• 04 Nisan 2018, Çarşamba 9:13
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

EOKA mücadelesinin (1955-59) biçimi ve içeriği

   EOKA’nın silahlı mücadeleye başlamasından bu yana yarım asırdan fazla bir zaman geçmiştir. Bu kadar süre geçmesine rağmen EOKA’nın silahlı faaliyeti siyasi tartışmalarda halen ciddi bir yer tutmaktadır. Her yıl 1 Nisan tarihinde sağ cenahta hem ΕΟΚΑ mücadelesi hem de EOKA’nın lideri Y. Grivas kutlanıyor, yâd ediliyor. EOKA’nın dışladığı sol cenahta ise, bağımsızlığın öncesi ve sonrasında meydana gelen tüm felaketleri mücadelenin biçimine yükleme yönünde bir çaba vardır. Öte yandan, mücadelenin içeriğine herhangi bir şekilde dokunulmuyor. Son yıllarda farklı bir görüş hâkimdir: Buna göre, EOKA mücadelesi “kurtuluş” mücadelesidir ve halkın tüm katmanları tarafından kucaklanmıştır. Bu noktada, halk denirken elbette Kıbrıs Rum toplumu kastediliyor. Bu makalede bu meselenin tüm boyutlarını analiz etmem mümkün değil elbette, bu yüzden en temel noktalara değineceğim:
   1. Bir kurtuluş mücadelesindeki en önemli unsuru mücadelenin içeriği belirler. Bu mücadele büyük nüfus kitlelerini bir araya getirir veya nüfusun çıkarlarına uyumlu değilse bu mücadele püskürtülür. Mücadele şekli, belirlenen amaca en iyi şekilde ulaşılacak biçimde belirlenir. Kıbrıs’ta, “kurtuluş” mücadelesi kurtuluş bağlamında değildi, Kıbrıslı Rumların irredantizm çabasından ibaretti. Kıbrıslı Rumların mücadelesinde toplumsal amaçlar gözetilmemişti. Tek temalı bir mücadeleydi: “Enosis” talep ediliyordu. Yani, Yunanistan’ın sınırlarının Kıbrıs’a kadar genişlemesi talebi vardı. Gerek Kilise ve lideri önderliğindeki sağın, gerekse AKEL’in talebi bu doğrultudaydı. Sağ şunu söylüyordu: “Enosis olsun da taş da yeriz”. Sol ise Enosisi “sosyalist toplum inşa etme” ideolojisi ile bir araya getirmeye çalışıyordu. Pek tabii sosyalist toplum inşa etme hedefi Enosis sonrasına ve Yunan devletinin inisiyatifine bırakılmıştı. EOKA’nın silahlı mücadelesi tüm Kıbrıslıları bir araya getiremezdi. Sadece Kıbrıs Rum toplumunun çıkarlarını yansıtmaktaydı. Maronitler, Ermeniler ve Latinler de çerçeve dışındaydı.
   2. Kıbrıs Türk Toplumu, Kıbrıs Rum Liderliği tarafından dikkate alınmamıştı. Bu politika Kıbrıs Türk Toplumu’nu kendi milliyetçi liderliği etrafında toplamış ve toplumun milliyetçi duygularını artırmıştı. Kıbrıslı Türk olup da AKEL saflarında yer alanların sayısının çok olduğunu söyleyemeyiz. Aynı şekilde, liderlikleri ile ters düşüp öldürülen veya Britanya’ya göç etmek zorunda olanlar da vardı ama sayıları çok değildi.
   3. Silahlı mücadelenin içeriği Enosisin ötesinde olsaydı, bağımsızlık fikri 20. Yüzyılın başlarından beri var olduğundan ötürü belki de taksim de öne sürülmeyecekti. Her zaman için fikirlerin bir doğum olduğunu söylemişimdir. Kıbrıs Türk Toplumu’nun her zaman için Enosis fikrine tepki gösterdiği tarihte de teyit edilmiştir. 20. Yüzyılın ikinci yarısının başlarında Kıbrıslı Rumlar tarafından Enosis talebi ortaya konmuştu. Kıbrıs Türk toplumu ise daha önce Kıbrıs’ın Osmanlı İmparatorluğu’na dönüşünü istemişti. Kıbrıs’ın bir İngiliz sömürgesine dönüştürülmesinin ardından, Kıbrıslı Rumların Enosis talebine karşılık olarak Kıbrıslı Türkler tarafından adanın taksiminin ortaya konulduğu görülüyor. Kıbrıslı Rumlar arasında Enosis ile hemfikir olmayan tek parti Kıbrıs Komünist Partisi’ydi (KKK). Fakat maalesef 1930’lu yılların sonunda ortama hâkim olan milliyetçilik KKK’nin dağılmasına ve 1943 yılında AKEL ile bütünleşmesine götürdü. AKEL ise kuruluşundan itibaren Yunanistan ile Enosisi benimsiyor ve talep ediyordu.   

 

   4. Mücadelenin içeriği öngörülenden farklı olsaydı, mücadele sosyoekonomik bir vizyon taşısaydı, Kıbrıslıların tüm etnik grupları bu mücadelede yer almaya davet edilseydi, mücadele bağımsızlık için verilmiş olsaydı, mücadelenin şekli çok daha farklı bir rol izlerdi. Öyle bir şey olsaydı, Kıbrıslı kökeni, özgün kimlik olarak belirleyici bir rol oynayacaktı. Böyle bir biçim, kurtuluş mücadelesinin sosyoekonomik içeriği boyutuna da olumlu katkı yapardı.
   5. Silahlı mücadelenin Kilise tarafından üstlenilmesi sorunu daha da karmaşık hale getirmiştir. Ayrıca, Yunanistan’ın işgal edildiği esnada Almanların işbirlikçisi olan Grivas’ın EOKA liderliğinde olması da Kıbrıslı Rumlar arasındaki bölünmeyi daha da derin hale getirdi.
   6. EOKA’nın ve solun mücadelesinin tek gayesi Kıbrıs’ın Yunanistan ile Enosisiydi. Zürih-Londra antlaşmaları ile bu amaç gerçekleşmemiş oldu. Fakat bu antlaşmaları silahlı mücadele getirmedi. Silahlı mücadele farklı bir durum getirdi. Bu durum aslında en baştan amaç olması gereken şeydi: Kıbrıs’ın bağımsızlığı.
   7. O dönemdeki durumu analiz eden birçok yazar tüm kusurları sadece silahlı mücadelenin üzerine yıkıyor. Bu yazarlar, o dönem çözümün içeriğini belirleyen noktayı atlıyorlar: Mücadelenin milliyetçi içeriği. Bu milliyetçilik çözümün içeriğini belirledi ve 1960 Anayasası’nda milliyetçilik vücut buldu. Esas unuttukları ise, bu çözümün getirdiği iyi bir boyutu gözden kaçırmalarıdır: Bağımsızlık. Zira daha ilk yıllarından itibaren bağımsızlık “gayrı resmi çocuk” olarak görüldü. Bu “gayrı resmi çocuk” bugün Kıbrıslı Rumların flamasıdır, zira 1963 yılındaki “Kıbrıs Rum ayaklanmasıyla” Kıbrıs Türk toplumunu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dışına itmişler ve onları gettolara kapatmışlardı.
   8. 1 Nisan’da yapılan kutlamalar ve onun sonucu ile ilgili olarak derin bir çelişkinin olduğu bir gerçektir.   1Nisan kutlamalarını organize edenler, yeni nesillere Enosis için mücadele ettiklerini hatırlatmak istiyorlar. Ayrıca bu mücadelenin bağımsızlık için olmadığı da doğal olarak hatırlatılmış oluyor. Aynı şekilde 1 Ekim tarihinde bağımsızlık ile ilgili yapılan kutlamalarda da maalesef Kıbrıs Rum toplumunun milliyetçi arzuları ön plana konuluyor. AKEL Hükümeti döneminde Dimitris Hristofyas’ın, askeri resmigeçitleri kaldırma yönünde bir siyasi cesaret göstermesini beklerdim. Sonuçta bu askeri resmigeçitler, milliyetçi tutkuları artıran şeylerdir. Maalesef bu yapılmadı ve günümüzde de halen sürüyor.
   9. EOKA ve EOKA B’nin arasında herhangi bir ilişki yoktur. EOKA B’nin birçok yetkilisinin –belki de çoğunluğunun- Enosisi gerçekleştirmek için yasal düzeni yıkmak üzere Yunan askeri cuntası ile işbirliği yaptığı bir gerçektir. Fakat bu durum ile bundan, EOKA 1955’in silahlı mücadelesini sorumlu tutmak tamamen farklı şeylerdir. İşte bu yüzden, söz konusu durumda bağımsızlığını kazanan Kıbrıs’ın siyasi liderlerinin sorumluluktan arındırılmaları çabasının söz konusu olduğu kanısındayım. Çünkü Enosis politikasını geri getiren Makarios’tu ve AKEL de onu sadık şekilde destekliyordu. Derin devlet örgütlerinin kurulmasının sorumluları da onlardır, iki toplumlu çarpışmaların sorumluları da onlardır. Ayrıca, daha sonraki olayların doğrudan sorumluları da yine onlardır. Tüm hatalar ve zafiyetler sağın, Kilisenin, solun politikalarına ve 1955-1959 EOKA’nın mücadele biçimine yüklenmesin.
   10. İçerisinde bulunduğumuz asır değişti, 21. Yüzyıla geldik fakat halen aynı politika sürdürülüyor. Kutlamalar ve resmigeçitler, toplantılar ve marşlar sürüyor. Ülkenin bugün geldiği durumda rolü olan ne varsa sürdürülüyor. Aynı anda Kıbrıs sorunu çıkmazdadır ve Sayın Anastasiadis Sayın Akıncı ile görüşecek. Öte yandan, Kıbrıslı Rumların Eğitim Bakanı Sayın Habiauris ELAM yöneticileri ile görüşüyor. ELAM aşırı milliyetçi bir Neonazi partisidir ve cani Yunan partisi Hrisi Avgi’nin bir koludur. Bağımsızlığı ve Kıbrıs devletinin federatif şeklini reddediyor; göbeğinde Kıbrıs’ın çizili olduğu Yunan bayrakları ile geziyor. Bu bakan, ELAM yetkililerine onlarla aynı ülkülere, değerlere ve prensiplere sahip olduğunu belirtiyor. “Kıbrıs Helendir” şeklinde sloganın egemen olduğu toplantılara katılıyor.
   11. Kıbrıslı Rumlar olarak yurttaşlarımız Kıbrıslı Türklerden, yabancı asker ve garantilerden arınmış yeni bir devlet inşa etmek üzere bizlerle dayanışmalarını istiyoruz. Ancak; Kıbrıs Rum toplumunda bu aşırı milliyetçilik olgularının egemen olduğu bir durumda, yeni bir devlet inşa etmek üzere Kıbrıslı Rumlara kim güvenebilir ki?

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Fevzi Ogelman Fevzi Ogelman 10.04.2018 23:56

Kyriacos, eline saglik.

Fevzi Ogelman Fevzi Ogelman 10.04.2018 23:57

Kyriacos, eline saglik.

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık