• 04 Temmuz 2018, Çarşamba 8:48
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

Ayşe Er’in hikâyesi

Babası Selanik’te doğdu, annesi Türk, nenesi Rus’tu. Ayşe’nin ailesi 1975 yılında Kıbrıs’a yerleşti. Ayşe ise 1977 yılında Trikomo’da doğdu. Nenesi kendisini gizlice Hristiyan olarak vaftiz etti. Bugün yalnız yaşıyor ve ailesinin doğduğu yerlerle herhangi bir bağı yoktur. Kendisini Kıbrıslı olarak tanımlıyor, bu memleketi seviyor ve başka bir yerde yaşayamaz.

Tanışmamız

Bir gün, bilgisayarımda tanımadığım bir kadından kısa bir e-mail geldiğini gördüm. Genellikle tanımadığım kişilerden gelen mailleri silerim. Bu e-maili yanlışlıkla açtım. Şunlar yazıyordu: “Çok ciddi bir sorunum vardır ve köylün Münübe bu sorunumu halletmeme yardımcı olabileceğinizi söyleyip beni size yönlendirdi. Olumlu yanıtınızı umuyor ve bekliyorum”.

Benden istediği katkıyı esirgeyemezdim. İlk olarak, çok sıkı arkadaşlık bağımın olduğu köylülerimi ve sevgili arkadaşlarıma ayıp olurdu. ikinci olarak, karakterimde özellikle elimden bir şey geldiği zaman birinin yardım talebine cevap vermemek yoktur.

Büyük Han’da buluştuk. Arkadaşım Hasan Yalkut da çevirmen olarak buluşmaya geldi. Beni görür görmez, “Yurtdışına gitmek istiyorum ve bana pasaport almam için yardım etmeni istiyorum” dedi. Karşımda duran kızı hiç tanımıyordum. Almak istediği pasaportu alabilmesinde kendisine yardımcı olabilmek adına kendisine dair bazı kişisel bilgiler edinmeliydim. Kıbrıslı Türklerin mi çocuğu olduğunu, karma evlilikten doğan birisi mi olduğunu veya “yerleşiklerin” çocuğu mu olduğunu bilmiyordum. Biz Kıbrıslı Rumlar, Türkiye’den gelmiş olan vatandaşları “yerleşik” olarak nitelendiriyoruz. Pasaport meselesi zor bir meseledir. Kıbrıslı Türk değil de Rus, Arap veya Çinli bir milyoner olsaydı çok daha kolay pasaport verilirdi. Öte yandan, söz konusu kişi Kıbrıslı Rumların nazarında Türk’tür. “Yerleşiklerin” kızıdır.

Ailesinin Hikâyesi

Ayşe ailesinin hikâyesini anlatmaya başladı. O kadar ilginç buldum ki not alıp kaydetme ihtiyacı hissettim. Esasında sade insanların hikâyesidir, özel bir şey değildir. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki halklar açısından zengin bir hikâyedir. Biz Kıbrıslıların farklı bir yolu vardır. Sonuçta 19. yüzyıl sonlarında efendimizi değiştirdik ve tarihimiz farklı biçimde yazıldı. Büyük Britanya Kıbrıs’ı ve tüm halkını değil de generallerin önerdiği gibi Sakız adasını satın alma kararını almış olsaydı muhtemelen bugünkü Türkiye’nin bir köşede duran bir kazası olacaktık.

Ayşe’nin ailesi Pontusludur. Karadeniz bölgesindeki Tokat ilindendirler. Tokat, Türkiye’nin Kuzey kısmındadır. İki büyük şehir olan Konya ile Samsun’un arasındadır. Dedesi Mehmet ve Rus olan nenesi Selanikliydi. Bu kişiler Selanik’in Yunanlara verilmesinin ardından Pontus bölgesine taşındılar. Selanik’ten ayrıldıklarında babası çok küçük yaştaydı. Gizli Hristiyanlardı ve evlerinde ikonalar vardı. Ayşe’nin yakın ilişki kurduğu halalarından birinin evinde birçok ikona vardı ve her zaman için Meryem Ana ikonasının altında yanan bir mum olurdu. Yaşı küçükken kısa süreliğine halasında kalmaya giderdi. Halası Ayşe’nin elinden tuttu ve Rus nenesi ile birlikte kiliseye gidip onu vaftiz ettiler. Nenesinin söylediğine göre babası Ahmet Er de vaftiz olmuştu. Kendisinin açıkladığı üzere, “Er” ismine İncil’de de değinilmektedir. Dürüst olmak gerekirse, bunu bilmiyordum. Araştırdım ve bu bilgiyi teyit ettim. Unutmayalım ki bölgemizin tektanrıcı dinleri aynı kökene sahiptir. Dedesi ve nenesi çocukların önünde konuşmak istemedikleri bir konuyu kendi aralarında Rumca konuşurlardı. Babası da biraz Rumca bilirdi.

- Sen nesin? Müslüman mı, Hristiyan mı?

-Kitâb-ı Mukaddes’i ve Kuran’ı okudum. Her iki dine de saygı duyuyorum. Müslümanlık iyi bir dindir, fakat yapılan bunca aşırılık sonrası dini o hale getirdiler ki dinden soğudum. Vaftiz edilmiş olsam da Hristiyan değilim. İnançlı biriyim ama neye inandığımdan emin değilim.

Kıbrıs’ta

Babası, daima çevresi ve resmi makamlarla sorunlu olan erkek kardeşlerinin aksine uysal bir adamdı. 1975 yılında Ayşe’ye hiçbir zaman tam olarak ne olduğunu anlatmadıkları, babasının kardeşlerinin sebep olduğu bir olay çıkmış ve babası da neyi var neyi yoksa evini ve iki dönüm tarlasını satıp karısı ve çocuklarını alıp Kıbrıs’a gelmişti. Kendilerine Trikomo’da (Yeni İskele’de) bir ev vermişlerdi. Babası tarımla uğraşıyordu. Babası, Kıbrıs’ı daha önce buraya gelen köylülerinden ve bölge sakinlerinden öğrenmişti.

Eğitim Yaşamı

Ayşe Trikomo’da doğup büyüdü. Orada ilkokula ve ortaokula, liseye gitti. Orada Kıbrıs’ın tarihini ve Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türkleri istemediklerini öğrendi. Ancak babasından Kıbrıslı Rumlarla ilgili tek bir kötü kelime duymadı. Trikomo’daki liseyi bitirmesinin ardından Erzurum şehrindeki Hemşirelik Fakültesi’ne gitti. Oradaki eğitimini tamamlamasının ardından Kıbrıs’a döndü ve eğitimini Mağusa’da olan Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde sürdürdü. Orada İşletme bölümünde eğitimine devam etti.

Etnik köken
   - Kendisine soruyorum; etnik kökenin yaşamında nasıl bir rol oynuyor?
   - Sana dediğim gibi, babam Yunanistan kökenlidir, nenem Rus’tur, annem Türk’tür. Ulusumun net olarak ne olduğunu söyleyemem. Ben Kıbrıs’ta doğdum, bu ülkelerle alakam yoktur. Kıbrıslıyım ve bu ülkeyi başka bir ülkeyle değişemem. Siz Kıbrıslı Rumların beni nitelendirdiğiniz gibi “yerleşiklerin” kızı olduğumun farkındayım. Tamam, anne-babamı o şekilde nitelendirebilirler de, beni de mi? Neden? Burada doğdum, burada büyüdüm, bu ülkeyi seviyorum ve vatanım olarak görüyorum. Kaçmak zorunda olsam gidecek yerim yoktur. Türkiye’ye hele şimdi bir da İslamcılığın etkisi artmışken gitmek istemiyorum. Eğer beni kovarlarsa İngiltere’ye gitmek için başvuracağım. Orada yaşamak hoşuma gidecektir, çok özgürlükçü bir ülkedir.

- Kıbrıslı Rum arkadaşların var mıdır?

- Hayır. Güney’deki tek arkadaşım doktorumdur. Bir diğer yeni arkadaşım da sensin ve seninle tanıştığıma çok memnun oldum. Senin hakkında, kardeşin hakkında ve ailen hakkında çok güzel şeyler duydum.

- İki toplumlu faaliyetlerde yer alıyor musun?

- Hayır. Çünkü sağlığım buna müsaade etmiyor. Umarım ileride bu faaliyetlere katılırım ve her iki toplumdan da birçok insan tanırım.

- Kıbrıslı Rumları nasıl görüyorsun?

- Ne ailede ne de mahallede Kıbrıslı Rumlara dair kötü söz duydum. Yaşı büyük kadınlar Larnaka’yı, şehirlerini, evlerini anımsıyorlardı. Hissettiğim kadarıyla sohbetlerinde acı vardı. İnsanlar birbirlerini sevmeli, birbirlerine kin duymamalıdırlar. Sevgi insanları birleştiren bir nimettir.

Hobi

- Hobilerin var mıdır?

- Spor yapmıyorum, sağlık sorunlarım müsaade etmiyor. Okumayı severim, alabildiğimde yeni kitaplar alırım. Sevdiğim hobi ise lefkara işi yapmaktır. Yaşım küçükken Larnaka’dan gelmiş olan komşularımın lefkara işi işlediklerini görürdüm. Bu sanatı öğrendim ve boş vaktim olduğunda bununla oyalanıyorum.

- Son sözlerin nedir?

- Bu memlekette barış içerisinde yaşayalım. Vatanımız çok güzeldir.
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 13 10 2 1 17 32
2 YENİCAMİ AK 12 9 2 1 18 29
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 0 5 9 21
4 CİHANGİR GSK 12 6 3 3 2 21
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 6 2 4 9 20
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 6 2 4 1 20
7 GÖNYELİ SK 12 6 1 5 4 19
8 LEFKE TSK 13 5 4 4 0 19
9 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 3 4 8 18
10 ÇETİNKAYA TSK 12 5 3 4 0 18
11 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 2 7 3 -10 13
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 2 4 6 -8 10
13 BİNATLI YSK 12 3 1 8 -10 10
14 GİRNE HALK EVİ 12 2 1 9 -9 7
15 ESENTEPE KKSK 12 2 1 9 -15 7
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 1 4 7 -16 7
yukarı çık