• 25 Temmuz 2018, Çarşamba 8:55
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

Nereye aitim?

Tanıdık tanımadık birçok kişi bana şu soruyu soruyor: Nereye aitsin? Yanıt olarak da hiçbir partiye, hiçbir partisel hüviyete ait olmadığımı, kendime ait olduğumu belirtiyorum. Bu yanıtın ardından bazı kişiler gülümserken bazıları ise kendileriyle dalga geçtiğimi ifade ederler.

- Sen gizli sağcısın ve bunu söylemeye utanıyorsun.

Arkadan genelde böyle bir nakarat gelir. Bunun sebebi seçim dönemlerinde dahi görüşlerimi rahatça ifade etmemdir. Asla sözümü çiğnemem. 

Düşünce özgürlüğüne sahip bir vatandaşım. Neden bir partiye ait olmam gerektiğini anlayamıyorum. Kimsenin sahipliğine girmek istemiyorum. Ne de bir partinin… Bir partiye girildiğinde büyük bir kimliksiz grubun içerisine girilmiş olur. Birey yalnızca ve anayasal olarak kendine ait olan söz ve karar hakkını başkalarına, başka bir yapıya, bir büroya, bir lidere devreder. Bu büro veya lider ise bireyin görüşlerini almaksızın bu birey yerine konuşur. Birey partinin grup toplantısına gider ve hemfikir olmadığı bir karar kendisine okunur. Birey hemfikir olmadığı noktayı ortaya koyar, bazıları bu fikirle mutabık kalırken bazıları herhangi bir görüş beyan etmez. Bazıları ise liderlik pozisyonunda olanların bu bireyin karşı çıktığı karardaki noktaları daha iyi bildiğini savunurlar ve sonunda birey görüşlerini ifade ettiği için kendisini budala gibi hisseder. Bunlarla da kalmaz, birey parti karşıtı olarak nitelendirilebilir ve partinin düşmanı olarak ilan edilebilir. Nihayetinde, bireyin görüşü sessiz çoğunluğun veya çoğunluğun altında ezilir gider.

Eğer bir birey herhangi bir partiye aitse o partinin genel kuruluna gitmemek için bir bahane bulmalıdır. Genel kurullarda bir tiyatro oynanır. Sahnedeki esas oyuncular ne kadar süre konuşulacağına karar verirler. Liderliğin ise sınırsız vakti vardır. Diğerlerine iki üç dakika bile fazla… Oysa bu birey yapılmayanları, yapılmayanlardan ötürü nelerin olduğunu ve mevcut durumda ve ileride ne yapılması gerektiğini belirtmek üzere söz alıp bir de bunu liderliğin karşı çıkacağı biçimde radikalce ifade ederse lider sahneye çıkar bireyi yerin dibine gömer. Bireyse lideri yanıtlamak üzere süresi olmadığından oturup onu dinler. Bireye hiç söz verilmemesi de olasıdır. Genel kurulun sonunda kurulda alınan kararlar katılımcılara dağıtılır. Oysa bu kurula katılanların kürsüden söyledikleri ile alakasızdır. Genellikle nihai kararlar/ bildirgeler temsilciler görüşlerini ifade etmeden alınırlar. Hatta daha genel kurul çalışmaları başlamadan kararlar/bildirgeler yazılmış olur. Partinin zihni ve şuuru olan liderlik tarafından kaleme alınmış olur...

Bu süreç sonucunda da demokrasinin partisel topluluk için değil, daha geniş topluluk için olduğu açıkça ortaya çıkar. Particiler ise partilerin demokrasinin hücresi olduğunu iddia ederler. Oysa toplum ve demokrasinin diyalektik olarak birbirlerine bağlı olmalarından ötürü, doğrudan partilerin faaliyet ve görüşlerinden hareketle toplumda da demokrasi noksanlıkları tespit edilebilir. Bazı durumlarda parti liderliklerinin anti demokratik ve muhafazakâr güçlere göz yumup onları yardıma çağırdıkları da gözlemlenebilir.

Partisiz olmak a-politik olmak yani geçmişte Aristoteles’in belirttiği üzere “fuzuli vatandaşlık” demek değildir. Yunan gazeteci ve yazar Nikos Adamu VİMA gazetesindeki 8/3/1987 tarihli yazısında şöyle bir görüş ortaya koymuştu: “Mamafih, hissi bağlamda kuru değilim –coşabilirim, sevebilirim, hayranlık duyabilirim, dayanışabilirim. Hatta bir kişiye ait olabilirim (kendini özgürce başkasına bırakmak anlamıyla), bir fikir için kendimi feda edebilirim, fakat üzgünüm ama bir partiye ‘ait’ olamam. Bunun düşüncesi bile beni kendi kendime yabancılaştırır. Yani, NEREYE AİTİM? Sevdiğim ne varsa ona! -Bir partide ne sevebilir ki insan? Parti bir iktidar organıdır!- Okuduğum kitaplara, sevdiğim kadınlara, hayran kaldığım manzaralara ait im ben”. Muhtemelen ben her ne kadar da tüm çabam “klonlar” değil,  özgür ve bağımsız vatandaşlar yaratmak olsa da aileme ait im.

Tüm bu yazdıklarıma yaşadığım hayat tecrübesi sonucunda vardım. İşte bu tecrübeler yaşamımın ileriki yıllarında izleyeceğim siyasi davranışımı belirleyecektir.

Not: Köşe yazılarımda uluslararası olarak tanınmış değerleri çiğnemeksizin objektif olmaya çalıştım. Okuyucularıma sorgulamanın ve eleştirel düşüncenin kişiyi obsesyonlardan kurtardığını ve at gözlükleri olmaksızın nesnel gerçeklikle yüzleşmelerine katkı koyduğunu göstermeye çalıştım.

İki dilde de yayınlanan köşe yazılarımda ortaya koyduğum düşünceleri şu veya bu şekilde destekleyen okuyucularıma teşekkür ediyorum. Hepinize güzel bir yaz ve iyi tatiller diliyorum. Eylül ayında yeniden birlikte olacağız.
   Çeviri: Çağdaş Polili

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 4 0 0 6 12
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 3 1 0 9 10
3 BAF ÜLKÜ YURDU 4 3 0 1 6 9
4 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 2 2 0 6 8
5 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 0 7
6 LEFKE TSK 4 1 3 0 3 6
7 GÖNYELİ SK 4 2 0 2 0 6
8 ÇETİNKAYA TSK 4 1 2 1 -1 5
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 1 2 1 -2 5
10 ESENTEPE KKSK 4 1 1 2 -5 4
11 GİRNE HALK EVİ 4 1 0 3 1 3
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 0 3 -2 3
13 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 1 0 3 -3 3
14 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 0 3 1 -3 3
15 BİNATLI YSK 4 1 0 3 -6 3
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 0 1 3 -9 1
yukarı çık