• 14 Mart 2018, Çarşamba 9:41
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Rum Liderliğine niye güvensinler?

Bu soru bir süredir beynimi meşgul ediyor. Önemli ve temel teşkil eden bir unsur olarak gördüğüm için görmezden gelinecek bir soru değildir. Şu anda bu sorunun yanıtlanmasının vaktinin geldiğini düşünüyorum. Çünkü bir yıpranmışlık ve Türkiye ile tamamen özdeşleşme havası yaratılmaya çalışılıyor. Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Rum liderliği tarafından Türk politikasının bir organı haline gelmekle suçlanıyorlar. Bunun sebebi olarak da gösterdikleri nokta, hidrokarbonların sadece Kıbrıslı Rumlar tarafından yönetilmesine rıza göstermemeleridir. Bu şekilde yapay olarak yeni bir atmosfer kültürü yaratılmaya başlandı. Bu yapay atmosfer ile Kıbrıslı Rumların iki bölgeli iki toplumlu federasyon bağlamındaki konumlarını gözden geçirmeleri gerektiğine işaret ediliyor. Sevgili Andreas Parashos’un ortaya attığı üzere Cumhurbaşkanı iki devletli çözüm şeklini tartışmaya başladı. Bu iddia maalesef bugüne kadar yalanlanmadı. Yalnızca Sayın Hristodulidis verdiği beyanatta böyle bir konunun olmadığını söyledi. Şimdiye kadar cumhurbaşkanının diğer parti liderleri ve Başpiskopos ile yaptığı görüşmelerde böyle bir konunun gündeme gelmediğini kabul edebiliriz. Kaldı ki Başpiskopos iki devletli çözümün fanatik bir destekçisidir. Böyle bir konu yakında gündeme gelir, belki de ilk Anastasiadis–Akıncı görüşmesinden hemen sonra bile gelebilir. Bekleyelim bakalım. Medyanın çoğunluğu ve çeşitli parti liderlerinin yaptığı açıklamalar toplumu aşırı milliyetçiliğe sürükleyecek bir ortamı besliyor. AKEL bile neredeyse Kıbrıslı Türkler ve liderleri Akıncı’nın çözüm vizyonundan saptıklarını ve tam olarak Türkiye’nin politikası ile özdeşleştiklerini belirtiyor. Gerçekten Kıbrıslı Türklerin bu dönüşü ile ilgili ikna olmuşlarsa, şu soruyu sormalıdırlar: Bu dönüş neden? Türkiye ile bu denli özdeşleşmeye onları iten etken nedir? Fakat bu sorunun yanıtlanması için geçmişi eşelemeleri ve yıllardır eleştirildikleri sert gerçekliklerle yüzleşmeleri lazımdır. Aksi takdirde bu soruya bir yanıt bulamazlar. Eşeleyip yanıt bulamayınca da mutlaka milliyetçi analizler ve sonuçlara varacaklardır. Bu şekilde de her türlü çözümsüzlük yazarının her türlü milliyetçilik zehrini rahatça neşretmesi için AKEL de fırsat tanımış olacak. Böyle olunca da bu tellallar Kıbrıs Rum toplumunu paniğe sokma fırsatını değerlendirmiş olacaklar. Bu tellallardan çok vardır ve böyle bir politika yürütmek üzere bir araya gelip organize olmaları tesadüf değildir. Hâlihazırda birçok kez durumun olduğu gibi kalması ve sabitlenmesi yönündeki görüşlerini ortaya koydular. Buna paralel olarak da iki devletin oluşturulması yönünde  “değirmene su taşıyorlar”.
   Fakat onlara niye güvensinler ki? 1960 yılında Londra Antlaşmalarını imzaladığı zaman, Makarios “muzafferiz” diye haykırmıştı, ama ortak bir şekilde tüm Kıbrıs halkına hitap etmeleri önerildiğinde bu öneriyi reddetmişti. Zira Kıbrıslı Türklerin liderlerini küçümsüyordu. Yine Makarios, gezip gördüğü burjuva çevrelerine “Kıbrıslı Türk aristokrat sınıfının oluşturulmasına izin vermeyeceğim” diyordu. Neredeyse Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra derin devlet örgütleri ve silahlı gruplar oluşturmaya koyuldu. Bunun amacı 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulan rejimin yıkılmasıydı. 1963 yılında olanlar gökten zembille iner gibi aniden oluşan şeyler değildi. 1963 yılı olayları Makarios ve “çocuk korosu” hükümeti tarafından önceden planlanan bir darbeydi. Müteveffa Themistoklis Dervis, Makarios Hükümeti’ni “çocuk korosu” olarak nitelendirmişti. Bu önceden planlı darbenin amacı, Kıbrıslı Türkleri iktidardan kovmak ve bağımsızlığın nimetlerinden tek başına faydalanmaktı.

1963 yılının Aralık ayındaki trajik olaylar sonrasında enosis politikası yeniden ortaya çıkmışken ve uygulanmaya girişilmişken Kıbrıslı Türkler niye Kıbrıslı Rum liderlere güvensinler ki? Makarios rejimi her aşırı milliyetçiye kanuna hesap vermeksizin masum kişileri öldürme fırsatı tanımışken niye güvensinler ki? Bu kişiler bırakın kanunlara karşı hesap vermeyi, “kahraman” sıfatı ile ödüllendirilmişlerdi. Peki, Yunanistan ile Enosis gayesi taşıyan darbeyi kim yapmıştı? Kıbrıslı Türkler mi? Onlara adaya Türk askerinin gelmesini isteyip istemediklerini sormuşlar mıydı? Günümüzde ise, neredeyse her gün Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşları ile ilgilendiği ve tüm vatandaşlarının çıkarını gözettiği açıklamalarını duyuyorum. Tüm vatandaşlar derken Kıbrıslı Türklerin de bu vatandaşlar arasında olduğu belirtiliyor. Bu demeçleri hidrokarbon çıkarılmasına ve kullanılmasına ilişkin yaptıkları konuşmalarda veriyorlar. Başka bir değişle, Kıbrıslı Türklere şunu söylüyorlar: Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıslı Rum iktidarı olarak sizi temsil ediyoruz ve size Kıbrıslı Rum vatandaşlara verdiğimiz tüm hakları vereceğiz. Bu söylediklerine gerçekten inanıp inanmadıklarını bilmiyorum. Çünkü eğer kendi söylediklerine inanıyorlarsa ya bilgisiz, ilgisiz ve tehlikelidirler, ya da bu da yeni çeşit bir palavradır. Elli yıllık ayrılıktan sonra, hükümetler Kıbrıslı Türklerin de Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşları olduğunu hatırladılar. Fakat diğer taraftan da Kıbrıslı Türkleri bir köşeye atmak ve onları Türkiye’ye bağımlı bir seviyeye indirmek suretiyle Türkiye ile müzakere etmek istiyorlar.
   Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hidrokarbondan doğacak gelirden Kıbrıslı Türklerin haklarını vereceğini duymak ancak bir şaka olabilir. Peki, şu ana kadar olan gelir nereye gitti? Madem Kıbrıslı Türkleri de ilgilendiriyor hangi bölümde Kıbrıslı Türklerin söz hakları vardır?  Kıbrıs Rum tarafında “özlü sözler”. Kıbrıs sorunu çözüldüğünde alacaklar diyorlar. Öyle ya, bu ne zaman olacak peki? Öte yandan, yine Kıbrıs Rum liderliği takvimlere, zaman sınırlandırmalarına gerek yok diyor.

Sayın Anastasiadis, bu politika ile Kıbrıslı Türkleri, Avrupa Birliği’ni ve uluslararası politika aktörlerini ikna edebileceğini varsayıyor. Sayın Anastasiadis, farklı bir politikaya ihtiyaç vardır. Ancak, politika değişmek için açılımlar yapmak, sembolleri değiştirmek, zihniyet değiştirmek ve milliyetçiliğin bağlarından kurtulmak gerekir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek