündeki engelleri büyütecektir. Sayın Akıncı’nın yerine getirmesi gereken çok önemli bir vazifesi vardır: Kıbrıs Rum sivil toplumuyla, vatandaşlar toplumuyla nasıl bir iletişim kanalı açabileceğini düşünmelidir. Ancak böyle bir iletişim kanalı yeniden birleşme meşalesini yanar durumda tutabilir. Çeşitli B planı, C planı düşünmek yerine bunu düşünmelidir. Sayın Anastasiadis gibi bir arkadaşını kaybetmiş olabilir; ama Kıbrıs toplumunun bütünüyle görüşmek yönünde kapıyı açık tutmak için yapabileceği her şeyi yapmalıdır. Kıbrıs halkına dönmek kimseye zarar vermez. Sonuçta çözüme EVET veya HAYIR diyecek olan bu toplumdur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık